İsmail Fatih Ceylan yazdı: Bumerang sahibini vuracak

bir bumerangı üzerimize fırlatıp attılar
dağlar kaçtı ve şehirler devrildi
elimizden uçup gitti aydınlık günler
parça parça oldu gecenin gizemleri
ölümün gölgesi ve korkunun düşleri
bir cam gibi ayaklarımızın dibinde kırıldı
insanı insan eden mesajları insandan attılar
hayatı doğuran toprak utancından çatladı
sonra büyük boşluk oldu tüm yürekler
ışık aradık hep susarak
beklemek zor şey
hele aramak

bir bumerangı üstümüze fırlattılar
o bumerang silip attı ışıkları, kararttı aydınlığı
yeşil yok, mavi yok, beyaz hepten silindi
karanlıkta ölümcül kuşları uçurttular
o günden beri
bütün kahpece tuzaklar şal gibi örtüldü üzerimize
kurbanı olduk tuzakların, azat edilmeyen esiri olduk
dışarıya kapanıp, içimize saklandık
o zamandan beri
bakışlardan, dudak kıpırtılarından huylandık

o bumerangı yüzyıllarca önce fırlattılar
özgürlük adına, adalet adına fırlattılar
gülenler ağladı, konuşanlar sustu, gözler kapandı
soğuk yeller, çiseleyen yağmurlar ve tüm korkular
bir zıpkın gibi, kanlı bir hançer gibi yüreklere saplandı
onların özgürlük dedikleri ve onların adalet dediği
özgürlük kuşunu parçaladı

karanlık hiç bitmedi, korku hiç dinmedi
yağmurlar sadece bizim üzerimize çiseledi
ihanet konuşmaları, entrikalar, bizim içindi
ıslak ve karanlık toprağın üzerinde
gecenin geç ve yıldızsız saatlerinde
korkarak koşturmak bizim içindi
çünkü yıllardır peşimizden geliyordu
kendilerinden utanmaları gerekenlerin
arsız kurşunları
hep bize sıkılıyordu demir yumrukları
işte bu yüzden kurşunlanmamak için
işte bu yüzden vurulmamak için
boynumuzu büktük koşarken
kuşatılmış sokaklarda, mayın dolu caddelerde
ihbarlar televizyondan televizyona at koştururken
suçlayıcı iftira dolu sözler
adına trol denen düşman gözler
üzerimize çevrilmişken
hain eller tetikteyken
bütün yalnızlıklarımızı çatlatırcasına
inançlarımızla beraber, imanımızla beraber
bir militan gibi ağlayarak koştuk

görünmeyen silahları
heybetli gecelerde bile görüyorduk
el yordamıyla, terlerimizi sile sile
elverdiğince kurtuluş türküleri söyleyerek
zifiri gecelerde önümüzü görmeden koştuk
kaçarken
koşarken
ve dolaşırken
ıslak ve karanlık topraklara hüküm süremedik
ateşi ile dimdik tutan kin
gözlerimizde nefretle tutuşan şafak
içimizdeki volkan gibi kaynayan
imanımız,
ağrımız,
kahrımız olmasaydı
derin denizlerin aydınlığını göremezdik

bumerangı hunharca üstümüze fırlattılar
o bumerang üstümüzden geçip gitti
algılar, gözaltılar, coplar, sorgular
boğulmuş caddeler, susturulmuş sokaklar
söndürülmüş yıldızlar bırakarak gitti
kalakaldığımız karanlıkta susup büyük bekledik
üstümüz başımız değişti, içimiz değişmedi
aydınlık günlerimiz için öfkemiz sessizliğe yürüdü
dağları eritircesine sabrettik
yetsin artık dedik, insanız dedik, biz varız dedik
her türlü diktatorya bitsin dedik

şarkılarda geçen adımızı silmek istiyorlardı
evrende yankılanan ilahileri susturmak
zamanla şiirsiz kaldık, türküsüz kaldık
deniz artık çok uzaklardaydı, dokunuyordu yalnızlık
soğuk yeller, çiseleyen yağmurlar ve tüm korkular
bir zıpkın gibi, kanlı bir hançer gibi yüreklere saplandı
onların özgürlük dedikleri, özgürlük kuşunu parçaladı
herbirimiz ayrı kalıp, kaybolduğumuz ormanda
hiç yoktan susturulmuşken şarkılar, unuttuğumuz şiirler
kavramlarla, yanlışlıklarla ve baskılarla hapsedilmişken
sıkılmış bir yumruk gibi meydan okuduk hayata
vurduk yüreğimizi şanlı kavgaya

büyük yorgunluk geçiren insanlar
yok edilen güneşi yüreklerinde buldu
biz yerler ve gökler gibi
ağaçlar ve kuşlar gibi doğal olmak
nasıl yaratıldıysak öyle yaşamak istiyorduk
onurlarımız azalmadan, haysiyetimiz kırılmadan
hiçbir zalimin kölesi olmadan
kısacası: korkmadan, koşmadan, kaçmadan
sevdamızla, kavgamızla yaşamak istiyorduk

yüzyıllarca önce bumerangı fırlatıp attılar
o bumerang üstümüzden geçip gitti
boğulmuş caddelere, susturulmuş sokaklara
bizleri karanlığa hapsedip gitti
üstümüzü başımızı değiştirdiler, içimiz değişmedi
mumlarla söndürülmüş gözlerimiz görüyor artık
yeşil gelecek, mavi görünecek, beyaz aydınlatacak
elbet yarınlar güzel günler olacak
üzerimizden geçip giden bumerang
artık sahibini vuracak

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.