İsmail Fatih Ceylan yazdı: Fethullah Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset 

Fethullah Gülen, Nurcuların önemli isimlerinden Erzurumlu Mehmet Kırkıncı vasıtasıyla Nurcu olduğu halde 70’li yılların ortasında İzmir Bornova Camii vaizliğiyle adını duyurmaya, çevresini genişletmeye başlamış, Nurculuğunu gizleyip kendine özgü yeni bir cemaat kurmaya yönelmişti. Bu dönemde parti kurduğu için “Adalet Partisi’ni bölecek, CHP’yi, komünistleri iktidara getirecek” endişesiyle Erbakan’ın kurduğu MNP ve MSP’ye karşı çıkan, bu uğurda MSP ile mücadele eden Nurculara mesafe koymaya, MSP’lilere ise yakın olmaya başlamıştı.

Hatta 1973 seçimlerinde İzmir’den aday olan Turgut Özal’ı desteklemek için Fethullah Gülen ve taraftarları MSP’ye oy vermişlerdi. Bu, Fethullah Gülen’in oy kullandığı tek seçimdi.

MSP’liler de, o zamana kadar Fethullah Gülen’i Yeni Asyacı Nurcular gibi MSP’ye gözle görünür bir düşmanlık yapmadığı için ayrı tutmuşlar, kendilerine yakın görmüşlerdi. 1973 seçimlerinde MSP’ye oy verdikleri için sempati duyuyorlardı. Fethullah Gülen’in ve taraftarlarının MNP ve MSP döneminde bu partilere destek verdiği duyuluyor, o dönemde neredeyse bütün Nurcuları temsil eden Yeni Asya camiası Fethullah Gülen’i ayrı bir cemaat kurmakla ve MSP’li olmakla itham ederek suçluyordu.

Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 
Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 

İzmir’de vaizliğiyle tanınmaya ve geniş bir çevre oluşturmaya başlayan Fethullah Gülen, Yeni Asya gazetesinin Adalet Partisi’nin bülteni gibi Demirel yanlısı yayın yapmasından rahatsızdı. Zaten Abdullah Yeğin, Abdülkadir Badıllı, Hüsrev Altınbaşak, Said Özdemir gibi ağabeyler, daha önce Türkeş aleyhinde broşür basılıp dağıtılmasına ve sonra gazete çıkarılmasına karşı çıkmışlar, bir mesafe koymuşlardı. Fethullah Gülen de onlarla birlikteydi, hatta Türkeş aleyhindeki broşür nedeniyle Yeni Asya gazetesi yayın yönetmeni Mustafa Polat ile tartışmış, “Burada gazetenizi sattırmam” demişti.

Nurcu olmasına rağmen nurcu olduğunu gizlemesi, kendine has bir cemaate oluşturmaya yönelmesi Yeni Asyacılar tarafından eleştiriliyordu. Farklı siyasi kanaatler taşıması, MSP’ye oy vermesi, meseleyi görüşmek için çağırıldığında gelmemesi, Mehmet Kırkıncı vasıtasıyla Nur camiasına giren Fethullah Gülen’in kendine has ekol kurma yönüne gittiğini gösteriyordu.

Ancak tamamen kaybedilmemesi için araya Mehmet Kırkıncı ve Osman Demirci girmiş, gönlünü almak amacıyla onun vaazlarından derlenmiş Hitap Çiçekleri kitabı yayınlanmıştı. Fakat tarzında değişiklik olmayınca Mehmet Kırkıncı, Mustafa Sungur, Bayram Yüksel gibi ağabeyler görüşmeye gitmiş, bu görüşmede Fethullah Gülen şunları söylemişti:

“Sizin aranızda nikâhı kıyıldığı akşam hizmete çağırılınca gerdeğe girmekten vazgeçen, nikâhlısı ile hizmet beraberliğinde anlaşıp hayatını davasına vakfeden fedakâr insanlar var. Ben o yolu tercih ediyorum.”

Fethullah Gülen Nurcularla tartışıyor

Yeni Asya gazetesi sahibi ve Nurcuların lideri Mehmet Kutlular bu sözlere kendi dershanelerinde sempati duyanları, hatta ona Mehdi, Kahtani gibi yakıştırmalar yapanları duyunca, “Böyle iddia sahiplerini kolundan tutup dershanelerden atın” dedi.

Fethullah Gülen, Kutlular’ın bu sözlerini işitince kırgınlığını, kızgınlığını her yerde dile getirmeye başladı. Alaaddin Başar’ın daveti üzerine İzmir’e gelen Kırkıncı Hoca, Kutlular ile birlikte Fethullah Gülen’in yanına gidip kırgınlığın sebebini sordu.

“Siz gazetenizde Edremit’te yaptığımız kampı savunarak beni Nurcu diye ihbar ettiniz” dedi Fethullah Hoca.

“Biz sizi Nurcu biliyoruz” diye karşılık verdi Kutlular.

“Bilmeniz ilan etmenizi gerektirmez. Ben geniş kitlelere ulaşmak için Nurcu kimliğimi kullanmayacağım.”

Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 
Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 

“Siz ister kullanın ister kullanmayın. Bazı çevreler o kampı bahane ederek Nurculuğa saldırırsa, biz de mukabele ederek Nurculuğu savunuruz. Siz nurcu olmadığınızı aleni olarak açıklarsanız saldırılar Nurculuğa gelmez, biz de müdahale etmeyiz.”

“Sen Pınarbaşı’nda mehdilik iddiasında bulunanlara ağır hakaretler yapmışsın. Öyle iddiada bulunan pek çok insan var.”

“Başka cemaatlere karışmam. Ben ‘bizim içimizde’ dedim. Şimdi de diyorum. Bizim Mehdimiz, Kahtanimiz belli. Deccalı biliyoruz.”

“Orada benim için ‘Selametten yardım alıyor’ demişsiniz.”

“Kim demişse yalan söylemiş. Yüzleşmeye hazırım.”

“Büyütmeye gerek yok. Bu mesele burada kapansın.”

“O halde bundan sonra birbirimizin aleyhinde bulunmayalım.”

Ancak mesele kapanmadı.

Bu görüşmeden sonra Yeni Asyacılar Ankara’da toplanarak tartıştı. Herkesin Fethullah Hoca ile münasebetlerini kesmelerimi ve onun faaliyetlerine katılmamalarını kararlaştırdı. (Serencam, İslam Yaşar, s. 233, Yeni Asya Neşriyat, 2019)

Başka cemaatlerden de taraftar kazandığını gören, maddi ve manevi olarak güçlendiği belli olan ve Yeni Asya cemaatinin özellikle siyasi konuda fanatik oluşu yüzünden yıprandığını, gerilediğini Tahiri Mutlu, Hüsrev Altınbaşak, Abdullah Yeğin, Mustafa Sungur, Said Özdemir gibi bazı ağabeylerin ifadelerinden anlayan Fethullah Gülen artık bağımsızlığını ilân etme zamanı geldiğini anlamıştı.

Yeni Asya’yı çok siyasi olmakla, siyaseti hizmetin önüne geçirmekle suçlayıp, cemaatini Yeni Asya cemaatinden ayırdı. Yeni Asya cemaatinden bazı dershaneler de Fethullah Hoca’nın tarafına geçince büyük bir şaşkınlık yaşandı.

Fethullah Gülen Yeni Asyacı Nurculara karşı MSP’lilerin ilgi göstermesinin faydasını gördü ve hızla toparlanarak gittikçe sayısı artan cemaate dönüştü.

Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 
Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 

İzmir Bornova Merkez Camii’nde ağlayan vaiz

Fethullah Hoca’nın İzmir Bornova Merkez Camii’ndeki gözü yaşlı vaazları oldukça etkiliydi. Bornova camiine gelenlerin karşılaştıkları manzara şuydu: Camii Türkiye’nin dört bir yanından gelenlerle dolup taşıyordu. Fethullah Gülen konuşmasına başladıktan kısa bir süre sonra, camiinin dört bir yanından bazıları bulundukları yerden “Allah!..” diye bağırıyor, kimileri herkesin duyacağı şekilde ağlıyor, kimileri de kendilerini yerden yere atıyordu. Kürsüde zaten Fethullah Hoca, “Ben acizim, ben hiç bir şeyim, ben kıtmirim, benim başımı koparsınlar’’ gibi sözlerle kendini aşağılayarak, hıçkırarak, bazen kendinden geçerek, ayılıp bayılarak, bazen elindeki Kur’an-ı yere fırlatarak konuşuyordu. Ağlayıp, kendini yerlere atanlardan bazılarının, cemaati yarıp “Peygamberimizi gördüm, vallahi gördüm, hocamızın yanında oturuyor” diye haykırarak Fethullah Hoca’nın yanına gitmesi sık rastlanan manzaralardandı.

Bir diğer çalışma da Fethullah Gülen’in konuşmalarının kasetlerle çoğaltılıp satılmasıydı. Bu kasetler her tarafa ulaştırılıyor, kasetler sayesinde hem maddi gelir, hem de taraftar sağlanıyordu. Köylere kadar yaygınlaştırılan kasetlerde Fethullah Hoca’yı dinleyenler de konuşmalardan etkileniyordu. Kasetleri dinletenler onları Fethullah Hoca’nın kendisini dinlemeye davet ediyorlardı. “Önümüzdeki Cuma için Perşembe günü iki otobüs kaldıracağız, isterseniz siz de gelebilirsiniz” şeklindeki tekliflerle, pek çok insan İzmir’e, Bornova Merkez Camii’ne götürüldü.

Bu dönemde Fethullah Gülen devlete yakınlığını ilan etmeye başlamıştı. 1977’de yurt çapında yapılan Yüksek İslam Enstitüleri boykotunu eleştirmiş, “İslam’da boykot yoktur” diye konuşarak boykotu kırarak gücünü göstermişti. Bu sözleri, bütün İslamcı kesimlerde olduğu gibi, MSP’lileri de şaşırtmıştı.

Sızıntı dergisi 1978’de yayınlanmaya başlayınca, Fethullahçıların ilk yayın organları oldu. Başyazılarını Fethullah Gülen’in yazdığı Sızıntı dergisi içerik olarak Tübitak dergisinin Müslümanlaştırılmış haliydi. Fizik, kimya, astronomi gibi konular ön plandaydı. Örümceklerin yapısı, uzayda kara delikler gibi konular işlendi. Yabancı dergilerden alınan ilginç resimler, güzel manzaralar yayınlandı ve bu resimlere Fethullah Gülen’e ait veciz sözler yazıldı. Nurcular bu tür resimlere, kartpostallara Said Nursi’nin yazılarını yazarlardı. Fethullah Gülen grubu ise Sızıntı’da arada Said Nursi’nin sözlerine yer vermekle birlikte, çoğunlukla Fethullah Gülen’in veciz sözlerini bu tarzda yayınlamaya başladı.

Cemaate ait yayınevleri kuruldu. Kurulan yayınevlerinde Fethullah Gülen’in konuşmaları, Sızıntı’ya yazdıkları kitap haline getirildi.

Cemaat ayrıca Sızıntı Dergisi etrafında oluşan beyin takımına sahipti. Mustafa Birlik, Kemal Erimez gibi nurculuğuyla tanınmış güçlü kişiler Fethullah Gülen’in yanındaydı. Her yerde Sızıntı dergisi büroları açılıyor, orada dergi ve Fethullah Gülen’in kitapları, vaaz kasetleri satılıyordu. Bürolar, ayrıca bulundukları yerdeki cemaat mensuplarının buluşma mekânıydı. Cemaate kazandırılması gereken kişilerle irtibat sağlama yeriydi aynı zamanda.

MSP’liler Fethullah Gülen’in devletten yana tavrı olduğunu biliyorlar, o yüzden Yeni Asyacı Nurculardan farklı gördükleri için sempati duysalar da temkinli yaklaşıp güvenmiyorlardı. Nitekim Fethullah Gülen 1980 Şubat ayında anarşist ve terörist olarak nitelendirdiği kişileri, devletin asker ve polisine bildirmeyenlerin Allah katında sorumlu olduklarını belirten bir konuşma yapmıştı:

“İstihbarat duysun, emniyet duysun, askeriye duysun, başbakan duysun, riyaset-i cumhuriye duysun. Polise, askere kurşun sıkan hainlere mahkemelerde ceza verilmezse ne devlet kalır, ne de millet.”

Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 

MSP’lileri öfkelendiren Fethullah Gülen vaazı

Ancak MSP’lileri asıl şaşırtan ve kızdıran konuşma, 24 Haziran 1980’de yapıldı. Fethullah Gülen o günkü vaazda isim vermeden MSP’yi ve MSP’nin yayın organı Milli Gazete’yi eleştiriyor, “Cüppeyle sarıkla bu işler olmaz, paçavra gibi bir gazeteyle bu iş yürümez” diyordu. Kamuoyuna çok yansımasa da, o zamana kadar kapalı devre süren tartışmalar açığa çıktı.

O dönemde özellikle Fatih Çarşamba’daki Mahmut Efendi’nin İsmail Ağa tarikatına mensup bazı MSP’li gençlerde sarık-cüppe yaygınlaşmıştı. Fethullah Gülen’in neden böyle bir vaaz verdiği pek anlaşılamadı. Biraz da şaşkınlık uyandırdı. Ama MSP’lilerin çoğunu öfkelendirmişti.

Yeni Asya cemaatinden kopan ama MSP’nin gölgesinde görünen Fethullah Gülen yeteri kadar güçlendiği inancına varınca “sarıkla cüppeyle olmaz” konuşmasını yapmıştı.

Fakat bu belki de onun ilk büyük hatası oldu.

Çünkü cemaatinin çoğunluğu MSP kökenliydi. Kırsal kesimde onu dinleyenlerin ve vaaz kasetlerini dinletenlerin hemen hepsi MSP’liydi. Yurtlarda, dershanelerde okuyan öğrencilerin çoğunun anneleri ve babaları MSP’liydi. Sahabeleri anlattığı için sempati duyuyorlar, destek oluyorlardı. Ama şimdi sahabeleri ağlayarak anlatan adam, birden siyasileşmiş, durduk yerde Erbakan’ı, MSP’lileri ve gazeteyi eleştirmişti.

Tepki Fethullahçıların beklemediği kadar büyük oldu. Gülen cemaati âdeta neye uğradığını şaşırdı. Örgütlenme işinde başarılı olan MSP’liler, bir anda Fethullah Hoca’yı ve cemaatini dışarıya çıkamaz hale getirdiler. Müftülüklerde, cami avlularında herkesi toplayıp, Fethullah Gülen’in o konuşmasını millete teypten dinletiyor, o zamana kadar sempati duyanlar bile “Tuu biz de seni hoca sanıyorduk, Allah seni kahretsin!..” diye söyleniyordu.

Demek Fethullah Gülen de ikiyüzlüydü, demek Yeni Asyacı Nurculardan bir farkı yoktu. Adam sandıkları Fethullah Hocanın MSP’ye çatması bir nankörlük, bir rezillikti. “Belli ki o da bir Mason uşağı” diyorlardı.

Fethullah Hoca’ya gönül veren azınlıktaki insanlar ise, o güne kadar Fethullah Hoca’ya sempati duyan bu kesimin şiddetli tepkisi karşısında süklüm püklüm oluyor, yanlarından uzaklaşıyor, sokakta yolunu değiştiriyordu.

MSP’lilerin öfkesi öylesine büyüktü ki, Fethullahçılar Sızıntı dergisinin bürolarına gelemez oldular. Bazı yerlerde dershane faaliyetleri bile iptal edildi. Üstelik MSP’li gençlerin ve entelektüel kesimin okuduğu Yeni Devir gazetesinin arka sayfasında Fethullah Hoca’nın o konuşması eleştirilince, ipler daha da gerildi.

Cemaat büyük bir darbe yemişti. MSP’lilerle karşılaştıklarında, onların hışımlarına uğramamak için ya alttan alıyorlar, ya da o ortamdan kaçıyorlardı.

İş bu noktaya gelince, olay kaset bir emirle piyasadan çekildi. Piyasadaki kasetler bir anda imha edilmiş veya silinmişti. Bir zaman sonra Fethullah Hoca’yı eleştirmek için fellik fellik o kaseti arayanlar bulamaz oldular.

Gülen’in toplatmak zorunda kaldığı kaset | İsmail Fatih Ceylan 

“Fethullah Hocamız yanlış yaptı, hatasını anladı”

Bu olay, Fethullahçılarla MSP’lilerin ilk gerginliğiydi. Bu sürede Fethullahçılar MSP’lilerin öfkesi ve görülmedik tepkisi yatışsın diye, “uykuya yattılar.” Bu süreç içinde kendilerini bu noktaya getiren MSP’lilerin büyük bölümünü, bazı müridlerini de kaybettiler. Uykuya yatma sürecinde, yaraları sarmak için sessiz kaldılar, olayın unutulmasını beklediler. Eleştirileri ve saldırıları sessizlikle karşıladılar, hakaretleri sineye çektiler.

Fethullahçılar, “Fethullah Hocamız yanlış anlaşıldı” veya “Haklısınız Hoca yanlış yaptı, maksadını aşan bir konuşmaydı, kendisi de anladı kasetleri piyasadan çekti” şeklinde konuşarak hatayı kabul ediyorlardı.

Fakat aslında 1974 affından itibaren, Fethullah Gülen dışarıya belli etmese de Erbakan’ın ve MSP’nin aleyhine geçmişti.

Oysa Gülen, o afla hapisten kurtulmuştu.

O konuşmanın onlara bir faydası olmamış, MSP camiasını karşılarına almışlardı. Yeni Asya cemaati ise o yıllarda hâlâ ağırlığını ve etkinliğini sürdürüyordu. Fethullah Hoca cemaatindeki bu kriz, Yeni Asyacılar tarafından “Risale-i Nur’a yapılan ihanetin bedeli” olarak görüldü. Onlara göre Bediüzzaman’ın misyonunun dışına çıkan şefkat tokatını yemekten kurtulamıyordu. Yeni Asyacılar bu olaydan sonra Fethullah Hoca ve çevresinin MSP’lilerle arayı bulmak için uğraştıklarını da gözlediler.

Fakat MSP’liler liderini ve gazetesini eleştireni kolay kolay affetmiyorlardı.

Üstelik Refah Partisi döneminde daha çok karşı karşıya geleceklerdi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.