Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu, Ankara ile ilişkilerde “iki kardeş ülke” vurgusu yaparak, “Kıbrıslı Türklerin hassasiyetlerinin bilinmesi ve saygı görmesi gerekir” dedi. Özuslu ayrıca seçimlerdeki farktan ilhak tartışmalarına, müzakere masasının geleceğinden erken seçim ihtimaline kadar kritik başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.
Senem Görür Yücel, Lefkoşa’dan bildiriyor.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) yapılan seçimler yalnızca ülke iç siyasetini değil, Kıbrıs müzakere sürecinin geleceğini ve Türkiye–KKTC ilişkilerinin yönünü de yeniden gündeme taşıdı.
Tufan Erhürman’ın ilk turda elde ettiği yüksek oy oranı, adada yıllardır tıkanan müzakere masasına dair umutları canlandırırken, Ankara’nın yaklaşımının nasıl şekilleneceği konusunda da yeni bir tartışma açtı.

Tüm bu başlıkları yerinde takip etmek için Lefkoşa’dayız ve Cumhuriyet Meclisi’nde Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Sami Özuslu ve gazeteci ile seçim sonuçlarını, ilişkilerin geleceğini ve olası müzakere sürecini konuştuk.
Seçimlerdeki büyük fark nasıl ortaya çıktı?
CTP Milletvekili Sami Özuslu, Tufan Erhürman’ın seçimlerde elde ettiği yüzde 63’lük tarihi farkı “herkesi kucaklayabilen bir liderlik profiline” bağladı. Özuslu, Erhürman’ın hukukçuluğu, müzakere deneyimi ve “güven veren” siyasi geçmişiyle toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulduğunu belirtti. Mevcut hükümet döneminde yaşanan ekonomik bozulma, gelir adaletsizliği, sahte diploma tartışmaları ve gençlerin göç eğilimi gibi sorunların da seçmen davranışını etkilediğini söyledi.
Bahçeli’nin “ilhak” çıkışının adada bir karşılığı var mı?
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ilhak çıkışlarının Kıbrıs’ta bir karşılığı olmadığını vurgulayan Özuslu, “İlhak çağrıları zaman zaman yapılır ama bunlar tepkisel çıkışlardır” dedi.
Yeşil Hat’ın bugün yalnızca iki toplumu değil, bölgesel güç dengelerini de temsil ettiğini belirterek, “Bölgedeki ateşli çember Kıbrıs’ı da sarabilir kaygısı var” ifadelerini kullandı.
Türkiye–KKTC ilişkisi nasıl olmalı?
Özuslu, Ankara ile ilişkilerin “ana–yavru” veya “ast–üst” anlayışıyla değil, “iki kardeş ülke ilişkisi” temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin sağladığı hibelerin önemine değinirken, buna rağmen sosyal ve kültürel yaşama doğrudan müdahalenin toplumda tepki yarattığını belirterek, “Kıbrıslı Türklerin hassasiyetlerinin bilinmesi ve saygı görmesi gerekir” dedi.

Kıbrıs müzakereleri yeniden canlanabilir mi?
Özuslu, “Umutlanmak zorundayız” diyerek müzakere masasına dönüş ihtimaline dikkat çekti.
Kıbrıs sorununun günlük hayatta yarattığı kısıtları hatırlatarak, “Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün bedelini hep Kıbrıslı Türkler ödedi” ifadelerini kullandı. Geçiş kapılarındaki sıkıntılar, karma evliliklerde yaşanan vatandaşlık sorunları ve iki toplumlu komitelerin önemine işaret etti.
Öte yandan Özuslu, mevcut hükümetin üç seçimdir kaybettiğini ve 22 Mart’ın erken seçim için en makul tarih olduğunu ifade etti. Ulusal Birlik Partisi (UBP) içinde artan tartışmaların ve toplumdaki değişim talebinin bu süreci zorladığını ifade etti. “Halk değişimin önünü açtı” diyen Özuslu, hükümetin seçimden kaçtığını ancak bunun sürdürülemeyeceğini söyledi.








