Veli-Der: “Okullarda salgın önlemleri yetersiz, sorunlar kronikleşmeye başladı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der), koronavirüs salgınının gölgesinde yüz yüze eğitimin yedinci haftasına ilişkin raporunu açıkladı. Raporda, okullarda salgına karşı alınan önlemlerin yetersiz olduğu, gerekli koşullar sağlanamadığı için sorunların artık kronikleşmeye başladığı vurgulandı.

“Sınıflar seyreltilmedi, sınıflarda havalandırma koşulları sağlanmadı”

Veli-Der, yüz yüze eğitimin başladığı 6 Eylül’den bu yana ek öğretmen ataması yapılmadığını, sınıflar seyreltilmeden ve okullarda gerekli havalandırma koşulları sağlanmadan yüz yüze eğitime devam edildiğini belirterek, bu durumun salgının seyri açısından risk yarattığını açıkladı.

Karantinaya alınan sınıf sayısı, pozitif ve temaslı öğretmen ve öğrenci sayısında bir azalma yaşanmadığına dikkat çekilen raporda, Ankara-Yenimahalle’de Şehit Mustafa Aslan Ortaokulu’nda 40 öğrenciye koronavirüs tanısı konulduğu ve 13 sınıfın karantinaya alındığı, Mehmet Akif İnan İlkokulu’nda 120 öğrenci, Mustafa Kemal Anadolu Lisesi’nde ise 130 öğrencinin temaslı olduğu aktarıldı.

“Öğretmen atamaları yapılmalı, ek derslikler oluşturulmalı”

Raporda, “Ankara-Yenimahalle’de yaşanan tablo ülkenin genel tablosudur. Vaka sayılarının hâlâ yüksek olduğu bugünlerde salgının okullara ve eğitim yaşantısına olumsuz etkisinin sürmesi gerekli önlemlerin alınmadığı koşullarda oldukça güçlü bir olasılıktır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın bu konuda artık kamuoyunun yaptığı uyarıları dikkate alması ve gerekli önlemleri alması bir zorunluluktur” denildi.

Sınıfların seyreltilmesi, okullarda bulaş riskinin azaltılması için hızlı bir şekilde ek öğretmen ataması yapılması ve ek derslik oluşturulmasının artık kaçınılmaz hale geldiğine dikkat çekilen raporda, pozitif ve temaslı öğrenci ve öğretmenlerin tespiti için kullanılacak testlerin de bir an önce okullara ulaştırılması gerektiği dile getirildi.

“Eğitimde eşitsizlik daha da derinleşiyor”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitimi öğrencilerin gelecek yaşama hazırlanması, ilgi ve yeteneklerini fark etmeleri, kendilerini sosyal, psikolojik, fiziksel ve duygusal olarak geliştirmelerini sağlayan bir araç olarak değil, sadece sınav için düşündüğünün belirtildiği raporda şu tespitlere yer verildi: “Bu nedenle de tüm eğitim yaşantısı sınavın üzerine inşa edilmekte ve okullar akıl almaz bir şekilde bir dershaneye dönüşmektedir Bunun doğal sonucu olarak da yoksul çocuklar başta olmak üzere dezavantajlı tüm çocuklarımızın yaşadığı eşitsizlikler daha da derinleşmekte, özel okullarla kamu okulları arasındaki açı her geçen gün daha da genişlemekte ve eğitim aracılığıyla çocuklarımızın gelecek kurma olasılığı her geçen gün azalmaktadır.”

“Rekabete dayalı eğitim sistemi çocukların geleceğine olumlu bir katkı sunamaz”

Raporda, MEB’in 26-27 Ekim’de salgın döneminde yaşanan öğrenme kayıplarının tespiti için ortaokul 7 ve 8. sınıflar ile liselerin 11 ve 12. sınıf öğrencilerine bazı derslerden yapacağı değerlendirme sınavına da şöyle dikkat çekildi:

“Öğrencilerin bir bütün olarak salgında yaşadığı kayıpların tespit edilerek telafi edilmesi yerine sadece bazı derslerden sınav yapılacak olması sınav merkezli eğitim yaklaşımının bir sonucudur. Seçmeye, elemeye, rekabete dayalı bu eğitim sisteminin ve çocuklarımızı sürekli yarıştırmaya dayalı bu eğitim yaşantısının çocuklarımızın geleceğine olumlu bir katkı sunmasının mümkün olmadığını biliyoruz. MEB artık okulların bir dershane olmadığını ve kamusal eğitimden sorumlu bir kamu kurumu olduğunu hatırlamalıdır. Bu nedenle de öğrencilerin bütünlükçü bir yaklaşımla salgında maruz kaldıkları öğrenme kayıpları tespit edilmeli ve bilimsel ölçülere göre bir telafi programı oluşturulmalıdır. Bu telafi programının sağlıklı sonuç vermesi için ise gerekli bütçenin ayrılması ve gerekli öğretmen istihdamının yapılması zorunluluktur.

“Eğitim ortamı şiddetten arındırılmalı, öğretmenlerin statüsü güçlendirilmeli”

Afyon’da bir öğretmenin, bir öğrenci velisinin yakını tarafından okul içerisinde darp edildiğin hatırlatıldığı raporda, eğitim ortamının şiddetten arındırılması gerektiği de dile getirildi: “Afyon’da yaşanan bu üzücü olay münferit bir olay değil, uzunca bir süredir öğretmenlerin maruz kalmış olduğu statü ve itibar kaybının ve ayrıca siyasiler başta olmak üzere pek çok kesim tarafından bilinçli olarak hedef haline getirilmesinin bir sonucudur. Biz veliler olarak çocuklarımızın ve geleceğimizin teminatı olan öğretmenlerimizin statüsü ve hakları geliştirilmeden çocuklarımızın haklarının da gelişmeyeceğini biliyoruz. Öğretmenlerin statüsünün güçlendirilmesine yönelik gerekli çalışmalar bir an önce yapılmalıdır.”

“Burs miktarı artırılmalı, talep eden tüm öğrencilere karşılıksız burs verilmeli”

Kamu okullarında okuyan öğrenciler için burs başvurularının 15 Ekim’de başladığına da dikkat çekilen raporda, şu uyarılara yer verildi:

Salgın öncesinde de başlayan ekonomik kriz ve salgınla beraber derinleşen yoksulluk dikkate alındığında MEB bu dönem kriterlere göre değil talep eden tüm çocuklarımıza karşılıksız burs vermelidir. Gereksinim duyan tüm çocuklarımıza karşılıksız burs verilmesi sosyal devlet olmanın bir zorunluluğudur. Ayrıca aylık 100 TL burs günümüz koşullarında öğrencilerin gereksinimlerini karşılamaya yetmeyecektir. Bu nedenle de burs miktarı artırılmalı ve talep eden tüm öğrencilere verilmelidir.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus