Ali Babacan: “Güvenlik ve terör gerekçesiyle Türkiye’nin demokratikleşme çabaları durdurulamaz”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, AKP hükümetinde bakanlık yaptığı dönem için “Ülkemizin altın yıllarıydı” dedi ve siyasetin sorumluluğunun terör ve şiddet karşısında meşru ve demokratik siyaseti savunmak olduğunu söyledi.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin haftalık değerlendirme toplantısındaki konuşmasına 15 yıl önce öldürülen AGOS gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink’i anarak başladı. Babacan, “Hrant Dink toplumsal barışımızın sağlanması uğruna ezber bozan bir Anadolu çocuğuydu, karşılıklı anlayış ve sevgiyi temsil ediyordu” dedi.

“Güvenlik gerekçesiyle demokrasiden vazgeçemeyiz” 

Babacan, iktidar tarafından Kürt meselesinin yeniden diriltildiğini ve siyasetin varlık amacının sorunları çözmek olduğunu belirterek şunları söyledi: “Güvenlik veya terör gerekçesiyle Türkiye’nin demokratikleşme çabaları durdurulamaz. Biz özgürlüklerin alanını genişletirken ülkemizin güvenliğinin de en iyi şekilde sağlanabileceğini biliyoruz. Güvenlik gerekçesiyle ne haklardan, ne özgürlüklerden, ne de demokrasiden vazgeçemeyiz.”

“Demokratikleşme dönemi ülkemizin altın yıllarıydı”

Babacan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Ekonomi Bakanı olarak görev aldığı dönemleri kastederek, “O yıllarda bir yandan insan hakları alanında tarihi adımlar atılırken diğer yandan da terörün sonlanması hedefiyle önemli bir çaba içine girildi. Ülkemizin altın yıllarıydı” dedi. Türkiye’nin gece yarısı kararnameleriyle tek kişinin imzasıyla yönetilir hale geldiğini vurgulayan Babacan, iktidar ortaklarının Türkiye’yi kutuplaştırma çabalarının kendilerine demokratik gerilemeye son verme sorumluluğu yüklediğini söyledi.

“Cemaatler kapatılsın diyenlere haktan, özgürlükten bahsettiğimde saldırıya uğradım”

Tıp fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın cemaat yurdunda kaldığını açıklayarak intihar etmesinin ardından üzüntülerini paylaştığını ve her zaman haktan, adaletten yana olduğunu belirten Babacan, “Cemaat ve vakıflar derhal kapatılsın diyenlere karşı haktan, özgürlükten bahsettiğimde bazı küçük grupların saldırılarıyla karşılaşmıştım. Dün de Sezen Aksu ile ilgili haktan, özgürlükten bahsedince başka bir grubun saldırılarıyla karşılaştım. Dini değerlerin siyasete ve kutuplaştırmaya alet edilmesi bugünkü iktidarın geleneği haline geldi” diyerek kendisini hedef alanlara tepki gösterdi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus