Davutoğlu: “Erdoğan’ın başörtüsünü rehin alan tuzağını bozacak tavır, bu anayasal teminatın paydaşı olmaktır”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Davutoğlu, başörtüsü konusundaki anayasa değişikliği tartışmalarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “her gün değişen psikolojisine ve tutumunun dalgalı akışına bırakılamayacağını” söyledi. Davutoğlu, “Erdoğan’ın başörtüsünü rehin alan istismara dayalı siyasi tuzağını bozacak tek tavır, bu anayasal teminatın paydaşı olmaktır” dedi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin genel merkezinde yaptığı haftalık açıklamasında 28 Şubat sürecinde yaşanan yasak uygulamalarının ardından dönüşen toplumda başörtüsü özgürlüğünün hâlâ yasal ya da anayasal bir güvenceye kavuşturulamadığını vurguladı.

Başörtüsünün siyasi bir rehin alma aracına dönüştüğünü belirten Davutoğlu, “Kılıçdaroğlu’nun 3 Ekim günü yaptığı başörtüsü özgürlüğünü yasal teminat altına alma çağrısı hem bir bütün olarak toplumsal dönüşümün yasal bir zemine kavuşması hem de bu konuda duyarlı geniş kitlelerin kaygılarının giderilmesi açısından son derece önemli ve samimi bir girişim olmuştur. Bu konuda CHP’nin içinde olacağı bir mutabakat toplumsal barış açısından hayati nitelikte öneme sahiptir” diye konuştu.

Erdoğan’ın önce başörtüsü sorununun olmadığını söylediğini hatırlatan Davutoğlu, “Bu çağrıyı gereksiz görmüş, daha sonra ise kendi ifadeleri ile ‘gollük bir pas’ olarak değerlendirerek ‘el yükseltme’ çabasına girmiştir” dedi.

Davutoğlu, AKP’nin Meclis’e getirdiği başörtüsü teklifinin partiler arası bir çalışma ile hazırlanmış ve diğer özgürlük alanlarını kapsayacak şekilde düzenlenmiş bir mutabakat metni olarak sunulmasının daha doğru olacağını belirterek, teklifin TBMM’de reddedilmesi ya da referanduma götürülmesinin kritik bir seçim sürecinin kutuplaştırıcı bir iklimin gölgesinde kalmasına yol açacağını söyledi.

Bugün itibarıyla TBMM matematiği içinde üç muhtemel senaryo olduğunu vurgulayan Davutoğlu, bu tabloyu şöyle anlattı:

“Birincisi, teklifin 360 sınırının altında kalan oyla reddedilmesidir. Böylesi bir gelişme seçim iklimini ‘başörtüsü taraftarları ve karşıtları’ şeklinde, aslında gerçeği de yansıtmayan fiili bir referandum iklimine dönüştürecektir.

İkincisi, teklifin 360-400 arasında kalarak konunun tam da Erdoğan’ın istediği şekilde gerçek bir referanduma götürülmesidir. Bu referandumun Cumhurbaşkanlığı ve TBMM seçimlerinde üçüncü bir sandık olarak yapılması da seçimler öncesi ayrı bir referandum olarak gerçekleştirilmesi de seçim ortamında semboller bazında kutuplaşmayı tırmandıracak ve siyasi kültürümüz açısından vahim sonuçlar doğurma potansiyeli taşıyacaktır. Ayrıca, son derece gereksiz bir maliyete yol açacaktır.

Üçüncü senaryo, teklifin 400 üzeri bir oyla kabulüdür ki bütün bu olumsuz senaryoları engelleyecek ve bu konunun bir daha gündeme gelmeyecek şekilde geride bırakılmasını sağlayacak senaryo budur. Bu senaryoda dahi cumhurbaşkanının TBMM’de kabul edilen teklifi referanduma götürme hakkı vardır. Ancak böyle bir işlemde bulunması bumerang gibi geri tepecek bir siyasi intihar olacaktır. Bu millet hesapçı ve art niyetli adımları asla tasvip etmez ve mutlaka cezalandırır.”

Erdoğan’a ve bütün siyasi parti liderlerine açık çağrıda bulunan Davutoğlu, “Erdoğan, TBMM’ye sunulacak anayasa değişikliği teklifi yoruma mahal bırakmayacak şekilde açık ve anlaşılır hukuk diliyle kaleme alınmalıdır. Gelecek nesilleri bu sorunla bir daha karşı karşıya bırakmayacak netlikte olmalı ve asla yeni tartışmalara yol açmamalıdır. CHP’yi geçmişteki söylem ve tutumları üzerinden yargılamak yerine bugünkü özgürlükçü tutum ve söylemine bakın” diye konuştu.

Başörtüsü mücadelesinde yer alan kadınlar başta olmak üzere duyarlı geniş kitlenin temsilcilerine de seslenen Davutoğlu, “Böylesi bir hak mücadelesini Erdoğan’ın her gün değişen psikolojisine ve tutumunun dalgalı akışına bırakmayın. Bu sayın Erdoğan’ın şahsi mücadelesi değil, bir neslin ortak mücadelesidir. Diğer parti liderlerine de çağrıda bulunarak ve onları ziyaret ederek bu teklifin 400’ün üzerinde oyla çıkması için çaba sarf edin. Böylece, temel hak ve özgürlüklerinizi referandumla oylatmayın” dedi.

“İlk adımı Kılıçdaroğlu’nun atmış olduğu da tarihin ve milletin hafızasına kaydedilecektir”

Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli ve samimi bir girişimde bulunduğunu vurgulayan Davutoğlu, muhalefetteki siyasi partilerin liderlerine şöyle seslendi:

“Bu iyi niyetli girişimin referandum üzerinden bir siyasi tuzağa dönüşmesine izin vermeyiniz. Elde edilecek nihai neticenin bir tarafın zaferi, diğer tarafın kaybı şeklinde bir siyasi propagandaya dönüşmesi diğer bütün acil konuların gölgede kalacağı bir seçim ortamına yol açacaktır. Erdoğan’ın başörtüsünü rehin alan istismara dayalı siyasi tuzağını bozacak tek tavır, bu anayasal teminatın paydaşı olmaktır. Nihayet bu anayasal teminat sağlandığında bu özgürlükçü hamlenin ilk adımını Kılıçdaroğlu’nun atmış olduğu da tarihin ve milletin hafızasına kaydedilecektir.”

Gelecek Partisi olarak başörtüsü özgürlüğünü yasal ve anayasal teminat altına almak üzere atılacak her adıma kayıtsız şartsız destek vereceklerini belirten Davutoğlu, AKP’nin HDP’yi ziyaret etmesi ve Bahçeli’nin dünkü grup toplantısında bu konuda sergilediği tavra ilişkin ise şunları söyledi:

“AK Parti heyetinin ziyareti de Sayın Bahçeli’nin tavrı da doğrudur ve siyasetin normalleşmesine katkıda bulunacaktır. Ancak, Bahçeli’nin tabiriyle bu makul yaklaşımın bütün partiler için geçerli olması da hem makul hem gereklidir. Kendileri ihtiyaç hissettiğinde İmralı’dan mektup getirmeyi, Kandil temsilcisi Osman Öcalan’ı TRT ekranlarına çıkarmayı, HDP’yi ziyaret etmeyi makul ve millet menfaatine uygun görenlerin başka partiler legal bir parti olan HDP ile temasa geçtiğinde bunu terörle işbirliği olarak yansıtmaları, Altılı Masa’ya yedinci bir ayak uydurarak kirli bir propaganda yapmaları en hafif tabiriyle iki yüzlü, ilkesiz ve riyakâr bir siyaset anlayışından başka bir şey değildir.”

“Bu riyakâr siyasete son verilmelidir” diyen Davutoğlu, bu ziyaretin AKP içindeki yansımalarının partinin iç uyumunda artan sıkıntılar bakımından dikkat çekici olduğunu söyledi. Davutoğlu, “Adalet Bakanı’nın ziyaret gerçekleştirdiği günlerde kabinenin özerk alana sahip bakanı konumundaki İçişleri Bakanı’nın HDP aleyhine kullandığı sert ifadeler ve eşzamanlı olarak bazı milletvekillerinin yeni bir çözüm sürecinden bahsetmeleri AK Parti içindeki siyasi savrulmayı açık bir şekilde ortaya koymaktadır” diye konuştu.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus