Halen vizyonda olan “Zaferin Rengi”ni izlediniz mi?
Gerçek hayattan esinlenilmiş filmde; Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Mondros Mütarekesi’nin bir sonucu olarak İstanbul işgal edilmiş, ordular dağıtılmış, halk bir umut arayışında işkenceden farksız günler geçirirken, onlara ışık olan Fenerbahçe’nin hikayesi anlatılıyor.
Şöyle ki, 30 Ekim Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri donanması ile İstanbul’a yerleşmeye başlar, lakin esas işgal 16 Mart 2020 Şehzadebaşı Karakol baskını ile resmileşir. Fenerbahçe de işgal kuvvetleri ile ilk maçını 24 Kasım 1918’de Fransız bir ekip ile oynar. Ondan sonraki 5 yıl boyunca İngiliz ve Fransızların kurduğu takımları sürekli yener sarı-lacivertliler. Hatta işgal birlikleri bile bu yokluk içindeki takımın başarısından rahatsız olmaya başlar. Çünkü Fenerbahçe’nin maç kazanması işgal altındaki bir kentin en büyük moral kaynağıdır.
Taksim Stadı’nın ev sahipliğinde, 29 Haziran 1923’te General Charles Harington’ın İstanbul’dan ayrılırken kendi adına düzenlediği turnuvadaki maçın hikayesi 100 yıl sonra bile kahramanlık destanı olarak anlatılır. Fenerbahçe, Zeki Rıza Sporel’in iki golüyle mücadeleyi 2-1 kazanmıştır. Öyle bir maçtır ki, o esnada Lozan Konferansı’nda olan İsmet Paşa’nın bile müsabakanın sonucundan haberi olmuştur ve sarı-lacivertlilere “Heyetimiz adına hepinizi mutlulukla tebrik eder, meserretle gözlerinizden öperim.” dediği bir kutlama telgrafı çekmiştir.
Gelelim günümüze…

2 Nisan’da Fenerbahçe büyük bir olağanüstü genel kurul yaptı. Acil çağrıda bulunuldu. Tartışılacak konu başlıkları: ligden çekilme, Süper Kupa maçına çıkmama, başka ülkeye takımı taşıma… Çıkan karar ne oldu derseniz? Süper Kupa’ya 19 yaş altı ile çıkalım…
Şanlıurfa’nın ev sahipliğindeki geçen yılın Süper Lig şampiyonu Galatasaray ile Türkiye Kupası sahibi Fenerbahçe’nin Süper Kupa finalindeki maçın normal şartlarda sezon başında oynanması gerekiyordu. Atanmış Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mehmet Büyükekşi maddi kaygılar adı altında Cumhuriyetimizin 100. yılında aldı kupayı Suudi Arabistan’a götürdü. Hatırlayacaksınız, takımlar Riyad’daki yetkililerle anlaşamayarak maça çıkmadı. Süper Kupa’nın şimdiki krizi de Fenerbahçe’nin 19 yaş altı oyuncularla maça çıkması oldu.
Öncelikle Fenerbahçe gibi Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütlerinden birinin kendisine seçtiği yol olarak, 19 yaşındaki çocukları sahaya atmak ve genç futbolculardan elit seviyede mücadele etmelerini beklemek “etik” bir hareket mi? Elbette değil! Düşünsenize, sarı-lacivertli formayı giymek için yıllarca hayatından, çocukluğundan feragat edip çalışıyorsun, yönetimden bir karar geliyor ve en hafif tabir ile “meze” ediliyorsun.
Bu arada sarı-lacivertlilerin 19 yaş altı takımının maça 9 kişi ile başlayacağı ve hakemin düdüğü ile birlikte 3 futbolcu sakatlanma bahanesi ile sahayı terk ederek Fenerbahçe’nin hükmen mağlup olacağı da söyleniyor. Bizim kaçırdığımız bir şey mi var acaba? Düşmanın işgal ettiği topraklarda, yırtık forma ve ayakkabılarla sahaya çıkan takımdan, “penaltımız verilmedi, oynamayacağım ben” diyen bir takıma mı dönüştü?
1907’de Kuşdili Çayırı’nda kurulan ve başkanlığını Hamid Hüsnü Kayacan’ın yaptığı Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kuruluş amacı: “Beden ve fikir eğitimini yaygınlaştırmak, vatan gençlerini hayat mücadelesine, sıkıntılara ve askeri seferlere (savaşmaya) alıştırmak” diye yazar.

İşgal altında bir ulusa umut olan oyuncuların bazıları (1920’ye göre); hem kaleci hem de forvet oynayan Şekip Kulaksızoğlu, İsmet Uluğ, Fahir Yeniçay, Cafer Çağatay, Sabri Arca, Ömer Tanyeri, Alaattin Baydır, Fahir Yeniçay, Kadri Göktulga ve Bedri Gürsoy 20 yaşında yoktular. Hatta Fahir, Bedri ile savunmacı Kadri daha 16 yaşındaydı. Takımın en büyüğü Galatasaray Lisesi çıkışlı, Fenerbahçe’nin 21. başkanlığını da yapacak olan Hasan Kamil Sporel 26 yaşındaydı. Harington Kupası’nda zaferi getiren golleri atan Zeki Rıza Sporel 22 yaşındaydı.
Şu an 19 yaş altına tekabül eden takım işgal kuvvetlerini dize getirirken, 2024 yılında yönetim 19 yaş altındaki futbolculardan sakatlık numarası yaparak sahayı terk etmelerini talep edecek.
2 Nisan’daki olağanüstü genel kurulda, başka bir ülkede Fenerbahçe’nin adının devam etmesi de konular arasındaydı. İşgal altındaki bir ülkede bile umut ateşini filizlendiren sarı-lacivert renkler başka topraklarda, kendi taraftarlarından kopuk şekilde mücadele etmeyi tartışıyor.
Protesto nasıl olur?
Maça en iyi şekilde çıkarsın, rakibini yenersen madalya ve kupa törenine katılmazsın. Kaybedersen de ikincilik törenine yine katılmadan ayrılırsın. 19 yaş altındaki çocukları, çarpık rekabet düzeninize alet ederek değil…














