18 Nisan 2025’te “CHP mucizesi” başlıklı bir yayın yapmıştım. 19 Mart krizinin birinci ayının arifesiydi ve o yayında esas olarak CHP’nin 16 Nisan’da İstanbul Beylikdüzü’nde yaptığı mitingten hareket etmiştim. İstanbul’un bu kadar uzak bir yerinde, saat 20.30 diye ilan edilen ve daha geç başlayıp gece 11’e kadar süren bir mitingti. “CHP o kadar insanı nasıl bir araya getirdi, o kadar geç saate kadar nasıl dinamik bir şekilde meydanda tuttu?” diye sormuş ve bunu bir tür “mucize” olarak tanımlamıştım.

19 Mart’ın bilançosu
Beylikdüzü mitinginden bu yana yaklaşık 230 gün geçmiş. O zamandan beri CHP sırf İstanbul’da 30’a yakın, bir o kadar da Türkiye genelinde miting yaptı. CHP’liler kaygıyla, CHP düşmanları da hevesle bu mitinglerin anlam ve önemini yitirmesini beklediler. Evet, belli bir tempo düşüşü ister istemez yaşandı ama başta CHP yanlıları olmak üzere muhalif kesimler bu mitinglere sahip çıkmayı sürdürdüler. Tabii siyasi iktidar da gerek CHP’li belediyelere operasyonları sürdürerek, gerek CHP’ye İstanbul’da kayyum atayarak, gerekse CHP’ye kayyum atama tehdidini sürdürerek bu kesimleri motive etmeyi sürdürdü.
19 Mart’tan bu yana yaşananları kabaca şöyle özetlemek mümkün: İktidarın CHP’yi etkisizleştirmek, kendi içinde kavga ettirmek ve bölmek için attığı her adım, düzenlediği her tezgah CHP’yi kendi içinde daha da kenetlenmeye, parti içi muhalefeti etkisizleştirmeye ve onu iktidar adayı yapmaya sevk etti.
Esas özne kim?
Fakat şu yanlışı yapmamak gerekiyor: CHP’nin bugün 19 Mart öncesine göre alabildiğine yorgun ama çok daha güçlü olmasının tek ve esas öznesi siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan değil. Burada öncelikle Özgür Özel, ardından Ekrem İmamoğlu ve CHP teşkilatlarının haklarını vermek lazım.
Durumu belki şu soruyla daha iyi izah edebiliriz: Siyasi iktidarın bu derece acımasız saldırıları mesela Kemal Kılıçdaroğlu döneminde yaşanmış olsaydı CHP bunları aynı ölçüde savuşturup daha güçlü bir konuma gelebilir miydi?

İktidarın yanlışları değil CHP’nin doğruları
18 Nisan’daki yayını şöyle bitirmişim: “Bu mucize nereye kadar sürer, bilemiyorum. Ben, yedi sülalesi CHP’li olan ama asla CHP’li olmamış birisi olarak, rahmetli babam şu günleri görseydi ne kadar mutlu olurdu diyorum. Gerçekten şu anda CHP’li olmak başka bir şey… CHP’liler herhalde CHP’li olmaktan yıllar sonra belki de ilk kez, 31 Mart seçimlerinde de böyle olmuş olabilirler ama özellikle bugünlerde herhalde çok gurur duyuyorlardır. İnanılmaz bir şey ama oluyor, işte bunun adına da mucize diyoruz.”
Evet, ilk işaretini 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde gördüğümüz, 19 Mart 2025’ten itibaren gerçekleşmesini adım adım izlediğimiz CHP mucizesi içerden ve dışarıdan her türlü engelleme çabasına rağmen varlığını sürdürüyor.
Ve bir süredir CHP bunu, esas olarak iktidarın yanlışları değil, kendi doğruları sayesinde beceriyor. CHP’de alışık olmadığımız bir şekilde genel başkanlık yarışının olmadığı 39. Olağan Kurultay’ın katılım ve coşku bakımından çekişmeli kurultayları hiç de aratmaması bu tespiti doğruluyor.













