Tenis koçları ne yapar?

Tenis maçlarını izlerken kenarda oturan ve sporcu ile çok az temasa geçip alınan sayılara sevinen, genellikle şapkalı eski sporcuları görmüşsünüzdür. Hürcan Dönmez, “Tenis koçları ne yapar?”ı sizler için yazdı.

Tenis koçları ne yapar?

Tenis deyince aklınıza gelen isimleri düşünebilir misiniz? Aklından Roger Federer’i geçiren oldu mu ya da Rafael Nadal, Djokovic veya Serena Williams’ı. Bu soruyu duyduğunuzda aklınızda canlanan muhtemel birkaç isimdi bunlar. Peki bu hemen akla gelirken şu isimleri tanıyan var mı aranızda: Pierre Paganini, Marian Vajda veya Patrick Mouratoglu. Eğer tenisle o kadar yakından ilgili değilseniz muhtemelen bu isimleri pek de duymadınız. Ancak endişelenmeyin çok yakından ilgileniyor olsanız da bu isimler o kadar sık karşınıza çıkmıyor. 

Patrick Mouratoglu – Serena Williams

Rafael Nadal, Roland Garros finaline çıkarken hıncahınç dolu merkez kortu selamlarken televizyon ekranlarında gördüklerinizi hayal edin. Sabırsızlıkla ilk servisin atılmasını bekleyen kalabalığı gördüğünüz geniş açıyı, bayrakları ve hazırladıkları dövizleri ile maça ne kadar hazırlandığını belli eden taraftarları, teker teker ekranları işgal eden ünlüler geçidi ve Toni Nadal. Aradığımız isim Toni ama soyadının Nadal olması yani Rafa’nın amcası olması sebebiyle değil, Rafa’nın eşsiz kariyerinin arkasındaki kahraman olması sebebiyle. 

Yukarıda saydığımız büyük tenisçilerin sadece oynadıkları maçları değil, giydiği kıyafetlerden sevdiği yemeklere kadar özel hayatlarını da biliyor ve takip ediyoruz. Ancak en büyüklerin dahi koçlarına dair pek fikrimiz yok. Bırakın kim olduklarını ne yaptıklarının da tam olarak bilindiğinden emin değilim. Sahi tenis koçları ne yapar biliyor musunuz?

Toni Nadal – Rafael Nadal

Tabii ki her spor dalında olduğu gibi tenis koçlarının da ne iş yaptığını düşündüğümüzde ilk akla gelen antrenmanları planlamak ve yönetmek oluyor. Bütün bir yıla yayılan tenis sezonunda sporcusunun çıktığı her maçta en iyi fiziksel durumda olması koçun sorumluluğunda. Keyifle izlediğimiz, bitmek bilmeyen rallilerin arkasında sıkı bir çalışma yatıyor ve bu çalışma temposunun kontrolü tamamen koçun ellerinde. 

Bu antrenmanlar tahmin edersiniz ki çoğu zaman sadece kondisyonla alakalı olmuyor. Dolayısıyla koçun görevi yalnızca sporcusunun kondisyonunu diri tutmakla kalmıyor. Antrenmanların çoğu gelecek maçlarda izlenecek stratejiler üzerine yoğunlaşıyor. Üst düzey bir tenisçinin bir yılda kaç tane rakiple karşılaştığını düşünürseniz bu koçun üzerine çalışması gerektiği rakiplerin sadece yarısına tekabül edecektir. Eşleştiği rakipler için yapılan analizleri maç içerisinde kullanabilirsiniz peki ya eşleşme ihtimali olanlar? 

Rakiplerin zayıf yönleri, güçlü yönleri koçların toplaması gereken tek istatistik değil bir de asıl işleri olan kendi sporcuları var ki onun istatistikleri belki de her şeyden önemli. Antrenman sahasında sporcusunun zayıf yönlerini güçlendirmeye çalışırken güçlü yönlerini ise daha da keskinleştirmek için planlamalılar. Bu planlamaların toprak zemin için ayrı, çim için ayrı ve sert zemin için yapılıyor olması ise şaşırtıcı olmasa da işin zorluklarına dair atlanmaması gereken başka bir nokta.

Şimdiye kadar okuduklarınız size yorucu geldiyse sakın tenis koçu olmak gibi bir kariyer planı hayal etmeyin çünkü şimdiye kadar okuduklarımız işin sadece bir kısmı ve belki de en kolay kısmı. Daha zor olanı ise koçun mental sınavı.

Novak Djokovic – Boris Becker

Tenis, en yalnız spor dallarının başında geliyor. Soyunma odasında son hazırlıklarını yaptıktan sonra koçunuzun sesini son kez duyduğunuzu düşünün, çantanızı sırtınıza geçirip raketinizi elinize alıp korta doğru yürümeye başladığınız andan itibaren yalnızsınız. Sizi izleyen binlerce gözün arasında yalnızca rakibin sizi yok etmek isteyen vuruşları ve zihninizden geçenlerle baş başasınız. 

Böyle bir durumda ara sıra göz göze gelinebilen koçun sporcusuna ne kadar faydası olabilir, muhtemelen çok az. Koçlar da bu gerçeğin farkında olarak mental hazırlığın korta çıkmadan önce yapılması gerektiğinin bilincinde. Maç öncesinde sporcusuna yapacağı etki ile maç esnasında mental dayanıklılığını kırılmayacak noktaya getirmek zorundadır. Rakibin servisini karşılamaya hazırlanırken yandan yükselen “oyun-set-maç puanı” uyarısını duyduğunda pes etmemesi için yapılacak her şey karşılaşma öncesinde yapılmış olmalı.

Bunlar saha içindeki etkileri sebebiyle yapılması gereken görevler. Bir de saha dışı faktörler var… Bazen o kadar önemli hale geliyorlar ki kariyerlerin dibe vurmasında veya zirveye çıkmasında önemli ektenler olabiliyor. 

Bu faktörlerden ilki sporcuların sürekli mikrofon uzatılan insanlar olmaları. Her maçtan önce, sonra, turnuvalara hazırlanırken sorular sorulacak ve sporcular cevaplamak zorunda olacak hatta sadece kortta değil, yemek yerken, alışveriş yaparken, yürüyüşte veya tatilde bu sorular sporcunun önünde beliriverecek. Bu sorulara verilecek cevapların ne kadar iyi olacağı ise tabi ki koçun sorumluluğunda.

Tenisi en yalnız sporlardan biri olarak tanımlamış ve korta çıktıktan sonra sporcuların baş başa kaldıkları yalnızlık hakkında bir şeyler söylemiştik. Binlerce seyirci arasında bu yalnız mücadelenin sadece saha içinde değil, saha dışında da ne kadar büyük bir baskı getirdiğini anlatmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Hatta anlatmak istesem de bu kadar büyük bir baskıyı tarif edecek kelimeler bulabileceğimden emin değilim. Tarif edilmesi bile zor bu baskıyla başa çıkmak sporcunun korttaki başarısı kadar belki ondan bile önemli hale gelebiliyor. Son yıllarda başarılı tenisçilerin psikolojilerini yönetme konusunda raket kullanmak kadar başarılı olamadığını üzülerek görüyoruz. Hal böyle iken koçun kolundaki bileziklerden birinin de psikologluk olması zorunluluk haline geliyor. 

Ivan Lendl – Alexender Zverev

Koçun kort dışında ilgilenmesi gerekenler sporcusunun sportif hayatını etkileyecek faktörlerle sona ermiyor. Turnuvadan turnuvaya belki başarıdan başarıya koşacak sporcunun bütün bunları karşılayabilmesi için hatta hayatını idame ettirebilmesi için epey dolu bir banka hesabına ya da çoğu zaman sponsorlara ihtiyacı olacak. Kazanılacak kupalar ve yüklü çekler için tenisçi raketini sallamaya devam ederken sponsor bulma mesaisi de tabii ki koçun görev tanımında olacak. Koçun başarısı için çalıştığı sporcusu Carlos Alcaraz ise pek de çabalamasına gerek kalmadan Nike kapısını çalacaktır ancak ismini kimsenin bilmediği ve kendisinin güvendiği bir sporcu için pek çok kapıyı arşınlaması gerekecektir. 

Bütün bunlarla bir kişinin baş edebilmesinin ne kadar zor olacağı herkesin hemfikir olduğu ortada ki pek çok antrenörün her bir departman için ayrı ayrı çalışan ekipleri mevcut. “Pek çok antrenör” tanımlamasının içine giren isim sayısı ise tanımlamada olduğu kadar pek çok değil. Böyle bir ekip kurmanın ne kadar maliyetli olacağı göz önüne alındığında hepsinin o kadar şanslı olmadığı anlaşılabilir. Bazıları için onlarca kişilik ekiplerle idare edilen bu yapı bazıları için ise tek bir vücutta hayat buluyor.

Yazan: Hürcan Dönmez

Editör: Doğa Üründül

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus