Almanya seçimlerine doğru (1): Adaylar, partiler ve muhtemel senaryolar

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Almanya’da 26 Eylül’de düzenlenecek seçimlerle yeni bir döneme giriliyor. Federal seçimlerle Şansölye Angela Merkel’in 16 yıllık görev süresi sona erecek. Merkel’in yerine adaylar kimler? Seçmenler sandık başında neye oy verecek? Seçimlere kaç parti katılacak? Almanya’daki seçim sistemi nasıl işliyor? Şansölye nasıl seçilecek? Muhtemel senaryolar neler? Almanya seçimleri ile ilgili haber serimizin ilk bölümünde, 60 milyondan fazla seçmenin sandık başına gideceği seçimlerle ilgili bilmeniz gerekenleri derledik.

Angela Merkel

Almanya’da seçimlere altı gün kaldı. 60 milyon Alman, Şansölye Angela Merkel’in 16 yıllık görev süresinin sona ereceği parlamento seçimlerinde oy kullanacak. Ülkedeki çıkış anketlerine göre Sosyal Demokrat Parti (SPD), 15 yıl gibi bir süreden sonra ilk kez Başbakan Merkel’in partisi Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) oluşturduğu ittifakın oy oranını geçti ve birinci parti konumuna yerleşti. 

Anketlerdeki oy oranlarının sürekli değişiklik gösterdiği seçimlerde bir şey açık: Hangi parti kazanırsa kazansın, koalisyon oluşturması gerekecek. Seçim sonuçlarına göre üç partinin koalisyon oluşturacağı ve bir sonraki şansölyeyi seçmek için parlamentoda yeterli sandalyeye ulaşacağına inanılıyor. Seçimler, Türkiye-Almanya ve Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkilerinin geleceği açısından da önem arz ediyor. 

26 Eylül Pazar günü Almanlar, genel seçimler için sandık başına gidiyor. Ülkenin 299 seçim bölgesindeki sandıklar sabah 08:00’de açılacak ve akşam 18:00’de kapanacak. Almanya’da en az üç ay ikamet eden Alman pasaportuna sahip herkes oy kullanabilecek. Seçimlerde 18 yaş ve üzeri 60,4 milyon Alman’ın oy kullanması bekleniyor. Deutsche Welle’nin aktardığına göre, seçmenlerin 32 milyon 200 binini kadınlar, 29 milyon 20 binini de erkekler oluşturuyor. Resmi verilere göre de seçmenlerin yaklaşık 13 milyonu 69 yaş ve üzeri, 10 milyonu 60 ile 70 yaş arası, 12 milyonu ise 50 ile 59 yaşları arasında. Bu da seçmenlerin yüzde 57’sinin 50 yaş ve üzeri olduğunu gösteriyor.  

Partilerin afişlerini Almanya’nın her sokağında görebilmek mümkün.

Koronavirüs salgını nedeniyle her zamankinden daha fazla insanın mektupla oy kullanması bekleniyor. Almanya’da 2017 yılında düzenlenen son federal seçimlerde, oyların yüzde 28,6’sı posta yoluyla kullanılmıştı. Sandığa katılım oranı 1990’dan itibaren giderek azalan Almanya’da, bu seçimlere de katılımın koronavirüs salgını nedeniyle düşük seyretmesi bekleniyor. 

Seçimlerde hangi partiler yarışıyor?

Oy pusulasında 47 parti sıralanacak ve her seçmen iki oy kullanacak: Birinci oy, kendi seçim bölgesinde bulunan bir aday için, ikinci oy ise kendi federal eyaletlerindeki parti aday listesi için kullanılacak.  

Almanya’daki seçimlerde yüzde 5 seçim barajı bulunuyor. Bu yüzden 47 parti içinden Federal Meclis’e (Bundestag) delege gönderebilecek parti sayısı sınırlandırılıyor. Daha önceki seçimlerden de yola çıktığımızda altı partinin yüzde 5’lik seçim barajını aşması bekleniyor. 

Halihazırda Bundestag’da altı grup ve yedi farklı parti bulunuyor. CDU ve CSU’nun ortaklaşa bir grubu temsil ettiği meclisteki diğer partiler ise SPD, Sol Parti (Die Linke), Yeşiller, Almanya için Alternatif (AfD) ve Hür Demokrat Parti (FDP). 

Şansölye Angela Merkel’in görev süresinin bitmesinin ardından üç parti resmi başbakan adayı gösterdi: CDU ve CSU’nun ortak adayı Armin Laschet, SPD’nin adayı mevcut Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Olaf Scholz ve Yeşiller’in adayı ise eş genel başkan Annalena Baerbock

Ülkede yapılan son kamuoyu anketlerine göre, yarışı önde götüren üç partinin bir koalisyon hükümeti kurması ve başbakanı seçmesi bekleniyor. Bu partiler ve öne çıkan başbakan adayları şöyle: 

  • Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU)

Başbakan Angela Merkel’in muhafazakâr CDU’su, Bavyera’daki kardeş partisi Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ile on yılı aşkın bir süredir Almanya siyasetine hâkim durumda. Birlik partilerinin 26 Eylül’de düzenlenecek seçimlerde Merkel’in halefi olarak yarışacak başbakan adayı ise Armin Laschet. 

CDU lideri Armin Laschet’in adaylığı açıklandığı sırada anketlerdeki oy oranı yüksek seyrediyordu. Fakat temmuz ayında Batı Almanya’yı vuran sel felaketinde, selden etkilenen bir kasabaya yaptığı ziyarette kahkaha atarken kameralara yansıması Laschet’in ve birlik partilerinin oy oranında düşüşe neden oldu.  

CDU/CSU’nun anketlerdeki oy oranı şubat ayından bu yana kademeli olarak düşüş göstermekteydi fakat nisan ayında bu düşüş daha da belirginleşti. Alman Federal Cumhuriyeti tarihindeki en başarılı parti olarak da bilinen CDU, cumhuriyetin 72 yıllık tarihinde sadece 20 yıl hükümetin dışında kaldı.

Bölgede yaşanan sel felaketini, bu felaketin iç siyasete yansımalarını ve Almanya’daki siyasi iklimi Köln’de yaşayan gazeteci Ayşegül Karakülhancı ile konuşmuştuk. 

Armin Laschet

Bavyera Başbakanı Markus Söder’in Laschet’ten daha popüler olduğu biliniyor fakat muhafazakâr rakibinin bu saatten sonra adaylığı Söder’e devretmesi pek de olası değil. 

  • Sosyal Demokrat Parti (SPD)

SPD, kökleri Weimar Cumhuriyeti ve ötesine uzanan, merkez sol bir parti. CDU dışında daha önce Alman Federal Cumhuriyeti’nde başbakan çıkaran tek parti unvanına sahip. Ancak son dönemlerde SPD, Avrupa’nın birçok diğer yerinde olduğu gibi, düşüşte. 2013 yılından bu yana iktidardaki GroKo olarak bilinen “Büyük Koalisyon”un bir parçası. Fakat bu da parti içindeki bazı kesimler tarafından eleştiriliyor. Partinin başbakan adayı Olaf Scholz da şu anda Merkel’in yardımcısı ve maliye bakanı olarak görev yapıyor. 

Merkez sol politikaları ile bilinen SPD’nin kurulacak olası bir koalisyonda görev alması bekleniyor. Çıkış anketlerinde birlik partileri ile kafa kafaya yarışan SPD, geçen hafta Forsa tarafından yapılan anket sonuçlarına göre 15 yıl aradan sonra birlik partilerinin önüne geçti ve birinci parti konumuna yerleşti. 

Olaf Scholz
  • Yeşiller Partisi

Sol politikaları ile bilinen Yeşiller, iklim değişikliği başta olmak üzere sosyal adalet gibi konulara odaklanıyor. Yeşiller Eş Genel Başkanı Annalena Baerbock, başbakan adaylığının açıklanmasının ardından “Yenilenmeyi destekliyorum, diğerleri statükoyu savunuyor. Bu ülkenin yeni bir başlangıca ihtiyacı olduğuna inanıyorum” demişti

Annalena Baerbock

Baerbock ve Yeşiller, 2021 yılının başlarında yapılan anketlerde önde gidiyordu fakat Baerbock’un özgeçmişinde verdiği bilgilerin yanlış ve yanıltıcı olması, “Now: How We Renew Our Country (Şimdi: Ülkemizi Nasıl Yenileyebiliriz)” adlı kitabında intihal yapması ve vergilerini ödemede gecikme ile suçlanması, anketlerde kendisini geriye düşürdü. Daha önce birinciliğe oynayan Baerbock, hatalarının hepsini kabul edip özür dilese de anketlerde birinci sıradan üçüncü sıraya düşmeyi engelleyemedi. 

Almanya’daki Yeşiller Partisi, diğer ülkelerdeki benzer partilerden daha güçlü konumda. Almanya’daki seçim sistemi sayesinde de Bundestag’da önemli bir sandalye sayısına sahipler. 1998-2005 yılları arasında da Gerhard Schröder’in SPD’si ile birlikte koalisyonun bir parçası olarak da görev almışlardı. 

Diğer partilerden öne çıkanlar ise şöyle:

Hür Demokrat Parti (FDP), merkez sağda bulunan liberal bir parti. Kültürel olarak CDU’dan biraz daha az muhafazakâr, ekonomide ise SPD’ye kıyasla daha liberal. Daha önce 2009-2013 yılları arasında Merkel yönetimine koalisyon ortağı olarak destek verdi.

Almanya için Alternatif Partisi (AfD), göç ve göçmen karşıtı tutumu ile bilinen ve Avrupa entegrasyonuna şüpheyle bakan sağ popülist bir parti. 2013 yılında kurulan parti, yıllar içinde tutumunu daha da sertleştirdi. 2017 yılında aldığı desteği zirveye taşıyan parti, 2017 yılında parlamentoya da girdi. 

Sol Parti ise, eski Doğu Almanya komünistlerinin ve SPD’nin merkezciliğinden hoşnut olmayan Batı Alman sosyal demokratlarının oluşturduğu bir parti.

Almanya’daki seçim sistemi nasıl işliyor? 

Almanya’da dört yılda bir milletvekillerinin seçildiği genel seçimler yapılıyor. Seçmenler, oy pusulalarında iki farklı oy kullanıyor. İlk pusulada seçmenler, kendi seçim bölgelerindeki milletvekillerini belirliyor. Böylece Federal Meclis’teki (Bundestag) 299 milletvekili seçiliyor. 

Alman Federal Meclisi (Bundestag)

Seçmenler ikinci oy pusulasında ise oylarını siyasi partilere atıyor ve partilerin eyalet listelerindeki milletvekillerini seçmiş oluyor. Böylece diğer 299 milletvekili seçiliyor. Bundestag’da en az 598 milletvekili bulunuyor fakat bu sayı partilerin aldığı oy oranlarına göre değişiklik gösterebiliyor. 

Partilerin Bundestag’da sandalye kazanmaları için yüzde 5 olarak belirlenen seçim barajını aşması gerekiyor. 

Ülkede hükümetin tek başına kurulabilmesi için tek bir partinin, diğer tüm partilerin toplam oy oranından fazla oy alması gerekiyor. Fakat bu durum Almanya’da pek olası değil. Ülke, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemden itibaren koalisyon hükümetleri ile yönetiliyor. Bu yüzden seçimlerden sonra Bundestag’da en yüksek oyu alan parti, hükümeti kurmak için çalışmalara başlıyor. Partiler kendi aralarında koalisyon anlaşmasını yaptıktan sonra yapılan gizli oy sonucu da şansölye belirleniyor. 

Muhtemel senaryolar neler? 

Almanya’da bir partinin hükümeti kurabilmesi için Bundestag’da mutlak çoğunluğu elde etmesi gerekiyor. Fakat hiçbir parti parlamentoda salt çoğunluğa ulaşamıyor, bu yüzden koalisyon kurmak zorunda kalıyor. Ülkede yapılan son çıkış anketlerine göre de hiçbir parti, yüzde 25 ila 27’den fazla oy kazanamayacak. Bu yüzden bu seçimlerde de koalisyon, tek çıkış yolu. 

Bu yılın ilk dönemlerinde yapılan anket sonuçlarında, muhafazakâr CDU ile Yeşiller arasında iki yönlü bir koalisyon kurulacağı gözüküyordu. Fakat temmuz ayının ortalarında, özellikle Batı Almanya’da yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan sel felaketinde Armin Laschet’in gösterdiği tutum ve Baerbock hakkında çıkan intihal iddiaları partilerin güven oylamalarında sert bir düşüşe neden oldu. 

Almanya’da koalisyonlar partilerin renkleriyle adlandırılıyor. Örneğin CDU/CSU’nun siyah rengi, FDP’nin sarı ve Yeşiller’in yeşil renge sahip olmasıyla oluşan renkler Jamaika’nın bayrağını andırdığı için Jamaika koalisyonu, SPD, FDP ve Yeşiller’in oluşturduğu renkler de trafik ışıklarının rengine benzemesinden ötürü benzer şekilde anlandırılıyor.

  • CDU/CSU ve SPD’nin oluşturacağı “Büyük Koalisyon”
  • CDU/CSU, SPD ve Yeşiller’in oluşturacağı “Kenya Koalisyonu”
  • CDU/CSU, FDP ve Yeşiller’in oluşturacağı “Jamaika Koalisyonu”
  • SPD, Sol Parti ve Yeşiller’in oluşturacağı “Kırmızı-Kırmızı-Yeşil”
  • SPD, FDP ve Yeşiller’in oluşturacağı “Trafik Lambası”
  • CDU/CSU, SPD ve FDP’nin oluşturacağı “Siyah-Kırmızı-Sarı”

Almanya’nın koalisyonlar ile dolu tarihine baktığımızda, yeni bir koalisyon hükümetinin kurulması çok muhtemel. Fakat hangi partinin bu koalisyon içinde olacağı halen belirsizliğini koruyor. Partiler birçok kez AfD ile bir koalisyona girmeyeceklerini söylediler ve daha önce de Sol Parti’yi içeren bir koalisyon kurulmadı. Bu durumlar da göz önüne alındığında bu seçimlerin muhtemel senaryolarında da üç farklı koalisyon üzerinde duruluyor: Jamaika, Trafik Lambası ya da Kırmızı-Kırmızı-Yeşil koalisyon.

Işın Eliçin, Femfikir programının 189. bölümünde konukları Alman sosyal demokrat siyasetçi, eski parlamenter, yazar ve psikolog Dr. Lale Akgün ve gazeteci Fulya Canşen ile olası koalisyon seçeneklerini konuşmuştu. Akgün’e göre, sol partilerin oluşturacağı üçlü bir koalisyon da mümkün. Almanya’da şu anda ciddi bir oy kayması olduğunu ve seçmenlerin partiyi değil liderleri seçtiğini belirten Akgün, “Sosyal Demokratlar’ın adayı Olaf Scholz güven veriyor, sakin ve ciddi bir aday. Bunu düşünen Hıristiyan Demokratlar SPD’yi seçiyor. Ama SPD içinde de daha çok çevre politikası olsun diye Yeşiller’i seçen de var. Eğer Hıristiyan Demokratlar sandıktan birinci çıkarsa, benim en çok olasılık verdiğim Jamaika bayrağına benzeyen koalisyon; eğer SPD birinci çıkarsa trafik lambası koalisyonu olası gözüküyor” demişti.

Yeni hükümeti bekleyen olası sorunlar neler? 

Almanya’da başbakanlık görevi sona eren Angela Merkel ve hükümeti, geride birçok sorun ve soruyu beraberinde bırakmış gibi duruyor. Özellikle görevi sona eren hükümetin Almanya’yı 2045 yılına kadar sera gazı nötr haline getirme taahhütünde bulunmasıyla birlikte en büyük sorun, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin karbon emisyonlarını nasıl kontrol altına alacağı ile ilgili.

Yeşiller ve Sol Parti, kömür santrallerini 2030 yılına kadar aşamalı olarak kaldırmak ve belirlenen hedefe sekiz yıl önce ulaşmak istiyor. FDP’nin çalışmaları ise 2050 yılına kadar iklim tarafsızlığına ulaşmak üzere şekilleniyor. AfD de iklim değişikliği konusundaki “bilimsel fikir birliğini” reddediyor ve partide herhangi bir iklim politikası geliştirmeyi uygun görmüyor. 

CDU ve FDP emisyonlara önem verirken; SPD, Yeşiller ve Sol Parti, Alman otoyollarına hız limitleri getirmek ve kısa mesafeli uçuşları yasadışı hale getirmek istiyor. 

Salgının ekonomik sonuçları da olası sorunlardan bir tanesi. Almanya iki uzun süreli karantinanın etkisiyle başa çıkabilmek için büyük miktarda borç almış olsa da CDU ve FDP, vergi artışlarını reddediyor. SPD ve Yeşiller ise küçük işletmelere vergi indirimi sunmayı ve diğer yandan da yüksek gelirliler için yüzde 1’lik “servet vergisini” yeniden yürürlüğe koymak istiyor.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus