Çözüm süreci komisyonu nihai raporunu hazırlamak için son aşamaya geldi. Peki komisyona raporlarını sunan partiler en önemli konularda uzlaşabildi mi? Hangi başlıklarda görüş ayrılıkları var? Komisyon çalışmalarını ilk günden bu yana takip eden Özgecan Özgenç raporları sizin için karşılaştırdı.

TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, nihai raporunu hazırlamak için son aşamaya geldi. Komisyonda bulunan partiler, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un ifadesiyle “siyasi tutum belgesi niteliğindeki raporlarını” sundu. Bütün partilerin raporlarında birbirinden çok farklı tutumlar varken müşterek raporun nasıl hazırlanacağı ise merak konusu.
Yeni çözüm sürecinin hayati konuları
Tüm partilerin raporları birbirinden farklı konuları ön plana çıkarıyor. İşte sürece damgasını vuran ve AKP, CHP, MHP ve DEM Parti belgelerinde farklı ele alınan başlıklar:
- Kürt sorununa yaklaşım
- Umut hakkı
- Silah bırakan PKK’lıların durumu
- Kayyum uygulaması
- Anayasal değişiklikler
- SDG’ye yaklaşım
- Komisyonun nihai raporuna adım adım (1) | DEM Parti’den “süreci taçlandıracak” anayasal değişiklik, Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu, yerinden edilenlere tazminat önerileri
- Komisyonun nihai raporuna adım adım (2) | MHP’ye göre “Kürt sorunu” yok: Umut hakkına muğlak çerçeve, koşullu yasal düzenleme, dünya deneyimlerine çelişkili yaklaşım
- Komisyonun nihai raporuna adım adım (3) | Yeni Yol, TİP, EMEP, Yeniden Refah ve DSP ne önerdi, neye itiraz etti?
- Komisyonun nihai raporuna adım adım (4) | CHP “Demokratikleşme Paketi”nde PKK ve Öcalan’ı anmadı, Nevroz’un resmi tatil olmasını, Dersim olaylarının araştırılmasını önerdi
- Komisyonun nihai raporuna adım adım (5) | AKP “müstakil ve geçici yasa” önerdi, hukuki adımlar için örgütün tasfiyesinin teyidini şart koştu
Kürt sorununa yaklaşımda görüş birliği yok
| Kürt sorununa yaklaşım |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| Sorunu kabul ediyor ama kök nedenine dair görüş yok | Kürt sorununa özel çözümler önermiyor, demokratikleşmeyi merkeze alıyor | Sorunun kaynağını 1923’e uzandırıyor | “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu var” diyor |
Sorunun tespiti ve çözümü konusunda dört parti birbirinden oldukça farklı bir çizgide. Bu konuda en geniş değerlendirmeleri yapan DEM Parti, sorunu cumhuriyetin kuruluşuna uzandırıyor, 1924 Anayasası ile Lozan Anlaşması’nı da bu noktada eleştiriyor. Demokratikleşmeye de vurgu yapmasına rağmen DEM Parti sürecin merkezinde Kürt sorununun olmasından taviz vermiyor.
CHP, Kürt sorununun varlığı kabul edilmeden çözülemeyeceği tespitini yapıyor ancak komisyona önerileri Kürt sorununun çözümünden ziyade demokratikleşmeye hizmet ediyor.
AKP de Kürt sorununun varlığını kabul ediyor fakat sorunun kök nedenlerine dair bir görüş belirtilmiyor. Soruna yaklaşımı, “geçmişte cesaret edilemeyen adımların” AKP’nin 23 yıllık iktidarı boyunca atıldığı noktasında sınırlı kalıyor.
En radikal tutumu ise “Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” diyerek MHP sergiliyor. MHP, sürecin başat aktörlerinden biri olmasına, Pervin Buldan’ın sözlerine “İmzamı atarım” diyen Devlet Bahçeli ile 15 aydır takip ettiğimiz gelişmelere oldukça tezat bir yaklaşımı raporda ortaya koyuyor.

Netameli konu: Umut hakkı tartışmaları
| Umut hakkı |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| Raporda yer vermiyor | Raporda yer vermiyor | Öcalan’ın fiziki özgürlüğünü, o zamana kadar İmralı’da özgür çalışma ve iletişim koşulları sağlansın istiyor | Mevcut yasalarla uygulanamayacağını söylüyor ancak yasal değişiklik önermiyor veya uygulanmasına itiraz etmiyor |
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te grup toplantısında Abdullah Öcalan’ın Meclis’te örgütün lağvedildiğini ilan etmesi ve umut hakkından yararlanmasının önünün açılması sözleriyle Türkiye kamuoyunun gündemine giren “umut hakkı” konusunda da partiler ayrışıyor.
MHP raporunda “ezber bozan sözler” olarak bu Bahçeli’nin konuşması hatırlatılırken, umut hakkının “amacı bilinmeden tartışıldığı” savunuluyor. Terörle Mücadele Kanunu ve İnfaz Kanunu’nun mevcut haliyle umut hakkının uygulanamayacağı vurgulanıyor ancak uygulanması için bir değişiklik önerisi veya uygulanmaması yönünde bir şerh raporda yer almıyor.
DEM Parti açıkça umut hakkının uygulanmasını istiyor. Ayrıca Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması; umut hakkı hayata geçirilinceye kadar İmralı Adası’nda özgür çalışma, erişim, barınma ve iletişim koşullarının sağlanması gerektiği raporda anlatılıyor.
AKP ve CHP, raporlarında umut hakkı tartışmalarına hiç girmiyor. Ayrıca iki parti de Öcalan’ın adını anmıyor.
Ayrışan yasal düzenleme ve entegrasyon süreci önerileri
| Silah bırakanların dönüşü |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| Örgütün tamamen tasfiyesinin teyit edilmesi koşuluyla “müstakil ve geçici yasa”, örgütteki konuma göre hukuki işlem öneriyor | Raporda yer vermiyor, Adalet Bakanlığı’nın hazırlık yapmasını istiyor | “Barış Yasası” ile geçiş hukuku mimarisi tarifliyor, sürecin silah bırakanların kamusal entegrasyonunu da sağlayacak şekilde ele alınmasını istiyor | Üç aşamalı özel bir düzenleme öneriyor: Silahların tam olarak bırakılması, örgüt mensuplarının resmi işlem sebebiyle adli mercilere teslim olması ve rehabilitasyon süreci |
DEM Parti, kendini feshederek silah bırakan örgütün mensuplarının durumunu düzenleyen, bu çerçevede ceza mevzuatının gözden geçirilmesini öngören özel bir kanuni çerçeve sunacak “Demokratik Entegrasyon Yasası, özü itibarıyla bir Barış Yasası” hazırlanmasını öneriyor. Geçiş hukuku reformlarının eve dönüşü düzenleyecek ve ardından kamusal entegrasyonu da sağlayacak şekilde ele alınması isteniyor. DEM Parti, siyasetin, medyanın ve kültür alanının dilinin de sürece uygun olarak dönüşmesini önemserken, barış sürecinde rol alan aktörler için de yasal güvence istiyor.
AKP, örgütün tamamen tasfiye olduğunun devlet tarafından tespit edilmesini şart koşarak “müstakil ve geçici bir yasa” öneriyor. Amaç, “silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını mümkün kılacak düzenli, öngörülebilir ve denetime açık bir çerçeve oluşturmak” olarak açıklanıyor. AKP somut öneriler yapmıyor ama bu konuda bir çerçeve çiziyor. Kişinin örgütteki konumu ve somut eylemleri dikkate alınarak “ölçülülük ve orantılılık ilkeleri” çerçevesinde hukuki mekanizmaların çalıştırılması öneriliyor. Ayrıca bireylerin sürece uyumunun izlenmesi, belirlenen süre içinde yeniden suç işlemesi hâlinde sağlanan imkânların ortadan kaldırılması isteniyor.
MHP ise “örgütün tasfiyesi ve örgüt üyelerinin yeniden topluma kazandırılması için” üç aşamalı özel bir düzenleme öneriyor: Silahların tam olarak bırakılması, örgüt mensuplarının resmî işlem sebebiyle adli mercilere teslim olması ve rehabilitasyon süreci. Yasal düzenleme için MHP de örgütün tamamen dağıtılması ve devlet güçlerince tespit edilmesini şart koşuyor. Ancak MHP, örgüt mensuplarının mutlaka adli bir sürece tâbi tutulması ve örgüt içindeki konumuna göre kademeli şekilde belirli şartlarda indirime giden, erteleyen ve ceza sorumluluğunu düşüren bir sistem öngörülmesi gerektiğini ifade ediyor.
CHP, silah bırakanların dönüşüyle ilgili bir öneri sunmuyor. CHP’liler, şehit aileleri ile gazilerin hassasiyetlerini gözeterek toplumsal barışa hizmet edecek adımları destekleyeceklerini ancak öncelikle Adalet Bakanlığı’nın bir hazırlık yapması gerektiğini, bu nedenle raporda konuyla ilgili değerlendirme olmadığını vurguluyor.

Bir varmış bir yokmuş: Kayyum uygulamaları
| Kayyum uygulamaları |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| Raporda yer vermiyor | Derhal kaldırılmasını, yerine kayyum atanan belediye başkanlarının göreve dönmesini istiyor | Derhal kaldırılmasını, yerine kayyum atanan belediye başkanlarının göreve dönmesini istiyor | Raporda yer vermiyor |
DEM Parti ve CHP’nin ortaklaştığı başlıca konulardan biri, kayyum uygulamasına derhal son verilmesi. 2016’dan bu yana belediyelerine kayyum atanan DEM Parti ile geçtiğimiz yıl “kent uzlaşısı” soruşturmaları kapsamında kayyumlarla tanışan CHP, kayyumların görevde devam etmesinin çelişkilerine ve sürecin ruhuna uymadığına sıklıkla dikkat çekiyor.
CHP, 31 Mart seçimlerinde güç kaybeden iktidarın yerel yönetimlerin idari ve mali yetkilerine müdahalesinin durdurulmasına vurgu yapıyor. DEM Parti de yerel yönetimlerin mali ve idari özerkliğinin güçlendirilmesini istiyor.
MHP lideri Devlet Bahçeli, son bir yılda özellikle CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve DEM Parti’li Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına tepki gösterip görevlerine iade edilmesi görüşünü sık sık dile getirdi. Ancak MHP raporunda ne kayyumlar ne de yerel yönetimler için bir değerlendirme yer almıyor.
AKP raporunda yıllardır uyguladıkları kayyum politikalarına değinmiyor. Ancak iktidarları döneminde atılan demokratikleşme adımları kapsamında “yerinden yönetim” ilkesi çerçevesinde yerel yönetimlerin görev, yetki ve kaynak bakımından güçlendirildiği savunuluyor.

Anayasa tartışmalarında hemfikirler mi?
| Anayasa değişikliği |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| Raporda yer vermiyor | Komisyon çalışmalarında kapsam dışı bırakılmasından memnun | Komisyonda değil ancak “süreci taçlandırmak” için 42, 66 ve 127. maddelerde değişiklik öneriyor | “İhtiyaç var ancak komisyonun konusu değil” yaklaşımını benimsiyor |
İncelediğimiz dört parti de komisyon faaliyetleri çerçevesinde anayasa değişikliği tartışmalarına kapı aralamıyor. Devletin dili, bayrağı, başkenti ve üniter yapısını tarifleyen ilk dört maddeyi kimse tartışmaya açmıyor.
Bu konuda en radikal önerileri DEM Parti yapıyor. Öncelikle anayasa değişikliği gerektirmeden özgürlük alanlarını genişletecek “geçiş hukuku mimarisi” öneriliyor ancak anayasal değişikliklerin süreci taçlandıracağı da vurgulanıyor. Anayasa’da anadilinde eğitim için 42. maddede, vatandaşlık tanımı için 66. maddede ve idari vesayet için 127. maddede düzenlemelere gidilmesi gerektiği ifade ediliyor.
MHP, Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı olduğunu vurguluyor ancak “Terörsüz Türkiye Projesi ile kurucu kodlarımız arasında bir aykırılık görmediğimiz için bu komisyonda anayasa tartışmalarına girilmemiştir” diye tutumunu açıklıyor. Vatandaşlık tanımı ve anadilde eğitimin anayasal düzlemde tartışılmasına ise yekten karşı çıkıyor.
Anayasa değişikliği tartışmalarında “DEM Parti’nin desteğini almak için sürecin başlatıldığı” eleştirileri gündeme gelirken, AKP komisyona sunduğu raporda anayasa değişikliğinden hiç söz etmiyor.
CHP ise mevcut Anayasa’ya uyum çağrısı üzerinde dururken, kendi çabalarıyla komisyonun ilk toplantısında tüm siyasi partilerin anayasa değişikliği çalışmalarının kapsam dışı bırakıldığını açıklamasının önemli bir adım olduğunu vurguluyor.
SDG kritik eşik mi?
| SDG’ye yaklaşım |
| AKP | CHP | DEM Parti | MHP |
| SDG’nin Şam hükümetine entegrasyonunu sürecin ilerlemesi için şart görüyor | Raporda yer vermiyor | Raporda sadece “Suriye Kürtleriyle yapıcı ve güven kazandırıcı ilişkiler geliştirilmeli” diyor | Türkiye’ye tehdit olarak görüyor |
Suriye’deki gelişmeler ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) tutumu sürecin ilerleyişi açısından en riskli eşik olarak görülüyor.
İktidar bloğu bunu, Suriye ve Irak’ta PKK’nın tüm uzantılarıyla birlikte tasfiyesinin gereği olarak görüyor. AKP 10 Mart Mutabakatı’na uyarak Şam hükümetine entegrasyon konusunda adım atmasını Türkiye’deki sürecin önceliklerinden biri olarak görüyor. MHP ise Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren PYD/YPG’ye uluslararası destek verilmesini “Türkiye açısından en büyük tehdit” olarak görüyor.
CHP raporunda bu konuda bir değerlendirme yapmıyor ancak açıklamalarda temkinli yaklaşıyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Suriye’de Kürtlerin, Alevilerin, Dürzilerin anayasal güvenceye sahip olması, hak ve hukuklarının korunması için çaba gösterdiklerini Meclis kürsüsünden ifade ederken, Türkiye ve Suriye’de barış içinde iki devlet ümit ettiklerini dile getiriyor.
DEM Parti raporunda konuya dair “Suriye’deki gelişmeler süreç açısından kritik olduğundan, Suriye Kürtleriyle yapıcı ve güven kazandırıcı ilişkiler geliştirilmelidir” demekle yetiniyor.

Şimdi ne olacak?
Komisyon 5 Ağustos 2025’ten bu yana 20 toplantı yaptı, 135 kişi ve kurumu dinledi. Komisyon, dinleme faaliyetlerini 24 Kasım’da AKP, MHP ve DEM Parti’li birer üyenin İmralı Adası’nda PKK lideri Abdullah Öcalan’ı ziyaretiyle tamamladı.
31 Aralık 2025’e kadar çalışacağı karar altına alınan komisyonun çalışma süresi oy birliğiyle iki ay uzatıldı. Bu aşamada, grubu olan partilerin komisyondaki birer temsilcisiyle oluşturulacak yazım ekibi müşterek rapor için çalışacak. AKP’den Abdülhamit Gül, CHP’den Murat Emir, DEM Parti’den Cengiz Çiçek, MHP’den Feti Yıldız ve Yeni Yol Grubu’ndan Bülent Kaya yazım ekibinde olacak.
Nihai raporda uzlaşılmayan noktalar için partilerin şerh düşebileceği kaydediliyor. Bu raporun yazılmasıyla birlikte sürecin komisyona düşen payı sona erecek. Nihai raporun TBMM Genel Kurulu’na sunulması, ardından Adalet Komisyonu’nda yasa hazırlık sürecinin başlaması bekleniyor.
Numan Kurtulmuş, 24 Aralık’taki toplantıda herkesin, muhalefet şerhi düşmeksizin kabul ettiği bir raporu sunmak istediklerini söyledi. Toplantının ardından gazetecilerin sorusu üzerine ortak raporun Ocak 2026’nın ortasında tamamlanmasını beklediklerini ifade eden Kurtulmuş, “Bütün meseleyi bu komisyon çözemez. SDG’ye silah bıraktıracak bu komisyon değil” ifadesini kullandı.







