İYİ Parti lideri Meral Akşener: “Erdoğan geçen haftaki grup konuşmasında Rize’deki provokasyon çalışmasının azmettiricisi olduğunu itiraf etti”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Gündeme dair açıklamalar yapan Meral Akşener, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı büyüme rakamları ile ilgili “Yüzde 7 oranındaki büyüme sevindirici bir haber ancak bazı şeyleri sorgulamak zorundayız. Mesela, milletimiz bu büyümeyi hissedebilmiş mi? Hayır. Mesela, yüzde 7 büyümeye rağmen, esnafımız, çiftçimiz neden hala perişan?” dedi. Geçtiğimiz hafta Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında Rize ziyareti ile yaptığı açıklamalarını sert bir dille eleştiren Akşener, “Erdoğan geçen haftaki grup konuşmasında Rize’deki provokasyon çalışmasının azmettiricisi olduğunu itiraf etti. Daha başka planları da olacak ki ‘Bu daha iyi günleriniz’ diye ekledi” dedi. Suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili iddialarına da değinen Akşener, Soylu’nun “kenara çekilmesi” gerektiğini ve iddialarla ilgili gerekli delillerin bir an önce toplanıp soruşturma açılması gerektiğini söyledi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in konuşmasından öne çıkan satır başları şu şekilde:

“Türkiye Cumhuriyeti, göz kararı ile Sayın Erdoğan’ın paşa gönlüne göre yönetilecek bir devlet değildir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısı sonrası açıkladığı yeni koronavirüs tedbirlerine değinen Meral Akşener, “Sayın Erdoğan, salgın tedbirlerindeki yeni dönem için kürsüdeydi. Milletçe cevabını beklediğimiz birçok soru vardı. Bu soruların çoğuna artık adet olduğu üzere yine cevap bulamadık. Net bir aşı takvimi oluşturulmuş mu? Oluşturulmamış. Turizm hareketliliği ve konaklamalarla ilgili ne gibi kısıtlamalar var? Belli değil. Yurtdışına çıkışlardan, 65 yaş üstü insanlarımızın durumundan, telafi eğitiminden bahsedildi mi? Hayır. Öğretmenlerin kadro beklentilerine bir cevap var mı? Yok. Toplu etkinlikler ve konserlerin bahsi geçti mi? Hayır. Süre ve sayılarla ilgili bir izahat var mı? O da yok. İktidarın artık bir şeyin farkına varması gerekiyor. Bir karar alma yetkisine sahip olmak, alınan kararı hiçbir açıklama yapmadan hiçbir mantığa dayandırmadan kafaya göre uygulamak anlamına gelmez. Modern bir devlette her kararın rasyonel bir açıklaması olmak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti, göz kararı ile Sayın Erdoğan’ın paşa gönlüne göre yönetilecek bir devlet değildir. Böyle iş bilmezlik olmaz. Böyle devlet insanlığı olmaz. Böyle salgın yönetilmez. Sayın Erdoğan, iş yapıyor gibi görünmek için şekilden şekle girmekten artık vazgeç. Aldığın abuk sabuk kararlarla zor durumdaki insanlarımızı daha da zor duruma düşürme. Ya işini yap ya da sandığı getir, biz de memleketi hak ettiği gibi yönetelim” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin yeniden hukuk, adalet ve demokrasi rayına oturması gerekiyor”

İYİ Parti lideri Akşener, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini sert bir dille eleştirerek, “Partili cumhurbaşkanlığı isimli bu ucube sistemde Türkiye bir yönetim krizi yaşıyor. Ekonomiden salgına, tarımdan eğitime ve hatta ülke gündemini son haftalarda meşgul eden iddialara kadar her alanda bunun yansımalarını görüyoruz. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistem önerimiz işte tam da bunun için çok önemli. Üzülerek görüyoruz ki Türkiye partili cumhurbaşkanlığı sistemini daha fazla taşıyamıyor. Bu yolun yol olmadığı artık belli oldu. Bu sistemin Türkiye için büyük bir hata olduğu apaçık ortaya çıktı. Türkiye’nin yeniden hukuk, adalet ve demokrasi rayına oturması gerekiyor. Er ya da geç o sandık gelecek ve bu iktidar gidecek. Aziz milletimiz, ‘parti’ değil ‘devlet’ diyecek. ‘Tek adam’ değil ‘millet iradesi’ diyecek. ‘Dayatma’ değil ‘ortak akıl’ diyecek. ‘Mafyokrasi’ değil ‘demokrasi’ diyecek. ‘Korku’ değil, ‘huzur’ diyecek. ‘Fakirlik’ değil ‘refah’ diyecek. ‘Beş müteahhit’ değil ’84 milyon’ diyecek. ‘Haksızlık’ değil ‘adalet’ diyecek. Ez cümle, milletimiz İYİ Parti diyecek ve Türkiye’nin yüzü gülecek. Allah’ın izniyle yetkiyi alacağız ve Türkiye’yi düze çıkartacağız. İyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemle milletimizi hak ettiği bir Türkiye’ye kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

“Sayın Erdoğan, lafa gelince Rizeli’sin ama Rizeli’yi düşünmüyorsun”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen haftaki grup toplantısındaki açıklamalarına ilişkin konuşan Akşener, “Yani Sayın Erdoğan’ın hemşerileri daha az, başka ülkelerin çay üreticisi daha çok kazanıyor. Tarım Bakanlığı raporu diyor ki, ‘Üretim maliyetleri yüksek. Üreticimiz bu fiyatlarla başa çıkamıyor’. Bunu bizzat bakanlık söylüyor. Söylüyor ama, ne yapıyor? Sıfıra sıfır elde var sıfır. Peki hayat şartları nasıl? Enflasyon hesabı yaparsak, 10 yıl önceki 100 liranın değeri, bugün 280 lira. Aynı 10 yılda, mesela Sayın Erdoğan’ın maaşı üç kat artmış. İşçi maliyetleri dört katına çıkmış. Ama 10 yılda çaya verilen destek, dolar bazında azalmış Türk lirası bazında ise sadece 1 kuruş artmış. Böyle haksızlık, böyle vicdansızlık olur mu? Erdoğan geçen haftaki grup konuşmasında Rize’deki provokasyon çalışmasının azmettiricisi olduğunu itiraf etti. Daha başka planları da olacak ki ‘Bu daha iyi günleriniz’ diye ekledi. Sayın Erdoğan, lafa gelince Rizeli’sin ama Rizeli’yi düşünmüyorsun. Rize’nin gelini hemşerilerine sahip çıktı diye küplere biniyorsun. Sahip çıkmaya devam edeceğim. Köpürsen de tehditler savursan da milletimizin yanında durmaya devam edeceğim. Sen daha dur senin deyiminle ‘Bunlar daha iyi günlerin’, milletin gerçekleriyle daha çok yüzleşeceksin. Valla ben kayınvalidemi çok seviyorum, aynı evde de oturuyoruz senelerdir. Tembihi var: ‘Garibin yanından ayrılmayacaksın, Rizeli’nin de ardında duracaksın” ifadelerini kullandı.

“TÜİK’in temel görevi, iktidarın yalanlarına gerçeklik uydurmak”

TÜİK’in açıkladığı büyüme rakamlarıyla ilgili konuşan Akşener, büyümenin sevindirici bir haber olduğunu belirterek, “İhtiyaç olur iftira ederler, ihtiyaç olur istiskal ederler, ihtiyaç olur yalan söylerler. Nitekim temel görevi iktidarın yalanlarına gerçeklik uydurmak olan TÜİK, “Türkiye, 2021’in ilk çeyreğinde, yüzde 7 büyüdü” diyor. Gözümüz aydın büyümüşüz. Açıklamayı yapan TÜİK olduğu için biz de doğal olarak bu büyümeyi bir inceleyelim dedik. Açıklanan verilere göre sabit sermaye yatırımları büyümeye pozitif etki yapmış. Beş çeyrek negatiften sonra net ihracat da az da olsa pozitif katkı yapmış. Buraya kadar her şey güzel. Elbette bunları sevindirici buluyoruz. Ama bazı şeyleri sorgulamak zorundayız. Mesela milletimiz bu büyümeyi hissedebilmiş mi? Hayır. Mesela yüzde 7 büyümeye rağmen, esnafımız, çiftçimiz neden hala perişan? Kem küm. Mesela, son bir yılda işsiz sayımız neden 2 buçuk milyon kişi artarak 10 milyona ulaşmış? Cevap yok” dedi.

“Zenginleşmemişiz tam tersine borçlanmışız”

Akşener sözlerine şu şekilde devam etti:

Bizden çok daha düşük oranda büyüdükleri halde birçok ülke, salgının olumsuzluklarını, bizden çok daha hafif yaşıyor. Çünkü o ülkelerde, hükümetler ciddi hibe destekleri verdiler. Yani vatandaşlarının sağlık ve huzurunu, büyüme istatistiklerinin önüne koydular. Bizde ise iktidar, sırf büyüyeceğiz diye, hem yarım tedbirlerle insanlarımızın sağlığı tehlikeye attı, hem de direkt yardım yapmayarak insanlarımızı geçim sıkıntılarıyla baş başa bıraktı. Sırf istatistikler yüksek gelsin diye sosyal devlet olmanın gereğini maalesef yapmadı. Bu çarpık anlayışın etkilerini, büyüme rakamlarını incelediğimizde görebiliyoruz. Milli gelirimizi, gelir yöntemiyle incelendiğimizde, ücret ödemelerinin, gayri safi yurt içi hasıla içindeki payının 2014 yılının ilk çeyreğinden beri, en düşük seviyeye geldiğini görüyoruz. Bir başka deyişle, ücretli çalışanlar pastadan son yedi yılın en küçük payını almışlar.”

“Türkiye, cami açılışında bile milleti bölmeyi başaran bir zihniyetle yönetiliyor”

Taksim Camii açılışında konuşan Ayasofya Camii imamı Mustafa Demirkan‘ın sözlerine tepki gösteren Akşener, “Türkiye, cami açılışında bile milleti bölmeyi başaran bir zihniyetle yönetiliyor. Bu zihniyet ne zaman sıkışsa milletimizi bölmeye çalışıyor. Milletimizi birbirine düşürüyor. Tek önceliği koltukları olanlar bu toplumsal ayrışmadan besleniyorlar. Biz davet aldık, programımız vardı ama Grup Başkanımız İsmail Tatlıoğlu katıldı. Sayın Erdoğan ve ekibinin herkesin eşit, bir ve beraber olduğu Allah’ın evinde düşmanlık üretmesini kabul edemeyiz. Cami müminler ibadet etsin diye yapılır. Camilerimiz hepimizin. Taksim Camii’nde ibadet eden vatandaşlarımızı kendi siyasi hesaplarına alet edemezsin. Yüce Allah’ın evinde vatandaşımızın arasına nifak tohumları ekemezsin. Ne yazık ki bu zihniyetin yansımalarını Ayasofya’da bile yaşıyoruz. Sayın Erdoğan’a yaranacaklar diye, sözde din adamları cumhuriyetimizin kurucusuna lanet okuyor. Yazıklar olsun. Bu çirkin anlayışın memleketimize ve milletimize verecek zerre şeyi olamaz” ifadelerini kullandı.

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili iddiaları hakkında konuşan Akşener sözlerini şu şekilde sonlandırdı:

“İçişleri Bakanı’nın, kenara çekilmesinde fayda vardır”

İçişleri Bakanı’nın kenara çekilmesinde fayda vardır. Delilleri toplayacak kolluk gücünün rahatlatılması, yargının siyasi baskı hissetmeden görevini yerine getirebilmesi ve adalet mekanizmasının gölgesiz çalışabilmesi için bu şarttır. Gerisi bağımsız Türk mahkemelerinin işidir. İşin doğrusu budur. İktidar için yolun sonu gözüküyor. Beş bin yıllık devlet geleneğimizin paçavra edildiği, dedikodu kazanlarının kaynayıp kirli hesapların ve karanlık ilişkilerin ortalığa döküldüğü bu dönem bir iktidarın vedasına işarettir. Son haftalarda yaşananları ibretle takip ediyoruz. Devlet insanlığından nasibini alamamışların elinde zarar görmesine asla müsaade etmeyiz. Ancak yaşanan çirkinlikleri de görmezden gelemeyiz.”

“Bu işler, öyle bir kişinin çıkıp, ortaya kefalet koymasıyla çözülmez”

“Geçen hafta, Sayın Erdoğan’ı uyardım. “Bağımsız bir yargı süreci derhal işletilsin” dedim. O ne yaptı? Küçük ortağın dolduruşuna geldi, gitti kefalet koydu. Toplum vicdanını rahatlatmak yerine, kendisini tartışmaların tarafı yaptı. Sayın Erdoğan, Bu işler, öyle bir kişinin çıkıp, ortaya kefalet koymasıyla olmaz. Devlet böyle yönetilmez. Bu işler şeffaf ve adil bir biçimde yürütülen yargı süreçleriyle olur. Toplum vicdanını rahatlatarak, tüm şüpheler giderilerek olur. Suçu olan cezasını çeker, suçsuz olan da aklanır işinin başına döner. Seni bir kez daha, devlet ciddiyetiyle ve makamının sorumluluğuyla hareket etmeye davet ediyorum. Çalışma arkadaşlarına bir an önce çekidüzen ver. İçişleri Bakanı’nın, Adalet Bakanlığı’yla, Emniyet Genel Müdür Yardımcısı’nın da İçişleri Bakanı’yla, medya üzerinden atışması devlet geleneğimize yakışmaz.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus