Devlet Bahçeli: “Demirtaş’ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş hakkındaki AİHM kararının sorulması üzerine “Hukuki yollardan sonuca ulaşmıştır. Tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır” dedi.

Bahçeli Demirtaş hakkında konuştu: "Tahliyesi hayırlı olacaktır"
Bahçeli Demirtaş hakkında konuştu: “Tahliyesi hayırlı olacaktır”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında “Terörsüz Türkiye” sürecine, Selahattin Demirtaş’ın tahliye talebine, uluslararası gündemlere ve Cumhur Ittifakı’nda çatlak olduğu iddialarına değindi.

“Demirtaş’ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır”

Grup konuşmasının ardından gazetecilerin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında AİHM’in verdiği hak ihlali kararının kesinleşmesini sordu.

Tahliyesi için başvurulan Demirtaş sorusuna Bahçeli “Hukuki yollardan sonuca ulaşmıştır. Tahliyesi Türkiye için hayırlara vesile olacaktır” diye yanıt verdi.

Bahçeli Demirtaş hakkında konuştu: “Tahliyesi hayırlı olacaktır”

“Hem Öcalan hem Demirtaş arasına mayın döşemek…”

Grup konuşmasında yeni çözüm sürecine ilişkin değerlendirmeler yapan Bahçeli, TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarının sonuna geldiğini söyledi. Çizilecek yol haritasıyla hukuki, siyasi ve demokratik adımların gerçekçi bir mutabakat düzleminde temin edileceğini dile getiren Bahçeli şunları söyledi:

“İmralı ile Edirne ihtilafı çıkarmanın, Terörsüz Türkiye hedefini baltalamanın arayış ve anlayışında olan bazı medya kuruluşlarının, sipariş ve sivri görüşleri seslendiren sözde uzmanların nereye hizmet ettiklerini çok iyi biliyoruz. Hem Öcalan’ın hem de Demirtaş’ın arasına mayın döşemek suretiyle Terörsüz Türkiye adımlarını kösteklemeye çalışanların potansiyel hazımsızlıklarını görüyor, hiç kimsenin de bu oyuna gelmeyeceğini değerlendiriyoruz.”

“Atatürk’ün partisini Saraçhane’ye, sonra Silivri’ye sürükleyenler”

Bahçeli bu sözlerinin hemen ardından CHP’yi hedef aldı:

“Atatürk’ün partisini Ankara’dan uzaklaştırıp önce Saraçhane’ye, sonra Silivri’ye, ardından Batı başkentlerine telkin ve tembihlerle ite ite sürükleyen, hatta hapseden cahil, köksüz, kimliksiz ve işbirlikçi güruhun kurguları ve kumpasları şüphesiz boşunadır. Sosyalist CHP’yi ikna edebilirler ama Türkiye’yi ikna edemezler, karşımızda asla duramazlar.”

“Komisyon İmralı’ya giderek ilk ağızdan mesajları almalı”

Bahçeli, komisyonun İmralı’ya gitmesi için yeniden çağrı yaptı:

“PKK’nın kurucu önderliğinin son düzlükteki görüş, düşünce ve kanaatleri alınmalı, konuyla ilgili günlerdir yapılan kısır tartışmalar sonlandırılmalıdır. Bir kez daha ve ısrarla söylemem lazım gelirse, Meclis’te kurulan Komisyon’dan seçilecek milletvekillerinin İmralı’ya giderek ilk ağızdan ve ilk elden ihtiyaç duyulan mesajları alması süreci çok daha güçlendirecektir. MHP böylesi bir heyete katılmaya hazırdır. Korkuya, kaygıya, çekinmeye, çelişkide bocalamaya gerek yoktur.”

Abdullah Öcalan’ın PKK’nın silah bırakması için yaptığı çağrıyı “27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” diye anan Bahçeli, “Bugüne kadar İmralı sözünü tutmuş, açıklamalarının arkasında durmuştur.” dedi. Bahçeli, bir grup PKK’lının Türkiye’den çekilmesini kayda değer gelişme olarak görürken “Biz bardağın dolu kısmına bakıyor, eften püften, sudan ve kıytırık bahanelere sığınarak kuşkulu bir pozisyon almıyoruz.” dedi.

Bahçeli, örgüt elemanlarının SDG/YPG’ye silahlarıyla birlikte katılmalarının millî güvenliğe doğrudan tehdit olduğunu söyleyerek “Türkiye’mizin ve Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne karşı oluşacak yakın tehlikenin birebir takibiyle birlikte sahada önüne geçilmesi akut bir ihtiyaç olarak karşımızdadır.” diye konuştu.

Cumhur İttifakı’nda çatlak iddialarına yanıt

Bahçeli, 29 Ekim’de Anıtkabir ziyaretine ve Cumhuriyet Resepsiyonu’na katılmamasının ardından Cumhur İttifakı’nda görüş ayrılığı yorumları yapılmasına tepki gösterdi:

“29 Ekim’de Anıtkabir’e gitmememizin nedeni insani bir hâlden kaynaklanmış olamaz mı? Bundan dolayı belki de turnusol kâğıdı gibi kimin kiminle iş çevireceğini, ne söyleyeceğini, kafasının içindeki spekülasyonların deşifresi için bir imtihan vesilesi olarak görmüş ve düşünmüş olamaz mıyız? Anıtkabir’e haydi gidemedik, peki resepsiyona katılınca bu defa da Anıtkabir’i protesto etmiş gibi takdim edilmeyecek miydik? Anıtkabir’deki törene gitmeyince resepsiyona katılmak ne kadar doğru, dengeli ve isabetli bir davranış olarak değerlendirilirdi? Peki Anıtkabir’e gitmeyip de koşa koşa resepsiyona katılanları, boy boy fotoğraf karesi servis edenleri görmemek ayıplı ve alçalmış bir çifte standart değil midir?”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.