Ağır Ekonomi’nin bu bölümünde Prof. Dr. Haluk Levent ve Öner Günçavdı, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı TÜFE hesaplama yöntemini, yapılan değişiklikleri ve devam eden sorunları değerlendirdi.
Haluk Levent ve Öner Günçavdı enflasyon sepetindeki ağırlıkları, veri toplama yöntemlerini, hesaplama farklılıklarını ve bu değişikliklerin Türkiye ekonomisine etkisi üzerine konuştu.
TÜFE oranları
Haluk Levent, TÜİK’in yayınladığı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranlarını yorumladı. Levent, fiyat endeks oranlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini, bunun insanların hayatını etkileyen önemli bir faktör olduğunu belirtti, “TÜİK, Avrupa ne yapıyor diye baktı. Avrupa’daki paydaşların katılımı ile oluşturulan çerçeveyi veri kabul etmiş, bizimle tartışma ihtiyacına girmeden Türkiye koşullarını adapte etti. Biz bilmiyoruz ama çünkü bu detaylar kamuoyu ile paylaşılmadı. Sıradan bir endeks değil, insanların hayatını herhalde en fazla etkileyen faktör. Milyonlarca kişi geçim sıkıntısı içinde, yoksulluk sınırının etrafında çalışıyor. Bütün bunları etkileyen bir göstergeden bahsediyoruz” dedi.
Öner Günçavdı iletişimin her kurum için önemli olduğunu ancak kurumun niteliğine bağlı olarak iletişim tarzında farklılıklar yaşandığını söyledi:
“TÜİK’in iletişim yöntemi Merkez Bankası’nın iletişim yöntemiyle aynı değil çünkü Merkez Bankası’nın iletişimi piyasaya yön vermek üzerinedir. Yani onların davranışlarını yönlendirmek, beklenti oluşturmak üzerinedir. Burada öyle bir şey yok. Dolayısıyla bu amaç farklılıkları iletişimin mahiyetini, yapılış şeklini de etkiler. İletişim iyidir ama bu iletişimi başka kurumların iletişim yaptığı iletişimle karıştırmamak lazım. Merkez Bankası’nda birtakım maddi kazanımlara ve kayıplara neden olacağı için bir para politikasının, enflasyonla mücadele politikasının özel sektörle veya katılımcılarla değerlendirilmesi gibi şeyler olmaz. O yüzden Merkez Bankası beklentileri ölçmeye çalışarak iletişiminin etkinliğini tahmin etmeye çalışıyor. Ama Türkiye’de buna ihtiyaç var.”
TÜİK tarayıcı verisini nasıl kullanıyor?
Haluk Levent, TÜİK’in en yüksek scanner (tarayıcı) verisi kullanan kurumlardan olduğunu, bunun kurumun ne kadar şeffaf olup olmadığının göstergesi olduğunu ifade etti:
“Dünyada, Türkiye’de bu kadar yüksek scanner verisi kullanan başka bir şey yok. Birazdan Almanya’yı göreceğiz. Almanlarda scanner verisi için daha avantajlı ama onlar biz bunu topluyoruz var ama metodolojik sorunları aşamadığımız için kullanmıyoruz dediler. Yani yüzde 45’inin yarıya yakınının buradan gelmesi olacak iş değil. Burada öyle bir problem var ki TÜİK’in scanner verisini nasıl kullandığını bilmiyoruz. Ne zaman öğrendik biz bunu kullandığını, kullanmaya başladıktan bir buçuk yıl sonra. Bu da TÜİK’in şeffaflığı, paylaşımcılığı konusundaki en önemli göstergedir.”








