Esad’ın devrilmesinden bir yıl sonra Suriye: Kalıcı barış yakın mı?

Suriye

Beşar Esad’ın 53 yıllık hanedanlığının devrilmesinin üzerinden bir yıl geçti. Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki yeni iktidar, Suriye’yi yeniden uluslararası sisteme taşımaya çalışırken, içeride adalet arayışı, mezhepçi şiddet ve ekonomik kriz geçiş sürecini kırılgan kılıyor.

Tahmini okuma süresi: 9 dakika

Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) liderliğindeki cihatçıların yıldırım hızıyla İdlib’den Halep’e, ardından Hama’ya, sonra Humus ve en sonunda da Şam’a ilerlemesi ve Esad hanedanlığının Suriye’deki 53 yıllık yönetiminin sonunu getirmesinin üzerinden tam bir yıl geçti.

Ülkenin dört bir yanından insanlar, “kurtuluşun yıldönümü”nü kutlamak için başkente akın etti. Aynı saatlerde Suriye’nin geçici Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, askeri üniformasıyla Emevi Camii’nde sabah namazı kıldırdı, ardından yaptığı konuşmada “kuzeyden güneye, doğudan batıya” Suriye’nin birliğini koruma ve “mevcut zamanına, tarihine ve mirasına yakışır” bir ülke inşa etme sözü verdi.

Ahmed eş-Şara
Şara, 2024’te Şam’a girdiği üniformasını bir kez daha giydi, Suriyelileri selamladı.
https://twitter.com/RudawTurkce/status/1997923269194789218?s=20

Beşar Esad, Rusya’ya kaçtı. Ailesiyle birlikte Moskova’da, Rus koruması altında sürgün hayatı yaşıyor.

Suriye’de 14 yıl devam eden iç savaş sonucu yüzbinlerce insan öldü, milyonları yerinden edildi ve Suriye’yi “sessizlik krallığı” diye anılan bir polis devletinden, henüz kuralları yazılmamış yeni bir düzene sürükledi.

Yeni güç: Eski cihatçıların diplomasi atağı

HTŞ lideri Ebu Muhammed el Colani, şimdiki adıyla Ahmed eş-Şara, Şam’a giren koalisyonun başındaki isimdi. Ocak sonunda geçici cumhurbaşkanı olarak atandı. Bir yıl içinde ülkenin dış politikasını kökten değiştirdi.

Esad döneminin başlıca hamileri İran ve Rusya’dan uzaklaştı; ABD, Körfez ülkeleri ve Türkiye ile ilişkileri normalleştirdi. Batı yaptırımlarının büyük kısmı kaldırıldı, Şam uluslararası konferanslarda yeniden görünür hale geldi.

Şara, Washington’a giden ilk Suriyeli devlet başkanı oldu. Oval Ofis’te ABD Başkanı Donald Trump ile yan yana görüntüleri, Batılı başkentlerde “pro-Batı, güçlü bir lider” beklentisini büyüttü. İsrail’in Hizbullah’a ağır darbe indirdiği ve Rusya’nın Ukrayna savaşı ile meşgul olduğu bir dönemde, İran ekseninin zayıflamasından doğan boşluğu hızla doldurdu ve İran yanlısı unsurların Suriye’de yeniden kök salmasını büyük ölçüde engelledi.

Trump ve Şara
Şara, Washington’a giden ilk Suriyeli devlet başkanı oldu.

Ülkede mart ayında kabul edilen geçici anayasa Şara’ya çok geniş yetkiler verdi. Dört yıl sürecek bir geçiş süreci ilan edildi; bu dönemde yeni kurumların ve yeni anayasanın hazırlanacağı, sonrasında seçimlere gidileceği açıklandı.

Ekim ayında dolaylı bir seçimle parlamento oluşturuldu ancak 210 sandalyenin üçte birini henüz Şara’nın ataması gerekiyor. Yeni siyasi işler bürosu, eski Baas Parti binalarını devraldı ve fiilen yeni bir siyasi güvenlik kurumu gibi çalışmaya başladı. Siyasi toplantılar için izin şartı, muhaliflerin “otoriter bir sistemin yeniden üretildiği” uyarılarını güçlendirdi.

Şam sokaklarında ne konuşuluyor?

Uluslararası basının aktardığına göre bugün Şam sokaklarında insanlar, bir yıl öncesine göre çok daha rahat konuşuyor. Bir aktivist, “Bir yıl önce kimse bir kilo soğanın fiyatından bile şikâyet etmeye cesaret edemezdi, şimdi bakanların istifasını istiyorlar”

Ahmed eş-Şara
Ahmed eş-Şara.

Ancak savaşın ve rejimin şiddetinin açtığı derin yaralar henüz kapanmadı.

Suriye iç savaşında savaşan Ayman Ali, 2012’de bir gözünü; 2014’te bir roket saldırısında yürüme yetisini kaybetti. Ameliyat sonrası yatağında muhabirlerin sorularını yanıtlayan Ali, “Özgürlüğüme kavuştum ama adaletime değil” diyor.

Ali, “Kimin katliam yaptığını biliyoruz, hâlâ evlerimizde dolaşıyorlar. Ama suç duyurusunda bulunmak için kanıt gerek; kimde var o kanıt?” diye soruyor.

Yeni kurulan “sivil barış konseyi” ve geçiş adaleti kurumu, mülkiyet ihtilaflarından savaş suçlarına kadar devasa bir dosyayı üstlenmiş durumda. Aktivistler, bu kurumların hem kaynak hem siyasi irade bakımından yetersiz kaldığını, suikastlar ve hedefli saldırılar devam ederse adalet için açılan kısa pencerenin kapanacağı uyarısını yapıyor.

Azınlıklar korkuyor: Yeni şiddet döngüleri kapıda mı?

Savaşın sona ermesi ve Esad’ın kaçması, herkes için aynı anlama gelmedi.

Aleviler başta olmak üzere azınlıklar, yeni dönemde hem saldırılara hem belirsizliğe maruz kaldı. Geçen ekimde Humus’ta Alevi öğretmen Riham Hamouyeh evine atılan el bombasıyla, iki çocuğunun gözleri önünde öldürüldü. Humus’ta Alevilere yönelik hedefli saldırılar neredeyse günlük rutine dönüştü.

Mart ayında Suriye sahilinde çoğu Alevi sivilleri hedef alan katliamlar, Temmuz’da ise güneydeki Süveyda’da Dürzilere karşı düzenlenen saldırılar, mezhepsel korkuları tazeledi. Süveyda neredeyse ülkenin geri kalanından izole edildi. Halk, bölgesel özerklik talep eden sert çizgideki Dürzi lider Hikmet El Hicri etrafında toplandı. Birçok Dürzi, Şam’a duyduğu sınırlı güveni de tamamen yitirdi.

Kuzeydoğuda Kürtlerin öncülük ettiği Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam arasında 10 Mart’ta imzalanan entegrasyon anlaşması, SDG ve bölgedeki sivil kurumların merkezi devlet yapısına katılmasını ve ülke çapında ateşkes öngörüyordu.

Geçen bir yılda onlarca kez SDG ile Şam’a bağlı güçler arasında çatışma yaşandı. SDG Komutanı Mazlum Abdi yaptığı açıklamada “demokratik ve adem-i merkezi bir Suriye” çağrısını yinelerken, nefret dili yayan kimi aktörlerin “çöken ve geri dönmeyecek olan rejim zihniyetini” yeniden üretmeye çalıştığını söyledi.

Kaç Suriyeli mülteci ülkesine döndü?

Bütün bu gerilimlere rağmen, Şam’ın Emevi Meydanı ve kentin ana buluşma noktaları bugünlerde başka bir duyguyu da taşıyor: Rahatlama ve temkinli bir umut.

Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’ye dönmek için bekleyen mülteciler, Cilvegözü Sınır Kapısı.

El Cezire’nin konuştuğu gençler, yıllar sonra anneleriyle, babalarıyla birlikte meydanlarda olabilmenin, eski hükümetin baskı ikliminden çıkmanın verdiği hafiflikten bahsetti. “Ülkenin kültürü artık halk için” diyen 24 yaşındaki Ebu Tac, Halep kırsalından, Beyrut ve Suudi Arabistan üzerinden geçen on yıllık bir sürgün hayatının ardından geçen hafta Suriye’ye döndü. Yarmuk Filistin kampından 21 yaşındaki Abdülaziz El Umari, elinde Suriye ve Filistin bayraklarıyla, “Bugün kurtuluşu kutlamaya geldik. Baskı altındaydık, şimdi üzüntümüz biraz olsun hafifledi” dedi.

Savaşın çok yoğun olduğu zaman diliminde en az 6,8 milyon Suriyeli ülke dışına kaçtı; en büyük yükü yaklaşık 3,7 milyon kişiyle Türkiye taşıdı. Bugün, Esad’ın devrilmesinden bir yıl sonra, geri dönüşler hızlandı.

Uluslararası Göç Örgütü’ne göre, son bir yılda 782 binden fazla Suriyeli sığınmacı farklı ülkelerden Suriye’ye döndü. Aynı dönemde yaklaşık 1,8 milyon iç göçmen de ülke içinde kendi kasaba ve şehirlerine geri geldi. Toplamda 2,6 milyon insan, yıkılmış evlerine, harap mahallelerine dönerek yeniden başlama kararı aldı.

Şam’a 13 yıl sonra dönen 41 yaşındaki Khalid El Şetta, “Sanki hiç ayrılmamışım gibiydi, tek fark, bu ülkeye, bu toprağa aidiyet hissimin çok daha güçlü olmasıydı” diye anlatıyor. İdlib’in güneyindeki Maaret El Numan’dan defalarca yerinden edilen Talal Nadir El Abdo, “Bombardıman dursa, rejim düşse döneceğimize dair hep inancımız vardı. Evlerimiz yıkık da olsa geri gelip yeniden inşa edecektik” dedi.

Avrupa’da ise tablo değişti. Esad’ın devrilmesinin ardından birçok ülke Suriyelilere yönelik iltica başvurularını askıya aldı, AB+ ülkelerine yapılan başvurular 2025’in ilk yarısında bir önceki yıla göre yüzde 23 azaldı. Brüksel, Esad muhaliflerinin ve asker kaçaklarının artık sistematik zulüm riski altında olmadığı yönünde güncellenmiş rehber yayımladı. On üç yıldan uzun bir süre boyunca en büyük sığınmacı grubunu oluşturan Suriyeliler, ilk kez Avrupa iltica istatistiklerinde birinciliği kaybetti.

Esad’ın devrilmesinden bir yıl sonra Suriye: Ekonomik enkaz, kırılgan güvenlik…

Ülke içine dönenler için çözülmesi gereken en acil sorun hayat pahalılığı. Pek çok kentte insanlar ayda 150-200 dolarla geçinmeye çalışırken, küçük bir kesim 1500-2000 dolar arası gelir elde ediyor ve uçurum derinleşiyor.

Dünya Bankası, savaşın tahrip ettiği altyapının onarımı ve yeniden inşa için 216 milyar dolarlık bir fatura çıkarıyor. Yatırım vaadinde bulunan Körfez ülkelerinden şimdiye dek sınırlı projeler hayata geçti. Şam ve çevresinde, Yermuk gibi enkaz halindeki mahallelerde bireysel çabalarla parçalı bir yeniden inşa yürütülüyor. Duvarlar tamir ediliyor, dükkanlar yavaş yavaş açılıyor ama kapsamlı bir devlet programı ufukta görünmüyor.

Bir yandan da güvenlik meselesi, ekonominin ve adalet arayışının üzerinde belirleyici başlık olarak duruyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Suriye halkının “akıl almaz zorluklara rağmen umudu beslemeyi bırakmadığını” söyledi ve geçen yılın, Suriyelilerin kendi geçiş süreçlerini yönlendirdiğinde “anlamlı değişimin mümkün olduğunu” gösterdiğini vurguladı. Ancak hem Guterres hem sahadaki aktivistler, geçiş sürecinin “devam eden güvensizlik ve dönemsel şiddet nedeniyle kırılgan” olduğuna dikkat çekiyor.

Şam’da ameliyatlı yatağında yatan Ayman Ali, gözünü ufka dikmiş halde yeni Suriye’yi tartıyor: “On dört yıl boyunca yorulduk, yerinden edildik. Ya bütün bunları çöpe atarız ya da bir devlet kurarız.”

Esad’sız geçen ilk yılda, Suriye tam da bu ikilemin eşiğinde duruyor.

Kaynaklar: El Cezire, ABC News, Guardian, Reuters

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.