Bu yazıyı sigara tiryakilerinin gösterebileceği olası tepkileri göze alarak kaleme alıyorum. Biliyorum, sigara dumanından rahatsız olduğunu dile getirmek, içenler için son derece antipatik bulunabiliyor. Sigara içenler arasında adeta gizli bir dayanışma var. Sigara içmeyen ölsün mü? İşyeri molalarında, üniversitede ders aralarında sadece tiryakilerin kurduğu bir tarikat bu adeta.
Oradaki sıkı muhabbete, gıybete ve kahkahalara ortak olmak için ya sizin de sigara içmeniz ya da içenlerin dumanına tahammül etmeniz gerekiyor. Sigara içmeyenler olarak bu dışlanmayı çoktan kabul ettik etmesine de, deniz kıyılarında yani açık havada, durumun nasıl olduğuna bir göz atalım.
Bu yaz Ege’nin farklı sahil beldelerinde tatil yapma fırsatı buldum. Altınoluk’tan Assos’a, Urla’dan Çeşme’ye farklı sosyoekonomik sınıfların gittiği plajlara gittim. Beach Club konseptinden halk plajına, alt-orta sınıf yazlık sitelerin sahillerinden lüks otellerin kumsallarına kadar pek çok mekânda Ege’nin muhteşem deniziyle buluşma şansım oldu.

Bu kadar farklı toplumsal katmanın tek bir ortak paydası vardı: Neredeyse herkes çılgınca sigara içiyordu.
Genci yaşlısı, kadını erkeği, zengini yoksulu herkes bir sigarayı söndürüp diğerini yakıyordu. Kimi zaman Kaz Dağları’ndan gelen o muhteşem havası, yerini kesif bir nikotin kokusuna bırakıveriyordu. Plajlar resmen duman altındaydı. Sigara içmeyen biri olarak kendimi nerelere atacağımı, dumandan nasıl kaçacağımı şaşırdım yaz boyu.
Küresel veriler bize ne söylüyor?
Küresel verilere baktığımızda, Avrupa genelinde tütün kullanma oranları yavaş da olsa düşüyor. Bunun aksine, Avrupa’da bu oranın artış gösterdiği tek ülke var, o da Türkiye.
Son verilere göre Türkiye’de 15 yaş üstü nüfusun yaklaşık yüzde 30 ile yüzde 35’i, yani her üç kişiden biri düzenli olarak sigara ve tütün ürünü kullanıyor. Bu da yaklaşık 19 milyon kişi demek. Türkiye, resmi verilere göre Endonezya’nın ardından dünyada en çok sigara içilen ikinci ülke konumunda.
Erkeklerdeki yüzde 42’nin üzerinde olan yüksek kullanım oranıyla küresel sıralamada ilk 10 içerisindeyiz. Kadınlar arasında da sigara kullanımında hızlı bir artış var. Sosyoekonomik değişimlerle birlikte kadınlarda sigara içme oranı, tarihinin en yüksek seviyesi olan %15– %17 bandına çıkmış vaziyette. Türkiye’deki genel tütün kullanımı ise Avrupa Birliği (AB) ortalamasının neredeyse iki katı.
Evet, kronik stres, gelecek kaygısı ve işsizlik gibi sosyoekonomik faktörlerden sigara desteğiyle kaçmaya çalışan bir toplumuz ama durum ne yazık ki hiç iç açıcı değil.
Plajlarda temiz hava hakkımız var mı?
Türkiye’deki plajlarda sigara içilmesi konusunda bu yıl pek kimsenin bilmediği ve uygulamadığı radikal bir adım atılmış. Haziranda hem kumların altındaki izmarit kirliliğini önlemeyi hem de sigara içmeyenlerin plajda da temiz hava hakkını korumayı amaçlayan bir yasal düzenleme yapılmış.
Kasımda Birleşmiş Milletler’in COP31 Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olan Antalya, “izmaritle kirletilmeyen dumansız sahiller” sunmak için hazırlıklara başlamış. Bu doğrultuda “özel sigara alanları” planlanıyormuş. Sigara içmek isteyenler için şezlongların ve güneşlenme alanlarının en az 200 metre uzağında, rüzgâr yönü hesaplanmış özel kapalı kabinler veya izole cepler oluşturulmuş. Bakalım bu yeni düzenleme işe yarayacak mı? Siz ne dersiniz bilmem, ama ben şahsen pek umutlu değilim.
Örneğin, İspanya bu konuda en sert yaptırımları uygulayan turizm ülkesi. Kumsalda sigara içmenin yanı sıra kumun altına izmarit gömmenin cezası bölgelere göre 750 avrodan başlıyor. Ayrıca İspanya’da elektronik sigara da bu kapsamın içinde. Fransa ise daha çok çocuk odaklı politikalar geliştiriyor. Fransa’daki ulusal yasak kapsamında “çocukların temiz hava soluma hakkı” temel alınarak plajların yanı sıra okul önlerinin ve parkların da tamamen dumansız hale getirilmesi amaçlanıyor.
Bırakın o güzelim sahilleri, plajları ve kumsalları, güya kanun kapsamında içilmesi yasak olan lokanta, kafe, bar, taksi, asansör gibi kapalı alanlarda bile artık fütursuzca sigara içildiğini biliyoruz. Velhasıl, özellikle çocukların, hastaların ve sigara içmeyenlerin temiz havada yaşama hakkı hoyratça ihlal ediliyor.














