Almanya seçimleri: Halk sandıkta “SPD” dedi, gözler koalisyon pazarlıklarında

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Almanya’da bir devir resmen sona erdi. Dün (26 Eylül) yapılan seçimleri sandık çıkış anketlerine göre Sosyal Demokratlar (SPD) yüzde 25,7 ile kazandı. Hıristiyan Demokratlar (CDU/CSU) ise tarihinin en kötü oy oranını alarak bozguna uğradı. Şimdi gözler koalisyon pazarlıklarına çevrilmiş durumda, ortak bir hükümetin kurulması Noel’i bulabilir.  

Olaf Scholz

Almanya’da 16 yıllık Angela Merkel dönemini bitiren seçimde Sosyal Demokratlar (SPD) yüzde 25,7’lik oy oranı ile birinci parti olurken, Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) yüzde 24,1 ile ikinci sırada yer aldı.

Seçimlerde yarışan diğer partilerden Yeşiller yüzde 14,8 ile üçüncü, Hür Demokrat Parti (FDP) yüzde 11,5 ile dördüncü, aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) yüzde 10,3 ile beşinci ve Sol Parti (Die Linke) yüzde 4,9 ile altıncı ve son sıradaki parti oldu.

Birinci sıradaki SPD ile ikinci sıradaki CDU/CSU arasında çok az bir fark bulunuyor. Mevcut projeksiyonlara göre SPD’nin parlamentodaki sandalye sayısı 206, CDU/CSU’nun ise 196 olarak hesaplanıyor.

Sonuçların ardından SPD’nin başbakan adayı Olaf Scholz, partisinin iktidar yetkisine sahip olduğunu söyledi. Scholz, seçim sonuçlarının kendisini memnun ettiğini ve büyük bir başarıya imza attıklarını belirterek, “Sonuçlar, seçmenlerin beni başbakan olarak görmek istediklerini gösteriyor” dedi.

Armin Laschet

Hıristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) başbakan adayı Armin Laschet ise bu sonucun kendilerini mutlu edemeyeceğini söyleyerek, “Çok çekişmeli bir yarış olacağını biliyorduk. CDU liderliğinde bir hükümetin kurulabilmesi için her şeyi yapacağız” diye konuştu.

CDU/CSU, tarihteki en düşük oy oranında

Seçimlerden yüzde 24,1’lik oy oranı ile ikinci olarak çıkan CDU/CSU’nun elde ettiği bu oy oranı, partinin Almanya’da federal düzeyde aldığı en düşük oy oranı oldu.

Angela Merkel ve Armin Laschet

Konrad Adenauer, Helmut Kohl ve Angela Merkel gibi modern Alman siyasi tarihinin önde gelen figürlerinin partisi CDU/CSU, Almanya’da İkinci Dünya Savaşı sonrasında yapılan hiçbir seçimde yüzde 30’un altına inmemişti. CDU/CSU’nun şimdiye kadar aldığı en düşük oy oranı 1949’daki ilk seçimlerde kaydedilen yüzde 31’lik oy oranıydı.

Şimdi sıra koalisyon pazarlıklarında 

Hem Scholz hem de Laschet’in bir sonraki hükümeti kurmak için ellerinden geleni yapacağını söylemesinin ardından gözler koalisyon pazarlıklarına çevrildi. Seçim sonuçlarına bakıldığında koalisyon pazarlıklarının uzaması durumunda şansölye Angela Merkel’in Noel’e kadar görevde kalabileceği öngörülüyor.

Almanya’da 24 Eylül 2017’deki son seçiminden sonra Merkel, koalisyon pazarlıklarının uzaması ve CDU/CSU ile SPD arasında koalisyon anlaşmasına aylar sonra varılmasının ardından göreve 14 Mart 2018’de başlayabilmişti.

Koalisyon pazarlıklarının zorluğu, Almanya’nın ilk kez üçlü bir koalisyonla karşı karşıya olmasından kaynaklanıyor. Zira Almanya’da yıllarca süren iki partili koalisyonlardan sonra, ülkenin en büyük iki partisi SPD ve CDU/CSU’nun “büyük koalisyon” kuramaması halinde, yeni hükümet için en az üç partinin bir araya gelmesi gerekecek. Üçlü koalisyon, ülkenin bölgesel parlamentolarında yaygın bir uygulama ancak 1950’lerden bu yana ulusal düzeyde hiç tecrübe edilmedi.

Öte yandan, iktidar heveslisi olan partiler sadece SPD ve CDU/CSU değil. Seçim sonuçlarına göre sırasıyla üçüncü ve dördüncü sırada yer alan Yeşiller ve FDP, koalisyon görüşmelerinin kilit partileri olma potansiyeline sahip. 

Hangi parti öne çıkacak?

İki parti, “kingmaker” (oyun kurucu) rolünü üstlenerek Almanya’daki koalisyonun yapısını belirleme gücünü elinde bulunduruyor. 

İş çevrelerini temsil eden FDP, muhafazakârlar ve Yeşiller ile birlikte kurulacak bir koalisyonu tercih ettiğini ancak SPD ve Yeşiller ile üçlü bir ittifakın da masada olduğunu söyledi. Yeşiller ise SPD ile bir koalisyon hükümeti kurmaya sıcak bakıyor.

Öte yandan, tüm partiler aşırı sağcı ve Avrupa Birliği (AB) karşıtı Almanya İçin Alternatif (AfD) ile birlikte çalışmayacaklarını açıkladı.

Partilerin renklerini sembolize eden koalisyon seçeneklerini bakıldığında, “Trafik Işığı” olarak adlandırılan SPD-Yeşiller-FDP koalisyonu ile “Jamaika” olarak adlandırılan CDU/CSU-Yeşilller- FDP koalisyonu, kurulabilecek en muhtemel koalisyon seçenekleri olarak öne çıkıyor.

Diğer taraftan, SPD ve CDU/CSU’nun yanlarına Yeşiller’i de almaları halinde “Kenya”, FDP’yi de almaları halinde “Almanya” koalisyonu gündeme gelebilir.

Sonuç olarak Yeşiller’in CDU/CSU ve FDP ile anlaşması ya da FDP’nin SPD ve Yeşiller ile anlaşması durumunda koalisyon düğümü de çözülmüş olacak.

Yeni seçilen parlamentonun açılış oturumunu seçimden sonra en geç 30 gün içinde yapması gerekiyor.

Yeşiller yükselişte

Yeşiller’in eşbaşkanı ve başbakan adayı Annalena Baerbock, seçim sonuçlarının gelmesinin ardından iyi bir sonuç aldıklarını söyledi.

Baerbock, Almanya’nın yeni bir başlangıca ve “iklim hükümetine” ihtiyaç duyduğunu vurguladı.

Diğer taraftan, Yeşiller’in seçime giden süreçte kamuoyu anketlerinde zaman zaman yüzde 28’leri görmesi alınan seçim sonucunun daha iyi olabileceği yorumunun yapılmasına neden oldu.

Seçim sonuçları “kuşak çatışmasını gözler önüne serdi

Almanya’daki seçimlerde sırasıyla birinci ve ikinci sırada yer alan partiler SPD ile CDU/CSU, gençler tarafından daha az tercih edildi.

30 yaş altı seçmenlerde Yeşiller ve FDP ön plana çıktı. Bu durum gençlerin Yeşiller’e ve iş dünyası yanlısı liberallere daha fazla meylettiğini gösterirken, 65 yaş üstü seçmenlerin geleneksel trendler doğrultusunda SPD’ye ve muhafazakârlara oy vermesi arada keskin bir kuşak farkı olduğunu ortaya koydu.

Kaynak: BBC, The Guardian, Reuters, ZDF

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus