DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, AİHM’in hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmeyen Selahattin Demirtaş’ı Edirne Cezaevi’nde ziyaret etti. Hatimoğulları görüşmenin ardından Demirtaş’ın komisyona çağrı yaptığını ve “Meclis çözüm komisyonunun cesur bir karar alarak, en kısa zamanda Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmesini umuyor ve diliyoruz” dediğini aktardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 9 yıldır tutuklu bulunan eski Hakların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında üçüncü kez hak ihlali kararı vermesinin ardından DEM Parti Edirne’ye gitti.
Edirne Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ı ziyaret eden DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, görüşmelerinin ardından açıklama yaptı.
Kobani davasından tutuklu bulunan herkesin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, “Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu çağrıyla Türkiye artık yepyeni bir dönemin içinde. Silahların susacağı, demokrasinin konuşacağı bugünlerde AİHM kararlarının hayata geçmesi hayatidir ve topluma güven sağlayacaktır. Demokratik siyaset susturulmamalıdır. Yargı siyasetin sopası olamaz, uzun zamandan beri ne yazık ki yargı siyasetin sopası olarak muhalefete en sert şekilde uygulanmaktadır. Yargıyı siyasetin sopası yapmaktan vazgeçin. Kobane kumpas davasında tutuklu bulunan sevgili Selahattin Demirtaş ve sevgili Figen Yüksekdağ derhal serbest bırakılmalıdır” dedi.

Hatimoğulları daha sonra Selahattin Demirtaş’ın mesajını okudu. Demirtaş mesajında komisyona çağrı yaptı:
“Meclis çözüm komisyonunun cesur bir karar alarak, en kısa zamanda Sayın Abdullah Öcalan ile görüşmesini umuyor ve diliyoruz. Çünkü 50 yıllık çatışma köklü ve kalıcı olarak bitiyor. 50 yıldır bu meselede güvenlik politikaları öncelendi ve bunun sonucunda ne yazık ki bu ülke on binlerce gencini kaybetti. Şimdi de bugüne kadar denenmeyen denenmelidir. Ve milletvekilleri gerekirse siyasi riskler göze alarak barış için İmralı’ya gitmelidir.”
Ne oldu?
AİHM, 8 Temmuz 2025’te Edirne Cezaevi’nde Kobani davası nedeniyle tutuklu bulunan Demirtaş’ın tutukluluğunun kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal ettiğine karar verdi. Mahkeme ayrıca Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiğini belirtti.
Adalet Bakanlığı, AİHM’in eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun hak ihlali olduğuna ve tahliye edilmesi gerektiğine dair kararına itiraz etti ve kararı Büyük Daire’ye taşımak istedi.
AİHM Paneli, Türkiye’nin bu talebini reddettiğini duyurdu. Böylece AİHM’in Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararı kesinleşmiş oldu.
- AİHM Türkiye’nin itirazını reddetti: Selahattin Demirtaş hakkındaki ihlal kararı kesinleşti
- Selahattin Demirtaş 9 yıldır cezaevinde: Tutuklanmasına giden süreç ve davalar
- Devlet Bahçeli: “Demirtaş’ın tahliyesi hayırlara vesile olacaktır”
- Abdullah Öcalan: “Kürt olgusu tüm boyutlarıyla Cumhuriyet’in yasallığına dahil edilmeli”
Demirtaş 9 yıldır cezaevinde tutuluyor
Demirtaş, Diyarbakır Başsavcılığı’nın talebi üzerine 4 Kasım 2016’da tutuklandı. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği, “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “halkı suç işlemeye alenen tahrik etme” suçlarından tutuklama kararı verdi.
Demirtaş hakkında çeşitli illerde açılan davalarda yargılama süreci devam etti. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, terör örgütü propagandası yapma suçundan 4 yıl 8 ay hapis cezası verdi. Bu hüküm kesinleşti.
Kobane davasında 42 yıl ceza aldı
Kobane davası olarak bilinen ve 6-8 Ekim 2014’teki eylemlere ilişkin 108 sanıklı dava, 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme, 16 Mayıs 2024’te Demirtaş’ı 6 ayrı suçtan 42 yıl hapis cezasına çarptırdı.
Mahkeme, gerekçeli kararını 25 Haziran 2025’te açıkladı. Dosya, 24 Eylül 2025’te Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi’ne gönderildi. Demirtaş, 9 yıldır cezaevinde tutuluyor.
AİHM üç kez hak ihlali kararı verdi
AİHM, Demirtaş’ın tutukluluğunun hak ihlali olduğuna yönelik bugüne dek üç karar verdi. İlk karar 20 Kasım 2018’de, ikinci karar 22 Aralık 2020’de ve üçüncü karar 8 Temmuz 2025’te açıklandı.
Son kararda mahkeme, Demirtaş hakkında 2019’da verilen tutuklama kararının hukuki gerekçelere dayanmadığını belirtti. AİHM, tutuklama kararının esasen siyasi bir amaç güttüğünü vurguladı.








