İMO’dan Saros Körfezi’ne yapılması planlanan iskele ile ilgili değerlendirme raporu: “İskelenin belirtilen yere inşası uygun değildir, Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattı’na bağlanmayı gerektirmesi nedeni ile Kuzey Ege kıyılarında inşası zorunludur”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Yönetim Kurulu, Saros Körfezi’ne yapılması planlanan iskele ile ilgili değerlendirme raporu yayımladı. Raporda, Saros Körfezi`ni korumanın, tüm çevre denizlerde yaşayan canlı türlerinin temsilcilerini ve daha doğrusu Akdeniz havzasında yaşayan tüm canlı türlerinin genlerini koruma anlamına geldiği vurgulandı.

Raporda körfezin doğal yapısı ve nelere dikkat edilmesi gerektiği madde madde açıklanarak iskelenin, Saros Körfezi`nin kuzey kıyılarında Sazlıdere Köyü, Bekirçavuş Burnu ile Köpekli Deresi arasında kalan bölgede yapılmasının körfezin biyoçeşitliliğine etki edeceği için uygun olmadığı belirtildi. Raporda ayrıca iskelenin planlanan yerde değil daha batıda, Saros Körfezi dışında yapılmasının, özellikle biyoçeşitlilik üzerine olumsuz etkileri ortadan kaldıracağına dikkat çekildi. İnşa edilmesi planlanan FSRU-LNG gemi yanaşma, hizmet iskelesi ve kıyı tesislerinin, ülkenin enerji ihtiyacını karşılayacak tesislerden biri olabileceği ve bu tesisin Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattı’na bağlanmayı gerektirmesi nedeni ile Kuzey Ege kıyılarında inşasının zorunlu olduğu da raporda belirtildi.


Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş. (BOTAŞ) tarafından, Edirne’nin Keşan ilçesindeki Sazlıdere Köyü sınırları içinde “Saros FSRU Gemi İskelesi” olarak planlanan projede 270 metre uzunluğunda iskele, dolgu platformu ve iskelenin uç kısmında oluşturulacak dolfenler ile 100 bin DWT büyüklüğüne kadar gemilerin yanaşabileceği özellikte bir yanaşma yapısının inşa edilmesinin tasarlandığının aktarıldığı raporda, gemilerin güvenli biçimde yanaşabilmesi için yanaşma ve hizmet yapılarının kıyıdan yeterli bir uzaklıkta ve en az 12 metre derinlikte olmasının gerektiği vurgulandı:

“Projenin gerçekleştirilmesi planlanan 52,3 ha büyüklüğündeki alan, Saroz Körfezi`nin kuzey kıyılarında, Edirne şehir merkezinin kuş uçuşu yaklaşık 24 kilometre güneyinde Sazlıdere Köyü, Bekirçavuş Burnu ve Köpekli Deresi arasındaki bölgede yer almakta; yakın çevrede Sazlıdere Köyü ve Gökçetepe Köyü yerleşimleri bulunmaktadır.
Proje ile LNG ve FSRU gemilerinin kıyı ötesi sabitleme sisteminin iskele ve rıhtım olarak belirlenmesi ve tasarımlarının bu yönde yapılması, boru hattının FSRU gemisinin bağlandığı noktadan kıyıya kadar iskele üzerinden taşınması öngörülmüştür.”

Raporda; tasarlanan projenin amacının sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG), LNG gemileriyle taşınması, yüzer sistemlerle depolanması ve gazlaştırılması işlemini yapan “Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Gemileri”nin (Floating Storage and Regasification Unit- FSRU) yanaşacakları iskele ile Boğazlardaki tanker trafiğini artırmadan, açık denizden ulaşılabilen bir bölgede, ülkeye yeni bir doğalgaz arz noktası ve doğalgaz depolama ve gazlaştırma ek kapasitesi kazandırılması olarak belirtildiği açıklandı.

“Saros Körfezi, biyoçeşitlilik bakımından zengindir. Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz`de görülen deniz canlılarının türleri, Saros Körfezi`nde yaşamaktadır. Bunun yanında: Saros Körfezi ve Kuzey Ege, az tuzlu, serin ve nispeten soğuk suları ile buzul döneminden kalan canlıların günümüze kadar varlığını sürdüren türlerinin devamına olanak sağlayan bir ortam olmuştur” tespitine yer verilen raporda, Saros Körfezi`ni korumanın, tüm çevre denizlerde yaşayan canlı türlerinin temsilcilerini ve daha doğrusu Akdeniz havzasında yaşayan tüm canlı türlerinin genlerini korumak manasına geldiği vurgulandı. Raporda, Saros Körfezi’nin doğal yapısı ve nelere dikkat edilmesi gerektiği madde madde şöyle anlatıldı:

“Saros Körfezi, korunması gereken önemli deniz alanlarından biridir”

“1- Körfez suyu, doğal akıntılar ile  kendini temiz tutmaktadır. Bu nedenle körfez sularında 144 cins balık, 78 tür deniz bitkisi ve 34 tür sünger yaşamaktadır. Körfezin Yunanistan’a doğru kuzey kıyılarında Erikli, Vakıf, Karagöl gibi denizle irtibatı olan lagün gölleri öncelikle flamingo ve çok sayıda kuş türlerinin göç zamanlarında konakladıkları yerlerdir. Saros Körfezi`ne dökülen akarsuların getirdiği bol ve çeşitli besinler, bölgedeki canlı türlerinin çeşitliliğinin devamı ve zenginliği için çok önemlidir. Bu nedenle, Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Alanı olarak ilan edilen ve korunması gereken önemli deniz alanlarından biridir.

2-Gemi yanaşma ve LNG elleçleme hizmetleri için planlanan tesis, 2010 yılında ilan edilen Saros Özel Çevre Koruma Bölgesinin 2,8 kilometre yakınındadır. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından hazırlattırılan, ‘Saros Körfezi Özel Çevre Koruma Bölgesi, Karasal ve Denizel Biyolojik Çeşitliliğin Tespiti Projesi’ kapsamında yapılmış çalışmalar, Saros Körfezi`nin Ege Denizi ile etkileşimini, karasal ve denizel biyolojik çeşitliliğin kapsamını ortaya koyan önemli bir belgedir. Bu proje, Saros Körfezi`nin daha iyi korunması, kullanılması ve değerlendirilmesi için karar vericilere destek sağlamayı amaçlamaktadır.

“Uzak yollardan gelen ve gemi tabanına yapışan farklı deniz canlılarını da beraberinde taşıyan gemiler, alandaki canlı türlerine zarar verecek yabancı türlerin alana gelmesine yol açacak”

3-Tesisin yeri Türkiye- Yunanistan DGBH`na en uygun lokasyonda seçilmiş ise de, tesisi kullanacak gemilerin rotalarının Saros Özel Çevre Koruma Alanı`ndan geçmesini kaçınılmaz duruma getirmiştir. Uzak yollardan gelen ve gemi tabanına yapışan farklı deniz canlılarını da beraberinde taşıyan bu gemilerin Özel Çevre Koruma Alanına girmesi, bu alandaki canlı türlerine zarar verecek yabancı türlerin alana gelmesine yol açacaktır.

“İskeleyi kullanacak gemilerin yaratacağı akıntı, Körfez içinde izlenecek rota boyunca yalnızca canlılara değil, onların yaşam alanlarına da kesinlikle zarar verecek”

4- İskeleyi kullanacak gemilerin su kesiminin 15 metre ve gemi uzunluklarının 345 metreye kadar olacağı bilinmektedir. Bu gemilerin pervanelerinin oluşturacağı su jetlerinin deniz tabanına etkisi, yer seçimi aşamasında göz önüne alınmalıdır.  Bakanlık tarafından hazırlanan projede: PIANC (1997) ve EAU isimli uluslararası kabul görmüş şartnamelerde yer alan pervane etkisi ile oluşan su jetleri kaynaklı akıntıları hesap yöntemi (Port Designer`s Handbook: Recommendations and Guidelines; sayfa 393-395) kullanılarak, bunların deniz tabanına etkileri değerlendirilmiştir. Buna göre: planlanan projede İskeleye gelecek en küçük LNG FSRU gemisi 80000 DWT tonajdadır (ANKAÇED, 2018). 80000 DWT büyüklüğünde; 50000 kW gücünde motoru, 8m pervane çapı ve 20m su kesimi olan (pervanesi deniz tabanından 30 metre yüksekte olarak geçen) tek pervaneli bir geminin 50 metre su derinliğindeki bölgede dipte yaracağı akıntı hızı, yaklaşık 2.2-3.3 m/sn olarak hesaplanmıştır. Tasarlanan projede iskeleyi kullanacak gemiler 80000 DWT`den büyük olacağından, hesaplanan jet hızları daha da yüksek olabilecektir. İskeleyi kullanacak gemilerin, Saros Körfezi`nde tüm deniz canlılarının yaşadığı 30 metre veya daha sığ sulardan geçerken dipte yaratacağı akıntı hızı 5m/sn değerlere ulaşacak; Körfez içinde izlenecek rota boyunca yalnızca canlılara değil, onların yaşam alanlarına da kesinlikle zarar verecektir.

“Proje için deprem ve tsunami olasılığı büyük bir tehlike olarak göz önüne alınmalı”

5-Saros Körfezi, Kuzey Anadolu Fayı`nın (KAF) Marmara Denizi`nden Ege Denizi`ne geçtiği yerde olması nedeniyle, jeolojik hareketlilik göstermektedir. Yaltırak, Alpar ve Yüce (1998), Saros Körfezi`nin tektonik hareketlere bağlı olarak oluştuğunu belirtmektedir. Marmara Denizi`nden Saros Körfezi`ne geçen Saros-Gaziköy Fayı (Ganos Fay segmenti) KAF`ın karadaki en batı ucudur ve bu fay üzerinde, son 1000-1200 yılda, ortalama yinelenme aralığı 250-300 yıl olan dört büyük deprem olmuştur. Bu faydan kaynaklanan son büyük deprem olan 1912 Şarköy-Mürefte depremi (Mw=7.4), KAF üzerinde oluşan en büyük depremlerden biridir (ANKAÇED, 2018). Ayrıca, Altınok vd. (2011) içinde Kuzey Ege`yi etkileyen birçok tsunami olayından bahsedilmektedir. Ocak 1893`te meydana gelen deprem sonrasında Saros Körfezi tsunamiden etkilenmiştir. Körfezde planlanan proje için deprem ve tsunami olasılığı büyük bir tehlike olarak göz önüne alınmalıdır.”

“İskelenin belirtilen noktada yapılması uygun değil”

Raporda; yukarıda madde madde anlatıdan sebepler dolayısıyla FSRU, LNG gemi iskelesinin, Saros Körfezi`nin kuzey kıyılarında Sazlıdere Köyü, Bekirçavuş Burnu ile Köpekli Deresi arasında kalan bölgede yapılmasının körfezin biyoçeşitliliğine etki edeceği için uygun olmadığı açıklandı ve iskelenin planlanan yerde değil daha batıda, Saros Körfezi dışında yapılmasının, özellikle biyoçeşitlilik üzerine olumsuz etkileri ortadan kaldıracağına dikkat çekildi. 
İnşa edilmesi planlanan FSRU-LNG gemi yanaşma, hizmet iskelesi ve kıyı tesislerinin, ülkenin enerji ihtiyacını karşılayacak tesislerden biri olabileceği ve bu tesisin Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Boru Hattı’na bağlanmayı gerektirmesi nedeni ile Kuzey Ege kıyılarında inşasının zorunlu olduğunun belirtildiği raporda, “Ancak tesisi kullanacak gemilerin Saros Özel Çevre Koruma Bölgesi’nden geçmesi nedeniyle, tesis alanının çevresel etkileri biyoçeşitlilik açısından çok sakıncalı olacaktır” denildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus