Antalya Devlet Opera ve Balesi ile Antalya Devlet Tiyatrosu tarafından ortaklaşa kullanılan Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde yıllardır süren yapısal sorunlar nedeniyle temsillerin ve provaların hayati risk altında yapıldığı belirtiliyor. Her şiddetli yağışta bina çatısında akıntıların meydana geldiğini ve yaşanan bu soruna kovalarla geçici önlemler alındığını aktaran bir kurum çalışanı, yağmur suyunun elektrik tesisatına ulaştığını, sahne ve orkestra çukurunda ciddi hayati riskler bulunduğunu iddia etti. Medyascope’a konuşan kurum çalışanı, “Biz burada can güvenliğimiz olmadan çalışıyoruz, buna rağmen ‘bina güvenli’ deniyor” dedi.
Haber: İlayda Önemli

Antalya Devlet Opera ve Balesi’nde bina güvenliği alarm veriyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Döner Sermaye İşletmesi (DÖSİM) tarafından 2006 yılında kiralanan Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde, son beş–altı yıldır her yoğun yağışta yaşanan sorunlar devam ediyor.
Bir kurum çalışanının aktardığına göre, çatıdan sızan yağmur suları sahne arkası, fuaye ve sanatçı girişlerine kadar iniyor; bu alanlarda kovalarla geçici önlemler alınıyor. Kurum çalışanı, yağmur suyunun elektrik tesisatına ulaşmasının artık öngörülebilir bir durum hâline geldiğini, binanın her yağmurda nereden su alacağı bilinen bir yapıya dönüştüğünü söylüyor.
İddialara göre, yağmur suları sahneye ve orkestra çukuruna kadar iniyor. Onlarca müzisyenin aynı anda bulunduğu orkestra çukurunun kapalı ve dar bir alan olduğuna dikkat çeken bir çalışan, burada hem elektrik çarpması hem de yangın riskinin bulunduğunu dile getirdi:
“Orkestra çukurunda 50’den fazla insan aynı anda çalışıyor ve tek bir çıkış var. Olası bir yangın ya da acil durumda kaçış neredeyse imkânsız. Yukarıda paslanmış kablolar, dışarıda zincirlere bağlı truss sistemleri var. O zincirlerin, cıvataların, somunların bile değişmediğini biliyorum. Çok ciddi bir hayati risk altında çalışmayı sürdürüyoruz.”
Risklerin yalnızca sahne ve teknik alanlarla sınırlı olmadığı da aktarılıyor. Bazı tuvaletlerde tavanlardan sarkan kablolar ve hortumlar bulunduğu, su tesisatı ile elektrik hatlarının birbirine çok yakın geçtiği alanlar olduğu belirtiliyor. Kurum çalışanı, bu durumun özellikle çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler için ciddi tehlike oluşturduğunu söyledi. Çalışan, “Tuvalete girerken bile risk alıyoruz” diyerek sorunun geldiği boyuta dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir başka olay, kamusal güvenlik tartışmasını gündeme taşıdı. Kaynakların aktardığına göre, çocuk bale kursunun olduğu saatlerde sanatçı girişindeki kantin bölümünde tavana ait suntadan yapılmış bir parça büyük bir gürültüyle yere düştü. O sırada alanda bulunan bir çocuğa şans eseri parçanın isabet etmemesi sayesinde olası bir facianın eşiğinden dönüldüğü belirtildi. Olaya ilişkin tutanak tutuldu.
“Bina güvenlidir” raporu ne kadar gerçekçi?
Olayların ardından binada iş güvenliği uzmanları tarafından inceleme yapıldığı, çatının üst kısmında geçici bir uygulama gerçekleştirildiği ve “bina güvenlidir” yönünde bir rapor hazırlandığı ifade ediliyor. Ancak çalışanlar bu rapora itiraz ediyor. Denetimlerin kısa sürdüğünü ve binanın bütüncül risklerinin değerlendirilmediğini savunan bir kurum çalşanı; sahne üzerindeki ağır ekipmanların, açıkta kalan kabloların ve paslanmış mekanik sistemlerin yeterince incelenmediğini öne sürdü.
Kurum çalışanı, yaşananların münferit bir bakım eksikliği değil, uzun süredir devam eden bir ihmal zincirinin sonucu olduğunu savunuyor. Yönetimin riskleri bildiğini ancak kalıcı çözümler yerine geçici önlemlerle süreci yürüttüğünü iddia eden çalışan, şu ifadeleri kullandı:
“Biz burada can güvenliğimiz olmadan çalışıyoruz. Her temsil, her prova bir risk. Buna rağmen ‘bina güvenli’ denmesi gerçeği yansıtmıyor.”
“Yağmur nedeniyle ilk kez bir temsil iptal edildi”
İddialara ilişkin konuşan yetkili bir isim, binanın uzun süredir ciddi bir bakımsızlık içinde olduğunu, kuruma yıllardır neredeyse hiçbir müdahale yapılmadığını söyledi. Yağmur suyunun seyirci ve sanatçı alanlarına kadar ulaştığını belirten yetkili, bu nedenle 6 Aralık’taki Aspendos Ensemble konserinin iptal edildiğini aktardı. Yetkili, yağmur nedeniyle ilk kez bir temsilin iptal edildiğini, takip eden pazartesi ve salı günleri de tüm provaların durdurulduğunu ifade etti.
Kalıcı bir çözüm için yetkili kurumlara başvurduklarını ancak sonuç alamadıklarını belirten yetkili, geçici bir önlem olarak çatıya sıvı plastik uygulaması yapıldığını söyledi. Bu uygulamayla su sızıntısının büyük ölçüde azaltıldığını ancak kalıcı bir çözüm olmadığını vurguladı:
“Bu uygulama en fazla sözleşme süresi sonuna kadar binayı idare eder. Bir yaz geçtikten sonra malzeme yıpranır, sorunlar yeniden ortaya çıkabilir.”

Yetki karmaşası ile gündeme gelmişti
Haşim İşcan Kültür Merkezi daha önce Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Tamer Karadağlı’nın binanın bakımsızlığını videoya çekerek sosyal medyada yayınlaması ile gündeme gelmişti. Karadağlı’nın belediyeyi hedef alan açıklamaları üzerine Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek; binanın bakım, onarım, tamirat ve işletmesinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uhdesinde olduğunu söylemiş ve açıklamasında şu ifadelere yer vermişti:
“Seçime iki gün kala görüyorum ki birilerini seçim telaşı iyice sarmış. Genel Müdürleri Tamer Karadağlı’yı siyaset yapsın diye Antalya’ya göndermişler. Şimdi Sayın Kültür ve Turizm Bakanı’na ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’ne açık çağrı yapıyorum. Belediye’nin 2006 yılında Bakanlığa tahsis ettiği Haşim İşcan Kültür Merkezi Tesislerinde, onarım, bakım ve tamirat sözleşmede de açık olarak yazılı olduğu üzere bakanlığın uhdesindedir. Halkı yanıltıcı siyasi propaganda yapmak yerine bu arkadaş genel müdürlük görevini yapıyor olsaydı biliyor olması gerekirdi.”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Başdanışmanı Cem Oğuz, Haşim İşcan Kültür Merkezi’nin kullanımına ilişkin hukuki çerçevenin açık olduğunu söyledi. Oğuz’un verdiği bilgilere göre bina, 1 Ağustos 2006 tarihinde Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 20 yıllığına, 31 Temmuz 2026’ya kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edildi. Bu süre boyunca binanın işletmesinin Kültür Bakanlığı’na bağlı Döner Sermaye İşletmesi (DÖSİM) tarafından yürütüldüğünü belirten Oğuz, tarafların yükümlülüklerinin protokolde net biçimde tanımlandığını ifade etti.

Oğuz; çatının değişimi, dış cephe boyası, aydınlatma tesisatı gibi işlerin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nde basit onarım kapsamında yer aldığını aktardı. Bu nedenle söz konusu bakım ve onarım sorumluluğunun Kültür Bakanlığı’na ait olduğunu vurgulayan Oğuz, şu ifadeleri kullandı:
“20 yıldır Kültür Bakanlığı buraya bir boya bile yapmamış, bir çivi dahi çakmamış. Kafeteryalardan, bilet satışlarından elde edilen ciddi bir gelir var. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanlığı buradan gelir elde ediyor ama bakım için üç kuruş harcamıyor.”
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin doğrudan müdahale etmemesinin gerekçesinin hukuki ve mali olduğunu söyleyen Oğuz, belediyenin bu tür harcamalar yapması durumunda Sayıştay denetimlerinde kamu zararıyla karşılaşabileceğini ifade etti:
“Protokol çok net. Biz oraya para harcayamayız. Çatıyı yaptırdığımız anda bu kamu zararı olarak karşımıza çıkar. Müfettiş gelir, ‘Bu sizin sorumluluğunuz değil’ der.”

“Opera binası vaadimiz üzerine çalışıyoruz”
Oğuz, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in seçim vaatleri arasında yer alan yeni opera binası projesi için çalışmaların sürdürdüğünü belirtti.
Yer seçimi konusunda araştırmaların devam ettiğini söyleyen Oğuz, takvime ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Başkanımızın seçim vaatleri arasında bir opera binası vardı. Bununla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Yer konusunda araştırmalar devam ediyor. 2026’da süreç netleşir, 2027’de de inşaata başlamayı hedefliyoruz.”
Konu ile ilgili görüş aldığımız hukukçular ise bir bilirkişi heyetinin sözkonusu binaya giderek çatıdaki hasarın boyutunu tespit etmesinin önemine dikkat çekti. Hukukçulara göre, iki kamu kurumu arasında düzenlenen sözleşmede hangi kurum bakım, onarım ve tadilattan sorumlu tutuldu ise tadilatın o kurum tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor.
“Mesele siyaset değil, sanatın sürdürülebilmesi”
Çalışanlar ve yetkililer, yaşananların siyasi bir tartışmaya indirgenmemesi gerektiğini vurguladı. Bir yetkili, “Sanat siyasetin de politikanın da üstündedir. Bizim derdimiz kimseye zarar gelmeden sanatı sürdürebilmek” ifadelerini kullandı.








