İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, Suriye’nin kuzeyindeki terörle mücadele operasyonlarıyla ilgili yaptıkları açıklamalar gerekçe gösterilerek açılan davada savcılık, “basın ve yayın yoluyla terör propagandası” suçundan hapis cezası talep etti.
İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleri hakkında, Suriye’nin kuzeyinde yürütülen askeri operasyonda güvenlik güçlerince öldürülen Nazım Daştan ve Cihan Bilgin için “gazeteci” dedikleri ve “katledildiler” ifadesini kullandıkları gerekçesiyle açılan davanın görülmesine Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde devam edildi. “Basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla açılan davanın üçüncü duruşmasında savcılık, esas hakkındaki mütalaasını yineleyerek sanıkların terör propagandası suçundan cezalandırılmasını talep etti.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Cezaevi Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görülen davanın üçüncü duruşmasının ilk gününde, İstanbul Barosu yönetiminden çok sayıda isim ve avukatları hazır bulundu. Duruşmayı, 30 farklı baroyu temsilen gelen hukukçular ile 17 uluslararası hukuk birliğinin temsilcileri gözlemci olarak izledi. Çok sayıda baro başkanı ve üst düzey hukuk yöneticisinin duruşmada bulunması dikkat çekti.

Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerine suçlamalar
Savcı, celse arasında sunduğu esas hakkında mütalaayı duruşmada tekrar ederek, Kaboğlu ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin açıklamalarının Terörle Mücadele Kanunu kapsamında propaganda suçu oluşturduğunu savundu. Mütalaada, her ne kadar “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun da işlendiği belirtilse de, sanıkların eyleminin tek fiil kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle daha ağır cezayı öngören TMK 7/2 maddesi uyarınca hüküm kurulmasının uygun olacağı ifade edildi.
Savcılık mütalaasında, güvenlik güçlerince etkisiz hale getirilen terör örgütü mensuplarının “katledilen gazeteciler” olarak tanıtılmasının, örgüt üyeliğini özendirici nitelik taşıdığı ileri sürüldü. Bu söylemlerin, PKK/KCK/YPG/YDG-H silahlı terör örgütünün amaçlarını meşru göstermeye ve yaymaya hizmet ettiği iddia edildi. Ayrıca, devletin terörle mücadele faaliyetleri hakkında gerçeğe aykırı bilgilerle kamuoyunun yanıltıldığı, halkta endişe yaratılmaya çalışıldığı ve kamu kurumlarına duyulan güvenin zedelendiği savunuldu.
Savcılık, Türk Ceza Kanunu’nun “fikri içtima” düzenlemesine atıf yaparak, birden fazla suçtan söz edilse de tek fiil kapsamında en ağır cezayı gerektiren hükmün uygulanmasını talep etti. Bu kapsamda, İstanbul Baro Başkanı Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin tamamı hakkında hapis cezası istendi.
Kaboğlu ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin yargılandığı davanın duruşması, sanıkların ve müdafilerinin savcılık mütalaasına karşı savunmalarıyla devam ediyor. Mahkemenin ilerleyen celselerde kararını açıklaması bekleniyor.
(ANKA)








