Sağduyu’nun yeni bölümünde Tarık Çelenk’in konuğu sosyolog Nusret Polat, Rönesans’ın oluşumunu etkileyen 3 ana damarı, İslam ve Bizans gibi farklı medeniyetlerin etkisini ve dini yapılar içindeki dönüşümleri değerlendirdi.
Sanat tarihçisi ve sosyolog Nusret Polat, Türkiye’de Rönesans algısının daha çok aydınlanma üzerinden kurulduğunu, 18. yüzyılın materyalist devrimi gibi anlaşıldığını belirtti:
“Türkiye’deki algı daha çok aydınlanma üzerinden kuruluyor ve Rönesans’ı aydınlanmanın bir parçası gibi yani 18. yüzyıl işte Fransa aydınlanması. Daha materyalist bir damar var orada. Bu daha çok modern bilimin egemenliği, mekanik bir evren tasarımı falan. Daha sonra 17. yüzyıl Kepler ve Newton gibi bilim adamlarıyla ortaya çıkıyor. Şimdi bazı tarihçiler Rönesans’ı daha da geri çekiyorlar ve geç ortaçağ, 1200’le 1600 arası gibi uzunca bir dönem.”

Rönesans’ın oluşumunu etkileyen 3 ana damar
Nusret Polat Rönesans’ı etkileyen damarları anlattı, paganizmin, Yunan dünyasının, İslam, Bizans ve Latin kültürlerinin etkilerinden bahsetti:
“Rönesans dediğimiz olgu önce antik Latin edebi metinleriyle başlar, Bizans tarafından getirilen Yunanca metinlerle devam eder. Çünkü Latin edebiyatı neyi anlatır? Yunan’dan Roma’ya geçen tanrılar ve onların insanlarla ilişkini anlatır. Paganizm dediğiniz şey o aslında. Pagan tanrıların hikayeleri işin içerisine girmeye başladığı zaman ki Rönesans resmine bakarsanız bir damar tamamen Pagan tanrıların resimleridir. Diğer damarlar Yunan ve Bizans dünyasından geliyor. Yunanca metinler Bağdat’ta Arapçaya çevrildi.”
Ticaret burjuvazisinin Rönesans’a etkisi
Polat, temel kırılmanın 1200’lü yıllarda başladığını, Medici ailesinin rolünü, sanatın nasıl güç aracı olarak görüldüğünden bahsetti:
“Temel kırılma 1200’lü yıllarda başlıyor. Ticaret burjuvazisinin ortaya çıkmasının çok büyük etkisi var bütün bu dönüşümün gerçekleşmesinde. Medici ailesi ticaretle uğraşıyor. Sanatı bir güç olarak görüyor. Sanat dediğimiz zaman bugünkü müzelerdeki sanatı düşünmemek lazım. Örneğin kilise yaptırdığı zaman içerisine Hz. İsa, Meryem, Azize’nin hikayelerini koyduğu zaman kendi gücünü gösteriyor. Kiliseyi yaptırdığı zaman mimarla çalışıyor. Yani bütün bir sanat dediğimiz şey bir anlamda kilisenin mevcudiyeti için ortaya çıkmış olan bir yapı aslında. Bunları yanınıza çektiğiniz zaman bunlar üzerinden bir etki yaratıyorsunuz.”
Üniversitelerin kuruluşu
Nusret Polat, Rönesans dönemindeki kırılmalardan birinin de üniversitelerin kurulması olduğunu söyledi, kiliselerin baskısını ele aldı:
“En temel kırılmalardan bir tanesi de üniversitelerin kurulması ve üniversite-medrese ayrımı. Üniversite her zaman özellikli. Yani mesela Paris Üniversitesi’ni düşünüyorum. Oradaki piskopos müdahale ediyor. Kontrol altına almaya çalışıyorlar ama üniversite kurulduğundan beri hocaların ve öğrencilerin özellikli birliği olarak kuruldu ve kendileri bunu kabul ettiler. Ettirirken de papa ve kral arasındaki çatışmadan güç alarak kendilerini bir şekilde garanti altına aldılar. Sonuçta bilgi güç demek.”







