Berrin Sönmez yazdı: Yoksulluk nafakasını değil, yoksulluğu bitirin

Kadın yoksulluğunun her gün, her ay, her yıl giderek daha fazla derinleştiği bu ülkede yıllardır yoksul kadının nafakasını kesmek, kısıtlamak için hiçbir hamle fırsatını kaçırmıyor iktidar. Defalarca geri püskürttüğümüz bu girişimlerin arkası gelmiyor. Şimdi de 13. Yargı Paketi başlığı altında aile hukukunda geniş anlamıyla Medeni Kanun’da kapsamlı bir budama yapılacağı anlaşılıyor.

Medeni Kanun alerjinizi biliyoruz da yoksul kadına neden düşmansınız?

Yoksulluğu yok etmekle görevli iktidar, yoksul kadınları ve çocuklarını evinden kapı dışarı edecek, sokağa atacak nitelikteki girişimini bir kere daha gündeme taşıdı. Yoksulluk gerçeğini gözden kaçırmak için her zaman yaptıkları gibi isim değiştirdiler. Otoriter rejimlerin usulüyle önce dili ele geçirdiler. Yasadaki yoksulluk nafakası başlığını kullanması gereken Adalet Bakanları bile konuyu çarpıtıyor ve süresiz nafaka olarak kullanıyorlar. Medeni Kanun m. 175 yoksulluk nafakası başlığı altında yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” bağlanacağını belirtir. M. 176 ise bu süresiz hükmün hangi koşullarda ortadan kalkacağını net bir şekilde ortaya koyar. Tartışmaya ihtiyaç duyulmayacak kadar açık, belirli bir hüküm vardır bu iki maddede. Ancak iktidar erkek egemenliğini tahkim etmek, kadınların özerk birey olarak tanınmasını geri çevirmek amaçlı süresiz nafaka çarpıtmasını tercih ediyor. Dili ele geçirerek toplumda yoksul kadının nafakasının kesilmesine dair rıza üretme işlevi yüklüyor bu çarpıtma isme. Manipülatif isimle dezenformasyon yapıyor yıllardır. Ve yıllardır dezenformasyon merkezi böylesi halkı yanıltıcı bilgi karşısında sus-pus.

Habertürk’te yayınlanan Buse Gençtürk’ün haberine göre 13. Yargı Paketi ekim ayında Meclis’e gelecekmiş. Kadınları yoksulluğa mahkum eden tüm yanlış politikaları değiştirmek yerine yoksul kadının nafakasına el uzatıyorlar bir kere daha. Hiç utanmadan haberini de önden servis ediyorlar. Kız çocuklarının hâlâ 12-13 yaşlarında evlendirildiği, 15 yaş altında binlerce çocuğun doğum yaptığı bu ülkede yoksulluk nafakası kaldırılamaz, peşinen süre sınırı getirilemez. Eğer iktidarın niyeti kadınları sefalete düşürmek, çocukları bakımsız bırakmak, erkeklere muhtaç köleler haline getirmek değilse haberde iddia edilen kanun taslağı yasalaşamaz. Herkesin aklını başına devşirmesi gerekiyor.

Taslak ya da teklif her neyse, o kadar tuhaf maddeler içeriyor ki eğer yasalaşırsa çok ciddi toplumsal kriz yaratır. 12-13 yaşlarında evlendirilip 15’inden önce anne olan kız çocukları eğitimden ve çalışma hakkından mahrum bırakılıyor. Ve bu kadınlar boşandığında sadece 5 yıl nafaka alabilecek. Bütün bunlar 4+4+4 eğitim sistemiyle okul terklerini kolaylaştıran, okul terklerini takip etmeyen iktidar politikasının eseri.

12 yıllık zorunlu örgün öğretim çağındayken açık lise, açık ortaokul sistemi kurularak eğitim kısıtlarını pekiştiren politika da bu sorunların üzerine tuz-biber ekti. İktidarın, ailelerin yani yetişkinlerin kurduğu bu düzene mahkum edilen çocuklar, yetişkin kadınlar olduğunda nafakayı bile çok görüp yoksulluğa mahkum mu edeceksiniz? Neden? Kadınları eğitimsiz ve işsiz bırakarak, nafakasını da keserek tarikatlara muhtaç kılmak mı amacınız? Ekonomik tedbirlerle yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine yoksulluğu yönetme işini de mi tarikat ve cemaatlere havale ettiniz?

Bu yasa teklifi boşanan kadın ve çocukları sokağa atmaktır

Planlanan, duyurulan yasa içeriği boşanma kararının hükme bağlanmasını önceliyor. Ancak mal paylaşımı, çocuğun velayeti, yoksulluk nafakası hükme bağlanmadan boşanma sonrası her bir konu için açılması gereken başka davalarla görülecek. Aile 10 yılı aileyi tahrip etme 10 yılı olur bu yasa teklifiyle. Neden mi?

1-Yoksul kadın boşanma sonrası bu kadar davayı açıp takip edecek maddi imkana sahip değil.

2-Çocukların velayeti karara bağlanmadan, velayet davası sonuçlanana kadar geçecek aylar, yıllar boyunca çocuğun statüsü ne olacak? Kimin sorumluğunda ve bakımında kalacak? Yasa teklifi korkunç belirsizlik yaratıyor.

3-Boşanma davası en başta hükme bağlanırsa kadın ve çocukların yasal tedbir nafakası hakkı ellerinden alınmış olacak. Ayrıca aile konutu hakkını da kaybedecekler. Bu durum kadın ve çocukların beş parasız sokağa atılması sonucunu getirir.

4-Mal paylaşımı konusu da hükme bağlanmadığı için kesinleşmiş boşanma sonrası erkek kadından mal kaçırmak için harekete geçecektir ki mevcut sistemde bile erkekler malları “satmıştık, devretmiştik vd.” bahanelerle kadından kaçırmayı, yargının yardımıyla başarıyor. Bu teklif bir tedbir de önermiyor, söz konusu habere göre.

5-İleri yaştaki kadınlara nafaka talep etmek için 1 yıl süre tanımış. Bu bir yıl süre sınırı zaten mevcut yasada vardı. Niye tekrar ettikleri meçhul. Acaba erkeklere “boşandığınız kadını 1 yıl oyalayın, gerisi kolay” mesajı mı? Bu spekülatif bir soru değil. Yaşanmışı çok.

Yazıyı uzatmak pahasına bir tanıklığımı anlatayım. Yıllar önce 70 yaşındaki bir kadının iki elinde ağır yük taşırken otobüse binmeye çalışıyordu. Çantalarını alıp, otobüse binmesine yardım ettim. Hikayesi acıydı. Birkaç yıl önce başka bir kadınla evlenmek için emekli komiser olan kocası boşanmak istemiş. “Nafaka talep etme, ben sana bakarım, evi sana bırakırım” sözleriyle ikna etmiş. Ve 1 yıl geçtikten sonra evi sattığı gibi maddi desteği de kesmiş. Kadıncağız o yaşta sığındığı bir odada mantı yapıp satarak yaşamaya çalışıyordu. Bu insanlık dışı örnekleri toplum geneline hakim kılmak isteyen bir yasa teklifi bu. Kadınlara neden düşmansınız; yasadan önce bu soruya cevabınızı hazırlayın.

Yoksulluk nafakasının işlevi hangi şartlarda sona erer?

Kadınların en az yüzde 70’i meslek sahibi olup, güvenceli ve tam zamanlı çalışma fırsatına kavuştuğunda büyük ölçüde yoksulluk nafakası ihtiyacı sona erer. Ve bir düzenleme değişikliği yapılabilir. Şimdi değil, bugün değil, ekim ayında değil. Ekonomik eşitsizlik devasa bir uçurum halindeyken asla bu teklif yasalaşamaz.

Araştırmalara göz atınca yoksulluk nafakası düzenlemesinde hiçbir değişiklik yapılamayacağını açıkça görüyoruz. Örneğin DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK’in 2026 yılı ikinci çeyrek hane halkı işgücü araştırması verilerinden hareketle hazırladığı “İşsizlik ve İstihdamın Görünümü” araştırma bültenini yayımladı. Rapora göre, resmi işsizlik oranı yüzde 7,9 olarak gerçekleşirken geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 29,9 oldu. Geniş tanımlı işsiz sayısı ise 12 milyon 129 bin olarak hesaplandı.

Çalışma çağındaki 33,8 milyon kadının 6,7 milyonu kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda bulunurken, 33,1 milyon erkeğin 16,2 milyonu bu kapsamda yer aldı. Verilerin TÜİK aritmetiğine göre analiz edildiğini de dikkate alarak çok daha kritik düzeyde olduğumuzu tahmin edebiliriz. Cinsiyet eşitliğini reddeden bu politikaların sürdürülmesi halinde yoksulluk nafakasına olan toplumsal ihtiyacın yüzlerce yıl daha devam edeceğini söylemek de mümkün. İktidar yoksulluk nafakasını “süresiz nafaka” olarak isimlendirmekten de bu teklifi Meclis’e sunmaktan da vazgeçmeli.

Aksi takdirde bugün yaşanan yeni nesil mafya yani çocuk çeteleri olgusu korkunç boyutlara ulaşır. Kadınların yaşamını sürdürmek gereken imkanlarına el konulduğu takdirde önlenmesi zor insani krizler yaşanır. Sadece boşanma ve yoksulluk nafakası değil aile hukukuna dair daha pek çok toplumsal ihtiyaca aykırı madde içerdiğine şüphe olmayan bu paketten vazgeçin.

Önce ekonomiyi düzeltin, eğitim sistemini bozmaktan vazgeçip çağın koşullarıyla uyumlu hale getirin, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayın. Nafakayı o zaman konuşalım.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş