Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili ve avukat Can Atalay’ın çocukluğu, gençliği, avukatlık yılları, adalet ve hak mücadelesinin tarih tarih, olay olay anlatıldığı belgeselin gösterimi yapıldı.
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararlarına rağmen tahliye edilmeyen Gezi Parkı davasından tutuklu bulunan Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Can Atalay’ı anlatan belgeselin gösterimi, Üsküdar Belediyesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı.
- ÖZEL RÖPORTAJ | Can Atalay: “Silahsız siyasetin önünü açmak için demokratik ortam şart”
- Can Atalay tutuklanmadan önce Medyascope’taydı | “Erdoğan anayasal düzeni savunmamızdan korkuyor”
Yönetmenliğini Zeynep Erpamir ve Volkan Evcin’in, anlatımını eski TİP milletvekili, oyuncu Barış Atay’ın üstlendiği ve gazeteci Timur Soykan’ın da yer aldığı belgesele yoğun bir katılım sağlandı.

“Gezi bizim onurumuzdur”
Can Atalay’ın ailesi, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, avukatlar, siyasi parti temsilcileri ve basın mensupları belgesel gösterimi için salonda yer aldı.
Salonda, belgesel gösterimi öncesi “Gezi bizim onurumuzdur”, “Karanlık gider Gezi kalır” sloganları atıldı.
Avukat Kemal Aytaç, “Bugün aynı zamanda Roboski katliamının yıldönümü. Unutmadık, unutmayacağız” dedi.
Kahraman’ın mektubu okundu: Adalet hemen, şimdi
Salonda, AYM’nin hak ihlali kararına rağmen tahliye edilmeyen Gezi Parkı hükümlüsü tutuklu bulunan şehir plancısı Tayfun Kahraman’ın gönderdiği mektup okundu. Öncesinde, Gezi direnişi döneminde Taksim Dayanışma Platformu ile dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile yapılan görüşme sonra Kahraman’ın yaptığı açıklama izletildi.
Kahraman mektubunda şunları belirtti:
“Silivri’den herkese merhaba. Öncelikle paylaştığım videoyu herkesin izlemesini istiyorum. Bu açıklamamın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti. Bir anda suçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar. Haksız yere tutukluluğumuzun bininci gününü geride bıraktık. Bin gündür anormallik yaşıyoruz, bin gündür demir parmaklıkların ardındayız. Bin gündür sevdiklerimize hasretiz, birden bine kadar saymaya başlasa insan usanır. Ben, eşim Meriç, kızım Vera, anne-babam, meslektaşlarım, öğrencilerim bırakmadı. Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatırıma. Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim bütün televizyon kanalları bunları yayınlamadı mı şimdi neden karşı çıktığımız şiddet eylemlerinin faili sayılıyoruz? Bu suçun kanıtı, bu cezanın gerekçesi ne? Cevap yok. Dün olduğu gibi bugün de haykıracağız, adalet hemen, şimdi.”
Kahraman’ın mektubunun okunmasının ardından Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş kürsüye çıktı. Dedetaş konuşmasında, “Can Atalay’ı ilk tanıdığımda tersanelerin özelleştirmesine karşı mücadele ediyorduk. Haliç tersanesi kamuda kaldı, kamu yararına onca vapuru yeniden inşa etti, istihdam sağladı. Onunla ilk karşılaştığımızda nasıl savunma yaptığını, vicdanla nasıl avukatlık yaptığını görmüştük” ifadelerini kullandı.
Belgeselde Can Atalay’ın çocukluğu, gençliği, avukatlık yılları, adalet ve hak mücadelesi tarih tarih, olay olay anlatıldı.
Belgesel gösterimi sonunda salonda bulunan seyirciler, Can Atalay’ın “mücadele” mesajını dakikalarca ayakta alkışladı, “Her yer Taksim her yer direniş” sloganları atıldı.
Can Atalay kimdir?
Can Atalay, kamuoyunda “kimsesizlerin avukatı” olarak biliniyor. Öğrenciliği ve meslek yaşamının ilk yıllarından bu yana sosyalist kimliğiyle öne çıktı. Emek mücadelesine hukukçu kimliğiyle destek verdi, Emek Sineması’nın yıkılmaması için yürütülen kampanyanın örgütleyicilerindendi.

Soma’da hayatını kaybeden madencilerin, Hendek’teki patlamada yaşamını yitirenlerin, Çorlu’daki tren katliamında vefat edenlerin, tarikat yurdunda katledilen çocukların yakınlarının yanında hep o vardı.
Mimarlar Odası’nın avukatlığını da üstlenen Atalay, Gezi Parkı’na alışveriş merkezi (AVM) yapılması girişimine karşı kurulan Taksim Dayanışması’nın savunmasında da vardı.
Atalay, Gezi Parkı eylemlerinde de öne çıkan isimlerden biri oldu ve hukuksuzluklarla öne çıkan davada 18 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Yargılama sürecinde direnişi savundu, ısrarla esas suçun Gezi’de şiddet uygulayan güvenlik güçleri ve onlara emirleri veren yöneticiler tarafından işlendiğini söyledi.
Başta bugüne dek destek olduğu mağdurlar olmak üzere kamuoyunda Atalay için “adalet” sesleri yükselirken, Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından Şubat 2023’teki depremlerde yıkılan Hatay’dan milletvekili adayı olarak gösterildi ve kazandı. Ancak Meclis’e hiç gitmedi.
Atalay’ın maruz kaldığı süreç, Anayasa Mahkemesi’nin iki kere hak ihlali kararı vermesi, ancak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin daha önce benzeri görülmemiş bir biçimde dosyayı Yargıtay 3. Dairesi’ne göndermesiyle hukuk krizine döndü. Daire, AYM kararının tanımadı.
30 Ocak 2024’te Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın başkanlığında toplanan Genel Kurul’da hakkında kesinleşmiş hapis cezasının okunmasıyla milletvekilliği düşürüldü.







