Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. “Direnen akademiye bin selam” başlıklı yazıyı okuyucumuz Eda Saraç kaleme aldı.

Boğaziçi Üniversitesi, bir süredir kendi akademik onurunu korumak ve akademik özgürlüğe ses olmak amacıyla İBB’nin Taksim’deki Sevgi Soysal Kütüphanesi’nde halka açık sunumlar düzenliyor. Farklı disiplinlerden akademisyenlerin katılımıyla gerçekleşen bu buluşmalar, aslında Antik Yunan’daki üniversite işlevine benzer biçimde, bilgi üretimini doğrudan kamuyla buluşturan bir akademi pratiği ortaya koyuyor.
Bu ayın ilk oturumunda üniversitenin toplumsal işlevi masaya yatırıldı. Olga Selin Hünler, konuşmasına üniversitenin evrensel anlamından başlayarak Türkiye’nin üniversite tarihini anlatarak devam etti. Darülfünun’dan üniversite reformuna uzanan bu tarihsel serüveni birlikte irdelemek oldukça ufuk açıcıydı. Özellikle vakıf üniversitelerinin sayısının hızla artmasıyla birlikte akademinin nasıl bir ticarethaneye dönüştüğünü dinlemek son derece sarsıcıydı. Nihayetinde üniversitenin asli amacından uzaklaşıp yalnızca diploma üreten kurumlara dönüştürülmesi hepimizin ortak sorunu.
Hayatının büyük bölümünü üniversite kampüslerinde geçirmiş biri olarak ben de artık üniversitenin anlamını ve işlevini sorguluyorum. Bu memlekette yaşadıklarımdan sonra, üniversitede olmanın eskisi kadar kutsal ve değerli olmadığı duygusuyla baş başayım.
Önümüzdeki pazartesi günü, yine Sevgi Soysal Kütüphanesi’nde saat 19.00’da, Alper Açık “Psikolojiyi Fenomenoloji ile Anlamlandırmak” başlıklı konuşmasıyla dinleyicilerin karşısında olacak. Şehre kazandırdığı bu nitelikli kütüphane için İBB’ye ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na teşekkürle, herkesi Sevgi Soysal Kütüphanesi’ne davet ediyorum.








