Açık Oturum’un 502’nci bölümünde Göksel Göksu’nun konukları Alişer Delek var, Mesut Yeğen ve Yunus Emre, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İmralı Cezaevi’ne giden komisyon heyetine üye vermemesiyle ortaya çıkan siyasi krizi ve bunun sürece etkilerini tartıştı. Katılımcılar “CHP’siz süreç yürür mü?” sorusuna cevap aradı.
Yunus Emre, CHP’nin üye vermediği heyetin İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmedeki gizliliği eleştirdi. Milletvekillerinin katıldığı bu tür bir görüşmenin gizli tutulmaması gerektiğini söyleyen Emre, Meclis’in faaliyetlerinin şeffaf olması gerektiğini ifade etti. Yunus Emre, görüşmenin MİT görevlileri eşliğinde yapılmasının soru işaretleri uyandırdığını kaydetti.
Sürecin, Kürt sorununu istismar ederek Erdoğan’ın hem kendisinin tekrar aday olabilmesi hem de seçimleri kazanabilir konuma gelebilmesi için bir planlama olarak değerlendiren Yunus Emre, bu planın, 2017 referandumu sonrası oluşan birleşik muhalefet davranışını (CHP ve DEM Parti arasındaki yakınlaşmayı) ortadan kaldırmayı hedeflediğini söyledi.

CHP’nin İmralı’ya gidişini CHP’ye kurulan “çifte kumpas” olarak niteleyen Emre “CHP İmralı’ya gitmese ‘Kürt siyasetiyle arasına mesafe koymak’ eleştirisiyle köşeye sıkıştırılacak, İmralı’ya gitse kendi seçmeninden büyük tepki görecek konuma getirilmek istendi” dedi.
CHP’siz süreç yürür mü?
İmralı ziyaretinin önemine dikkat çeken Mesut Yeğen de İmralı görüşmesinin, “silahsızlanma” ve “Kürt meselesini siyasi-hukuki zemine çekme” süreçleri arasında bir bağlantı noktası oluşturduğunu ve Öcalan’ın gelecekteki müzakerelerde muhatap olup olmayacağının tayini açısından önemli olduğunu vurgulayarak “CHP’nin yokluğu bu teyidi zorlaştırdı” dedi.
CHP’nin, İmralı ziyareti olmamasına rağmen sürecin başından beri içinde olduğunu ve komisyonun şekillenmesinde önemli katkılar sunduğunu söyleyen Yeğen, CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararını “yol kazası” olarak nitelendirerek sürecin kaldığı yerden devam ettiğini dile getirdi.
Yeğen, CHP’nin komisyona üye vermemesindeki esas faktörün, Erdoğan’ın bu sürece kamuoyu önünde sahiplenmemesi ve meseleyi komisyona havale etmesi olduğunu ifade etti. Mesut Yeğen, Erdoğan kamuoyu önünde İmralı ile görüşmeyi savunulabilir bir iş olarak görmediği için CHP’nin de topa girmekten imtina ettiğini ancak CHP’nin İmralı’ya gitmemesinin de Öcalan’ın sürecin aktörü olarak muhatap alınmasının tayinini sıkıntıya soktuğunu söyledi.
Mesut Yeğen CHP’nin, Türkiye’nin birinci partisi ve iktidar adayı olarak CHP’nin sürecin toplumsallaşması ve yasama ayağı açısından vazgeçilmez olduğunu dile getirdi. Yeğen, DEM Parti açısından da CHP’nin süreçte olmasının, gelecekte AK Parti ile tek başına kalma riskine karşı bir “sigorta” niteliğinde olduğunu söyledi.
Mesut Yeğen ayrıca komisyonun sadece bir “eve dönüş yasası” ile mi sınırlı kalacağının, yoksa daha geniş demokratikleşme adımlarını kapsayıp kapsamayacağının belirsizliğini koruduğunu belirtti.
“CHP İmralı’ya gitmeyerek, sürecin şeffaf olmamasına ve toplumsallaşmamasına ayna tuttu”
Alişar Delek de İmralı’ya gidilmesi yerine, Öcalan’ın komisyon üyelerinin tamamına telekonferans yoluyla bağlanılmasının daha şeffaf olacağını ve CHP’nin de bu fikre sıcak baktığını belirtti.
CHP’nin komisyondaki varlığının, komisyonun karizmasını ve meşruiyetini artırdığını söyleyen Delek, CHP’nin İmralı’ya gitmeyerek, sürecin şeffaf olmaması ve toplumsallaşmaması gibi eksiklerine ayna tuttuğunu savundu.
Cezaevlerindeki hastaların veya Diyarbakır Anneleri’nin çocuklarının sorunları çözülmeden, sürecin sadece Öcalan’a veya İmralı’ya indirgenmesinin yanlış olduğunu ifade eden Delek, kamuoyunun İmralı ziyaretini anlamadığını ve buna sıcak bakmadığını belirtti.
Komisyonun nihai işlevini de değerlendiren Alişer Delek, ülkenin demokrasi sorunlarına çözüm getirmeyeceğini, ancak Kürt sorununun belli aşamalarına yönelik adımlar atabileceğini ifade ederek asıl katkının Kürt meselesinin çözümünün yanı sıra konuşan insanların “bölücülük” damgası yemeyeceği bir Türkiye yaratarak demokrasiye katkı sağlamak olduğunu söyledi.
Delek, tartışmanın İmralı’ya sıkışmasıyla SDG ve Şam entegrasyonu gibi Rojava’daki önemli gelişmelerin gözden kaçırıldığına da dikkat çekti ve “Komisyonun İmralı yerine Rojava’ya giderek gözlemlerini paylaşması daha faydalı olabilirdi” dedi.








