İletişim yalnızca bir tanıtım aracı mı, yoksa başlı başına bir hak mı? Ben Devri’nin bu bölümünde Harun Şahnacı, Sosyal Fayda İçin İletişim Derneği (SoFİ)’nden Ayşegül Algan ve gazeteci Mustafa Kara ile hak temelli iletişimi, sivil toplumun görünürlük sorunlarını ve bağımsız tiyatroların yaşadığı iletişim krizini ele alıyor.
Ben Devri programına konuk olan Sosyal Fayda İçin İletişim Derneği (SOFİ) kurucuları Ayşegül Algan ve Mustafa Kara, Eylül 2024’te yayımlanan “Tiyatro Sahnelerinin İletişim Alışkanlıkları” başlıklı araştırmanın bulgularını anlattı. İstanbul’un farklı ilçelerinde yer alan 68 bağımsız tiyatro sahnesiyle yüz yüze yapılan görüşmelere dayanan çalışma, Türkiye’de kültür-sanat alanında iletişimin çoğunlukla sezgisel ve bireysel çabalarla yürütüldüğünü gösteriyor.
Araştırmaya göre sahnelerin yüzde 70’inden fazlasında iletişim faaliyetleri tek bir kişi tarafından yürütülüyor. Bu kişi çoğu zaman prodüksiyondan bilet satışına, sosyal medya paylaşımlarından seyirci iletişimine kadar her alanda sorumluluk alıyor. Finansal destek açısından tablo daha da çarpıcı: Sahnelerin yüzde 88,2’si herhangi bir sponsorluk ya da bağış desteği almıyor.

“Dijitalleşme tiyatro için hem fırsat hem de sorun yaratıyor”
Ayşegül Algan, programda iletişimi yalnızca görünürlük ya da tanıtım faaliyeti olarak ele almadıklarını vurguladı. Algan’a göre iletişim, “ayrımcılık üretmeyen, şeffaf, katılımcı ve sorumluluk alan” bir hak temelli süreç olarak düşünülmeli. “İletişim sadece ne söylediğimizle değil, neye sebep olduğumuzla da ilgili,” diyen Algan, sosyal fayda üreten kurumların güçlü deneyimlerine rağmen iletişim eksiklikleri nedeniyle destek, finansman ve etki alanlarının daraldığını ifade etti.
Mustafa Kara ise dijitalleşme ve yeni medya ortamının tiyatro alanı için hem bir fırsat hem de ciddi bir uyum sorunu yarattığını söyledi. Basılı medya ve kültür-sanat sayfalarının gerilemesiyle birlikte, tiyatroların seyirciyle doğrudan iletişim kurmak zorunda kaldığını belirten Mustafa, “Dünkü araçlarla bugünün seyircisine ulaşamazsınız,” dedi.
Araştırma, çelişkili ama birlikte var olan iki tabloya işaret ediyor: Bir yanda son derece yaratıcı, seyircisiyle samimi bağlar kurmaya çalışan, dirençli bir yapı; diğer yanda ise kaynak yetersizliği nedeniyle iletişimi plansız ve veriden uzak biçimde yürütmek zorunda kalan kırılgan bir ekosistem. SOFİ, bu tabloyu yalnızca tespit etmekle kalmayıp, raporun devamında çözüm ve politika önerileri ile yerel ve merkezi yönetimlere çağrıda bulunuyor.








