Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor

İslam Özkan’ın sunduğu Dünya Alem programında Gürkan Çakıroğlu, “yeni çözüm süreci” tartışmalarını değerlendirdi.

Dünya Alem programında İslam Özkan’ın konuğu hukukçu Gürkan Çakıroğlu oldu. Çakıroğlu, Türkiye gündeminin kritik başlıklarından biri olan “yeni çözüm süreci” tartışmalarını değerlendirdi.

Çakıroğlu, Türkiye’deki demokratik tıkanıklıklardan Suriye’deki jeopolitik satranç tahtasına kadar uzanan geniş bir perspektifte barışın Türkiye için bir tercih değil, zorunluluk olduğunu söyledi.

İslam Özkan’ın çözüm sürecine dair yönelttiği “İyimser misiniz?” sorusuna Çakıroğlu şu yanıtı verdi:

“Ben her zaman iyimserim. Çünkü bu sürecin başarıya ulaşmasının Türkiye için sünnet veya vacip değil, farz olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve hukuksal anlamda düzlüğe çıkabilmesi, Kürt meselesinin demokratik bir zeminde çözülmesine bağlı.”

Çakıroğlu, sürecin yavaş ilerlediği yönündeki eleştirilere rağmen son iki yılda Türkiye’de “tabu” olarak görülen birçok konunun aşındığını belirtti.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışlarını tarihî bir dönüm noktası olarak tanımladığını vurgulayan Çakıroğlu, “İki sene önce ‘Bu iş Bahçeli’nin çıkışıyla başlar’ dediğimde insanlar inanmıyordu. Gelinen noktada Bahçeli, Türk milliyetçiliğini ilkel bir noktadan demokratik bir milliyetçiliğe dönüştürecek kapıyı araladı” dedi.

Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor
Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor

İktidar ve muhalefet arasındaki “rol” çatışması

Çakıroğlu, sürecin aktörlerini analiz ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan ve CHP yönetimine dair eleştirilerde bulundu. Erdoğan’ın 10 yıl önceki sürecin sonundan duyduğu çekince nedeniyle daha çok “idare-i maslahat” politikasını izlediğini belirten Çakıroğlu, CHP’nin sürece “gölge etmemesinin” yeterli olmadığını şu sözlerle anlattı:

“Cumhuriyet Halk Partisi, cumhuriyeti kuran partidir ve yerel seçimlerin birinci partisidir. Eğer Türkiye’yi değiştirmeye, dönüştürmeye ve hukuk devletini inşa etmeye talipseniz, bu meselenin asli aktörü siz olmalısınız. ‘Asli aktör değiliz’ diyerek kendinizi bu sürecin dışına iterseniz, iktidarı daha demokratik adımlar atmaya zorlayamazsınız.”

CHP’nin özellikle Kürt seçmenle son 10 yılda kurduğu bağı hatırlatan Çakıroğlu, ana muhalefetin eylem ve söylem pratiğinde “ürkek” kaldığını belirtti. İmralı tutanakları krizinde ya da Meclis komisyon çalışmalarında sergilenen çekimser tavrın Erdoğan’a siyasi manevra alanı açtığını ifade etti.

Haberleşme ve tutanaklar üzerinden yaşanan krizlere de değinen Çakıroğlu, “Devlet, 50 yıllık güvenlikçi reflekslerini bir günde terk etmedi” dedi.

Çakıroğlu, İmralı tutanaklarındaki “özetleme” ya da “sansür” iddialarının, devletin kendi içindeki tabuları henüz yıkamamış olmasından kaynaklandığını söyledi.

Daha düne kadar kavga dilini kullanan aktörlerin bugün barış dilini içselleştirmesinin zaman aldığını belirten Çakıroğlu, bu durumu “Aktörler ne söyleyeceklerini tam bilemiyor; bir korku ve çekingenlik hâkim” sözleriyle yorumladı.

Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor
Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor

“Barış, Türkiye için atom bombası gücündedir”

Çakıroğlu, barışın Türkiye’ye katacağı gücü şu benzetmeyle anlattı:

“Türkiye için barış, milyarlarca dolarlık İHA’dan, SİHA’dan ya da atom bombasından daha kuvvetli bir silahtır. Türkiye’nin barışa ekmek gibi, su gibi ihtiyacı var.”

Çakıroğlu, toplumdaki fay hatlarını seküler-dindar barışı, Türk-Kürt barışı ve Sünni-Alevi barışı olmak üzere üç başlıkta ele aldı. Bu üç alanda sağlanacak bir huzur ikliminin Türkiye’yi bölgesel bir dev haline getireceğini savunan Çakıroğlu, toplumsal desteğin yüksek olduğunu ancak siyaset kurumuna duyulan güvenin dipte olduğunu belirtti.

Suriye denkleminde paradigma değişimi

Türkiye’nin Suriye politikasındaki “beka” kaygısını anladığını ancak yöntemin hatalı olduğunu söyleyen Çakıroğlu, “Türkiye, gerçek bir bölgesel güç olmak istiyorsa Kürtleri bir tehdit olarak değil, birer soydaş ve etki alanı olarak görmeli” dedi.

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani’nin son açıklamaları ile SDG ve Şam arasındaki olası mutabakatın Türkiye içindeki süreci doğrudan etkileyeceğini belirten Çakıroğlu, Abdullah Öcalan’ın bu noktada yapıcı bir inisiyatif aldığının görüldüğünü söyledi.

Dünya Alem (27): Türkiye’nin tarihi kavşağında çözüm süreci | Gürkan Çakıroğlu anlatıyor

1923 ruhu ve 1925 eleştirisi

Türkiye’nin kurucu kodlarına dair değerlendirmelerde bulunan Çakıroğlu, 1923’teki cumhuriyet idealini sahiplendiğini ancak 1925 sonrası şekillenen “Şark Islahat Planı” gibi güvenlikçi ve asimilasyoncu politikaların bugünkü sorunların temelini attığını ifade etti.

O dönem cepheden cepheye koşan paşaların parçalanma paranoyası yaşamasının doğal olduğunu, ancak bugün bu korkuların aşılması gerektiğini belirten Çakıroğlu, “İkinci yüzyılda cumhuriyetin demokrasiyle taçlandırılması gerekiyor” dedi.

Programın sonunda İslam Özkan, Suriye’deki hareketliliğin içerideki ivmeyi hızlandırabileceğini söyledi. Çakıroğlu ise Türkiye’nin 2026 yılına çok daha demokratik, hukuk devletine bağlı ve toplumsal barışını sağlamış bir ülke olarak girmesinin bir hayal olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Ancak bu başarının anahtarı; iktidarın koltuk hesabı yapmadan, muhalefetin ise ürkeklikten sıyrılarak meseleyi bir ‘Türkiye projesi’ olarak sahiplenmesindedir.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.