Ahmet Şık yazdı – Taht savaşları kızışıyor (3): Mehmet Akif Ersoy olayının Hakan Fidan, Numan Kurtulmuş, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar ile ilgisi ne?

Mehmet Akif Ersoy’u odağına alan ve aynı anda birkaç hedefi vurmayı amaçlayan operasyon planlayıcıları açısından şu ana dek süreç sorunsuz işledi. Mehmet Akif Ersoy kendisinin de ifade ettiği gibi “15 yılda elde ettiği kariyeri 15 dakikada bitirilerek” tutuklanmakla kalmayıp oyun dışına sürüldü. Konunun medyadaki kariyer hesaplarıyla ilgili kısmında Ersoy’dan boşalan koltuğa talip olduğu öne sürülenlerden biri olan Fevzi Çakır da Ciner Medya Grup Ankara Temsilciliği görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Ersoy’un tutuklanmasının ardından sosyal medyada AKP içi kliklerle ilişkili bazı sosyal medya trollerinin hesaplarından Çakır’ın Habertürk’ün genel yayın yönetmeni olması gerektiğine ilişkin paylaşımlar yapılmıştı. Bunun üzerine operasyonun tetikçiliğini üstlenen Sabah grubunun yazarlarından Dilek Güngör’ün sosyal medya hesabından, Çakır’ın 2023 cumhurbaşkanlığı seçimini Kemal Kılıçdaroğlu’nun kazanacağını ifade ettiği bir video dolaşıma sokulmuştu. Bu paylaşımdan iki gün sonra da Çakır istifa ettiğini duyurdu.

Mehmet Akif Ersoy olayının Hakan Fidan, Numan Kurtulmuş, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar ile ilgisi ne?
Erdoğan sonrası dönemin Mehmet Akif Ersoy olayıyla ilişkisi ne?

Ersoy’a dönük operasyonu popüler kılmak için başlangıçta gözaltına alınan ekran yüzleri üç kadın da işlerini kaybetti. Ersoy’un çocukluk arkadaşı olan Furkan Torlak da bürokrasiden istifa eden ilk kişi oldu. Bir tanık ifadesinde herhangi bir ithama maruz kalmadan adı geçen Torlak’la ilgili iktidar medyacılarından Cem Küçük, usulsüz zenginleşme ima eden bazı iddialar ortaya attı. Torlak’ın aralarında bakanların da bulunduğu AKP’li siyasetçileri fişlediğini belirten Küçük, kendisinin de dahil olduğu bazı isimlerle ilgili Saray’a negatif raporlar sunduğunu iddia etti. Torlak konuyla ilgili açıklamasında iddiaları reddederken, kendi isteğiyle uyuşturucu testi yaptırmak için başvuruda bulunduğunu duyurdu. Mehmet Akif Ersoy’u odağına koyan ve Torlak’la ve başka isimlerle de genişletilmeye çalışılan operasyonun siyasi hedefleri de böylece çeşitlenmiş oldu.

Kimler, kimlerle yakın?

Siyasette Recep Tayyip Erdoğan sonrasının çok sık konuşulmaya başlandığı ve veliaht olarak Bilal Erdoğan’ın adının da sıklıkla dillendirildiği sırada gerçekleşen uyuşturucu operasyonuyla saf dışı edilmek istenen rakiplere mesaj verildiği yorumları da arttı. İsimleri iddialardan öte geçmeyen bu kişiler verilmek istenen mesajın manasını bilecek tecrübeye sahipler. Her ne kadar genel yayın yönetmenliği döneminde Habertürk ekranlarında konuk olduğunu görmedikse de Ersoy, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yakın bir isim olarak biliniyor. MİT Müsteşarlığı döneminde Hakan Fidan’a en yakın isimlerden biri olan, daha sonra Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan ve kısa süre önce de Şam Büyükelçisi olarak atanan Nuh Yılmaz da yakınlığı bulunan bir diğer isim.

Erdoğan sonrası dönemin Mehmet Akif Ersoy olayıyla ilişkisi ne?

Fidan’ın, medyaya paraşütle indirilmesinde katkısı olduğu belirtilen Ersoy hakkında öne sürülen suçlamalardan zarar gördüğü Ankara kulislerinde konuşulan iddialar arasında. Hakan Fidan’a sınırının ne olduğunun mesajı aslında daha önce de verilmişti. Cumhurbaşkanı adaylarından biri olarak yıldızını parlatmaya çalışan Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı görevinden alınınca hem sosyal medya üzerinden yürütülen pozitif kampanyalar hem de Fidan eleştirildiğinde tam siper savunma yapan trol ağları da bıçakla kesilmiş gibi sona erdi. Fahrettin Altun’un, PKK’nin düzenlediği TUSAŞ saldırısında sonrasında MİT ve başkanı İbrahim Kalın’ın zafiyeti olduğuna dönük bazı komplo çalışmaları yürüttüğüne ilişkin bir raporun Erdoğan’a sunulmasının ardından görevden alınmıştı.

Fidan’a yönelik bir diğer örtülü mesaj da Paramount Otel’e yönelik soruşturma kapsamında Cihan Ekşioğlu’nun tutuklanmasıyla verilmişti. Paramount Otel’e, deyim yerindeyse çökülmesi olayını birkaç yıl önce yayınladığı video ifşaları sırasında Sedat Peker dile getirmişti. Otelle ilgili iddiaların dile getirilmesinin üzerinden bunca zaman geçtikten sonra tutuklanan Ekşioğlu’nun adı MİT’e fahiş fiyata yazılım satmasıyla da anılıyordu. İsrail’den 3 milyon dolara alınan ve WhatsApp ve Twitter kullanıcılarının her türlü hareketlerini takip etmede kullanılan yazılımın MİT’e 50 milyon dolara satılması işlemi Fidan’ın müsteşarlığı döneminde gerçekleşmişti.

Hakkında FETÖ borsasını kurmak ve yönettiği suçlamaları öne sürülen ve Süleyman Soylu’ya yakınlığıyla bilinen Cihan Ekşioğlu’nun Hakan Fidan’ın oğlu Abdullah Halid Fidan’la ortak olduğu da iddialar arasında. “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan 37 gün sonra hakkında tahliye kararı verilen Ekşioğlu “Tefecilik” suçundan hapiste tutulmaya devam ediyor. Abdullah Halid Fidan’ın, MİT’te dair başkanlığı görevindeyken istifa ederek milyonlarca dolar değeri olan ve güvenlik teşkilatlarına yazılımlar satan Pavotek isimli firmayı satın alan Alper Özbilen’in ortağı olduğu da iddialar arasında.

Numan Kurtulmuş ve Ömer Çelik’e de mesaj veriliyor

Ersoy’la ilgili soruşturmaya adı karıştırılarak istifa etmesi sağlanan, yüksek lisans ve doktora derecelerini Polis Akademisi’nden alan Furkan Torlak üzerinden mesaj verilmeye çalışılanların da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik olduğu öne sürülüyor. Tutuklanmadan kısa süre önce Ankara’ya gelerek Saray’a giden Mehmet Akif Ersoy son programına, “Düğünümde çeyrekten daha fazlasını taktı” dediği Ömer Çelik’i konuk almıştı. “Harun gibi gelip karun olmayacağız” dediği Has Parti’nin genel başkanlığını yaptığı dönemde Numan Kurtulmuş’un özel kalem müdürü Furkan Torlak’tı. Torlak’ın AKP bürokrasisine girmesine aracı olan kişi de Kurtulmuş’tu. Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği yapan Torlak daha sonra Avrupa Birliği Bakanlığı yaptığı dönemde Ömer Çelik’e de danışmanlık yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nda da çeşitli görevler alan Torlak, Fahrettin Altun görevden alınmadan kısa süre önce İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Başkanlığı görevine getirilmişti. Torlak’ın yerine geldiği selefi İdris Kardaş ise haberturk.com.tr’de yazar olarak göreve başladı.

Numan Kurtulmuş
Erdoğan sonrası dönemin Mehmet Akif Ersoy olayıyla ilişkisi ne?

Sabah gazetesi, Mehmet Akif Ersoy hakkında ifade veren televizyon camiasından bir kadının beyanlarını haber yapınca, iddialarda adı geçen Furkan Torlak bir suçla itham edilmediği halde istifa etmişti. Torlak üzerinden, Erdoğan sonrası liderlik hesaplarını yaptığı söylenen Numan Kurtulmuş’un hedef alındığı iddia edildiğini de not etmiş olayım. Ersoy’la ilgili operasyonu Erdoğan sonrası iktidar savaşlarının bir uzantısı olduğu kanaatindeki eski bir Milli Görüş’cü bir isim, özel hayata ilişkin detayların savcılık kanalıyla sızdırılıp iktidar medyasına meze yapılmasını da “değersizleştirme, itibarsızlaştırma çabası” diye tanımladı.

Torlak ve yakın arkadaşı olması hasebiyle Ersoy’un, liderlik hesapları yapan Numan Kurtulmuş’a yakın olduğunu dile getiren isim şu değerlendirmede bulundu:

“İstanbul merkezli çok fazla para ve güce sahip bazı tarikat ve cemaatler, AKP tabanı başta olmak üzere muhafazakâr camia içinde büyük etkiye sahipler. Anadolu’da ya da taşrada kısmi etkisi olan tarikat ve cemaatlere göre Kurtulmuş’u destekleyen bu yapılar daha belirleyicidir. Zaten Numan Kurtulmuş’un AKP’ye dönmesinde ve mevcut makamına gelmesini sağlayan, büyük sermaye gruplarına da yakın olan bu yapılardı. Erdoğan sonrası AKP ve iktidarın nasıl olacağını şekillendirecek bu yapılar, yolsuzluk, hırsızlık gibi konuları mesele etmeyen bu yapılar, seks ve uyuşturucu gibi ahlaki değerleri zedeleyen suçlamalar içeren operasyonlarda Kurtulmuş’a yakın isimlerin de adının geçmesinden rahatsız oldular. Onların gözünde bu operasyonlarla Kurtulmuş’un itibarı da zedelenmiş oluyor. Böylece Erdoğan sonrasındaki olası liderlik hesaplarında itibarı zedelenmiş bir Numan Kurtulmuş’u tabana, camiaya anlatmakta zorlanacaklar.”

En çok Bilal Erdoğan memnun

Tüm bu olan bitenlerden en çok memnun olan ismin, son dönemde Saray yanaşması medyacılar ve sosyal medya trolleri tarafından hak edip etmediği tartışmalı övgü dolu yazı ve paylaşımlara konu edinilen ve babasının veliahtı olarak parlatılmaya çalışılan Bilal Erdoğan olduğuna kuşku yok. İlk günden itibaren konuyu şehvetli bir biçimde gündemde tutmaya çalışan Sabah’ın da bünyesinde yer aldığı Turkuvaz Grubu başta olmak üzere medyanın kontrolünün Bilal Erdoğan’a geçtiği bir süredir konuşuluyor. Etkisi ve belirleyiciliği sadece medya ile sınırlı kalmayan mahdum Erdoğan’ın bürokraside yapılacak neredeyse tüm atamalarda söz sahibi olduğu da iddialar arasında. Bir dönem daha Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturacağı düşünülen Erdoğan sonrasını konuşmak için henüz erken olsa da konunun bu kadar sık tartışılmaya başlanması Saray’daki taht savaşlarının daha da şiddetleneceğinin işareti.

Bilal Erdoğan
Erdoğan sonrası dönemin Mehmet Akif Ersoy olayıyla ilişkisi ne?

Veliahdın kim olacağını Erdoğan ifade etmeden bilmenin imkânı yok. Birtakım hayaller kuranlar olsa da AKP içinde yetki ve makam sahibi olanın sahip olduklarını düşündükleri gücün Erdoğan’ın bahşettiği kadarla ve o istediği müddetçe sınırlı olduğunu herkes biliyor. Kurulan düzenin başında bulunan Erdoğan, kuvvetle muhtemel emaneti aile dışından birine bırakmak istemeyecektir. Geçmişte bolca hakaret ettiği AKP trenine atlamakta tereddüt etmeyip yolsuzluk yapmakla suçladığı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir neferine dönüşen Süleyman Soylu da bu kanaatte. Zira Soylu, birkaç ay önce kendisiyle yapılan bir söyleşide, “Erdoğan sonrası kimi desteklersiniz?” şeklindeki soruya “Ben gelenekçi bir adamım, Tayyip Erdoğan nereyi işaret ederse oradan giderim” yanıtını vererek “Reis”in iradesinin tartışılmazlığını ortaya koydu.

Bir dönem büyük damat Berat Albayrak’la husumet yaşayan Soylu, Erdoğan sonrası için kendisini parlatmaya çalışırken kenara çekilmek zorunda kaldı. Soylu’nun şimdilik yarıştan çekildiği cumhurbaşkanlığı adaylarına dair yaptırılan anketlerde Hakan Fidan ve yaptığı iş nedeniyle başta ordu olmak üzere devletin bir kanadının arkasında durduğu küçük damat Selçuk Bayraktar’ın da adlarının açık ara Bilal Erdoğan’ın önünde çıkması, şimdilik bel altı biçimde çatışmalarla süren savaşın daha da kızışacağını gösteriyor.

Ersoy dosyası ne zaman başladı?

Konuyla ilgili sohbet ettiğimiz bazı AKP ve MHP’li milletvekillerinin, “Mehmet Akif zaten yıllardır biliniyordu” dediği Ersoy operasyonuyla ilgili birkaç bilgi de verelim. Habertürk’ün eski genel yayın yönetmeniyle ilgili dosyanın hazırlıkları sonbaharla birlikte başlatılmış, Ersoy’a dair dosyanın hazırlığına girişilmişti. Ersoy’un geçmişte ilişki yaşadığı bazı kadınlar ve özellikle aralarında husumeti bulunan başka kişilere de ulaşılarak hakkında bir soruşturma yürütüldüğü ve ifade vermeleri istendiği kendilerine iletilmiş. Bu kapsamda ifade verenler olduğu gibi teklifi reddederek aralarında husumet bulunsa da Mehmet Akif Ersoy’u uyaranlar da oldu.

Telefonlarının teknik takiple izlendiği de anlaşılan Ersoy’a, savcılık sorgusunda Süleyman ve Büşra Dinçer ile Ebru ve Ezgi Aydın kardeşler, Bahar Kılıç, Melda Doğan ve Emel Dede’yle ilgili sorular yöneltildiği görüldü. Operasyonun ilk adımı olarak uyuşturucu madde kullanımından gözaltına alınan televizyon sunucularına da savcılık sorgusunda yöneltilen soruların Mehmet Akif Ersoy’la ilgili olduğunu belirtelim. Mehmet Akif Ersoy’un tutukluluğa sevk yazısında da uyuşturucuyla ilgili suçlamaların yanı sıra tutukluluğa gerekçe oluşturan ”çete” suçlamasının nedenleri ve delilleri şu ana dek medyaya sızdırılanlar arasında yok. Ancak tutukluluğa sevk kararında hangi kanunun hangi maddesinde böylesine detay verilerek anlatıldığı bilinmeyen özel hayatın ifşasına yönelik ifadelerin yer alması hakkındaki kararın başka yerlerde önceden verildiği kuşkusunu güçlendirdi.

İlk günden bu yana konunun üzerinde tepinen Sabah gazetesi -farklı bir saikle olsa da- Ersoy ile ilgili gerçekten suç olarak değerlendirilebilecek iddiaları dile getiren eski Habertürk çalışanı Nur Köşker’le yapılan bir söyleşi yayımladı. Köşker, “Gücünü makamından alan bir erkeğin, bir kadının mesleğini açıkça pazarlık konusu yapmasının hikâyesiydi” diyerek nihayet konuyu gerçekten tartışılması gereken bir bağlama oturttu. “Karşımda gücünü nereden aldığı herkesçe bilinen, sistem içinde korunmuş bir adam vardı” diyerek kendisini taciz ettiğini öne sürdüğü Ersoy’a karşı yalnızlığını dile getiren Köşker’in vurguladıkları aslında medyada yıllardır kurulu olan erkek egemen sistemin bir eleştirisi. AKP öncesinin ya da 1990’lı yılların medya düzeni de pek farklı değildi. Köşker’in de dediği gibi medya sektörü yıllardır kadınlara sessiz kalmayı dayatan bir düzenle işliyor.

Ahlakçı söylemler…

Bugün artık Mehmet Akif Ersoy, sadece muhalefet tabanında değil içinden çıktığı camianın da bir nefret öznesi haline gelmiş durumda. Hiç şüphesiz bunda Ersoy’un muhafazakâr camiada yetişmiş olması ya da dini araçsallaştırması kadar düşman addettiklerini haysiyet cellatlığıyla susturan bir siyasetin sözcülüğünü üstlenmiş olması da rol oynuyor. Kadın bedeninden toplumun seküler kesimin yaşam biçimine kadar her şeye karışmayı kendinde hak gören, gençlerin nasıl giyinip giyinmeyeceğini bile dayatan bir zihniyete sahip AKP iktidarının söyledikleriyle dayatmaya çalıştıkları arasındaki paradoksu ahlakçı bir söylemle gündemde tutmaya çalışan performatif muhalefet pratiğinin uzun vadede iktidarın işine yarayacağı gerçeği gözden kaçırılmamalı.

“Ahlak” sözcüğü altında hayatlarımızı belirleyen iktidar dili üzerinden söz kurmaktansa bir insanın sahip olduğu gücü, yetkiyi, makamı başkaları üzerinde baskı aygıtı olarak kullanıp kullanmadığı, suçlarının örtbas edilip edilmediği, tacizden tehdide, mobbingden menfaat ilişkilerinin içinde olup olmadığı, mesleğini güç odaklarının emrinde kullandırtmasından sırtını dayadıklarının siyasi hesaplarına alet olup olmadığını tartışmak daha elzem. Ahlakçılık üzerinden kurulan her sözün, kamusal alanda farklılıkların yok edileceği ve bir sopa olarak kullanılacağı bir yasal düzenleme ile karşımıza çıkması kuvvetle muhtemel.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın avukatları vasıtasıyla Medyascope’a ilettiği “cevap ve düzeltme metninin yayınlanması talebi”ni yayımlıyoruz:

 Sayın Muhatap;

“Medyascope” isimli internet haber sitesinde 17.12.2025 tarihinde Ahmet ŞIK tarafından kaleme alınan “Taht savaşları kızışıyor (3): Mehmet Akif Ersoy olayının Hakan Fidan, Numan Kurtulmuş, Bilal Erdoğan ve Selçuk Bayraktar ile ilgisi ne?” başlıklı köşe yazısında müvekkilim Hakan FİDAN’a yönelik açık bir biçimde şeref ve haysiyetini ihlal eden, gerçeğe aykırı ifadelere yer verilmiştir. Bu nedenle Sayın Müvekkilim adına 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 14. Maddesi uyarınca “Cevap ve Düzeltme Hakkı” kapsamında ihtarda bulunma gereği tarafımıza hasıl olmuştur. Şöyle ki:

Söz konusu haberde yer alan; müvekkilimin ülke gündemini meşgul eden operasyonlarda hakkında soruşturma yürütülen kişilerle ilişkili olduğu, söz konusu kişiler tarafından desteklendiği, müvekkilimin ve oğlunun Milli İstihbarat Teşkilatı’na sosyal medya ve Whatsapp yazışmalarına erişim sağlayan bir yazılımın satışında yer aldığına ilişkin iddia ve isnatlar bir bütün olarak asılsız ve gerçek dışıdır. 

Müvekkilimin yürütülen soruşturmalarda adı geçen kişilerle hiçbir ilişkisi bulunmamakta olup kendisi veya oğlu tarafından MİT’e satılmış herhangi bir yazılım da söz konusu değildir.

Müvekkilim, kişisel veri güvenliği açısından son derece hassas bir tutum benimsemiş gerek görevde bulunduğu süre boyunca gerekse sonrasında veri güvenliği konusunda azami özen göstermiştir. 

Gerçeğe aykırı bu tür haber ve yorumlar, yalnızca müvekkilimin kişilik haklarını, itibarını ve ailesinin manevi değerlerine zedelemekle kalmamakta; aynı zamanda kamuoyunu yanıltarak devlet kurumlarına olan güveni de olumsuz yönde etkilemektedir. 

Dolayısıyla genel çerçevede kara propaganda amaçlı olarak yapılan bu haber, başta Basın Kanunu’na ve basın meslek ilkelerine aykırı olup kişilik haklarını haksız ve mesnetsiz şekilde zedeleyici, vicdan ve hakkaniyetle bağdaşmayan, kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla değil de düşmanca hislerle kaleme alınmıştır. Açıklanan nedenlerle öncelikle işbu cevap ve düzeltme metnimizin ilgili kanun metninde izah edildiği şekilde yayınlanmasını talep eder, haberi yapan ve yayınlayanlar hakkında her türlü yasal yollara başvurma hakkımızı saklı tuttuğumuzu kamuoyunun bilgisine saygıyla arz ederim.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.