“Elinde bir taş olsa, onunla ne yapardın?” Bu sade soru, bir anlam arayışının da başlangıcı olabilir. Yıllardır sanatın izini süren, sanatçıya ve sergiye içtenlikle emek veren Mine Sanat Galerisi Deneysel’de bu hafta açılacak olan TAŞ temalı sergi, tam da bu sorunun etrafında dönüyor. Sergi, taşın peşine düşmüş üç usta sanatçının —Yusuf Taktak, Emre Zeytinoğlu ve Can Aytekin’in— yankısını taşıyor bizlere. Aynı zeminde buluşan bu üç ses, taşın yalnızca fiziksel bir malzeme olmadığını, kadim toprakların kültürel, tarihsel ve düşünsel düğümlerinde nasıl bir iz bıraktığını da hatırlatıyor.

Taşın kimliği
Emre Zeytinoğlu’nun ifadesiyle, taş, insanın ilk günden beri hayatına dokunan bir varlık. Barınaktan savaşa, mitolojiden modern kente uzanan bir yolculuk… Hem avucumuzda tutabileceğimiz hem de zihnimizde yankılanacak olan bir simge. Zeytinoğlu’nun işaret ettiği petrol örneği —“petro” ve “oleum”— taşın modern dünyanın damarlarına nasıl sızdığını gösteriyor. Taş, çağlar boyunca dönüşerek bazen meta, bazen simge, bazen de bir yapının ruhu olagelmiş.
Mine Sanat Galerisi kurucusu Mine Gülener ve ekibinin özenle hazırladığı bu sergide üç farklı dil birbiriyle kesişiyor. Yusuf Taktak, yüzey, renk ve katman oyunlarıyla taşı tuvalin sınırlarına çekiyor; renkler taş gibi birikiyor, hem somut hem de sezgisel bir mekân yaratıyor. Can Aytekin ise mekân, çizgi ve yapı ilişkisini irdeliyor, taşın mimari ve örgüsel yanına odaklanıyor. Onun işleri, taşın mekân üretme kapasitesini düşündürüyor bize. Emre Zeytinoğlu, kavramsal bir çerçeveden taşın tarihsel ve gündelik izlerini takip ederek sergiye düşünsel bir derinlik katıyor.

Taşın sabitliği ile sanatın hareketliliği arasında bir köprü
Bu üç yaklaşım, birbirinden ayrı dursa da sergi onları bir araya getirip yeni sorular üretmeye aday. Örneğin taşın sabitliği ile sanatın hareketliliği nasıl buluşur ya da tarihin yükünü taşıyan bu malzemeyi bugün yeniden düşünmek bize ne katar?
Sanatçıların yapıtlarında taş, hem madde hem de metafor olarak sürekli geri çağrılıyor. İzleyici, eserlerin önünde durdukça, kendi tarihi ve gündelik hayatıyla taş arasında kurduğu ilişkiyi yeniden yazıyor. Günümüzün hızlı tüketim kültüründe, antik bir malzemeyi yeniden gün yüzüne çıkarmak, bir tür direniş belki de. Besbelli ki “Taş” sergisi, bizi hem geçmişe götürecek hem de bugünü düşünmeye zorlayacak.

Mine Sanat Galerisi, zaten bilinen, güvenilen bir adres. Bu kez üç değerli sanatçıyı ağırlıyor. Onların taşa ve taşın sordurduklarına dair yansıttıkları tuvalleri görmek için mutlaka uğrayın derim. Belki cebinizdeki küçük taşın hikâyesi de değişir o zaman…
Sergi bilgileri
Sanatın, en sıradan nesneleri bile düşünsel bir boyuta taşıyabileceğinin canlı bir örneği olan bu sergi, 9 Nisan – 23 Mayıs 2026 tarihleri arasında Mine Sanat Galerisi Deneysel’de ziyaret edilebilir. Adres: Göztepe Mahallesi, Ömer Paşa Caddesi, Bahariyeli Sokak, Toprak Apartmanı No:37, Kadıköy/İstanbul.














