Doğu Ergil yazdı: Barışı inşa ederken demokratik hafıza ile intikamcı hafıza arasındaki farkı fark etmek

Toplumlar da insanlar gibi hatırlar. Savaşları, darbeleri, katliamları, sürgünleri, aşağılanmaları, kaybettiklerini ve kendilerine yapılan haksızlıkları hafızalarında taşırlar. Çünkü unutmak barış değildir. Üzeri örtülmüş bir geçmiş ortadan kalkmaz; yalnızca konuşulamaz hale gelir. Fakat hatırlamanın iki biçimi vardır. Biri geçmişi anlamak, adaleti sağlamak ve yapılan kötülüklerin tekrarlanmasını önlemek için hatırlar. Diğeri geçmişi bugünün insanlarından hesap sormak için canlı tutar. Birincisine demokratik hafıza, ikincisine rövanşist hafıza diyebiliriz.

Aralarındaki fark hatırlanan olayda değil, hatırlamanın amacındadır. Demokratik hafıza “Ne oldu?” diye sorar. Rövanşist hafıza “Bize ne yaptılar?” diye söze başlar. Demokratik hafıza faili, mağduru ve sorumluluğu mümkün olduğunca somutlaştırmaya çalışır. Rövanşist hafıza ise suçu kolektifleştirir. Bir kişinin suçunu bir topluluğun karakterine, bir dönemin zulmünü sonraki kuşakların kimliğine dönüştürür. Böylece suç miras bırakılır. Artık çocuklar yapmadıkları kötülüklerin faili, başlarına gelmemiş acıların da mağduru sayılırlar.

İşte tehlike burada başlar. Çünkü adalet bireyselleştirir, kin kolektifleştirir. Hukuk “Kim yaptı?” diye sorar. Kin “Kimler yaptı?” der. Hukuk delil arar, kin kimlik arar. Hukuk sorumluluğun sınırını çizer, kin sınırı kuşaktan kuşağa genişletir.

Demokratik hafıza, geçmişteki suçun failini bulmaya çalışırken rövanşist hafıza günümüzde de cezalandırılacak bir düşman arar. Bu yüzden adalet, öngörülebilir bir sürede sağlanabilir, fakat intikamın sınırı ve bitiş tarihi yoktur; hele mağduriyetini kimlik galine getirmiş toplumlarda…

Demokratik hafızanın amacı geçmişi sürekli bugünde yaşatmak değil, geçmişin bugünü yönetmesini engellemektir. Almanya’nın Nazi geçmişiyle yüzleşmesinin demokratik anlamı, yeni kuşak Almanlardan atalarının suçlarından nefret etmelerini istemek değildir; devletin ve toplumun hangi mekanizmalarla barbarlaşabileceğini öğretmektir.

demokratik hafıza
Doğu Ergil yazdı: Barışı inşa ederken demokratik hafıza ile intikamcı hafıza arasındaki farkı fark etmek

Güney Afrika’da apartheid geçmişiyle hesaplaşmanın amacı beyaz çocukları, babalarının-dedelerinin günahları nedeniyle suçlu doğmuş insanlar ilan etmek değil, ırksal tahakkümün yeniden kurulamayacağı kurumlar yaratmaktı. Geçmişle yüzleşmenin demokratik ölçüsü, ne kadar çok suçluluk üretildiği değil, geçmiş suçların tekrarı için ne kadar az ihtimal bırakıldığıdır.

Rövanşist hafıza geçmişi geride bırakmak istemez. Çünkü varlığını ve siyasal enerjisini geçmişten alır. Eski mağduriyet sürekli yeniden anlatılır, acı giderek kimliğin merkezine yerleşir. Sonunda mağduriyet yalnız hatırlanan bir tarih olmaktan çıkar, siyasal bir sermayeye, hatta kolektif bir kimliğe dönüşür.

“Bize bunu yaptılar” cümlesinin arkasından fark edilmeden çok tehlikeli bir sonuç çıkar: “Öyleyse şimdi sıra bizde” (“Kindar ve dindar veya ırkçı-milliyetçi bir nesil yetiştirmek” arzusu bu duygunun yansımasıdır) Mağduriyet böylece ahlaki üstünlük beratına, ardından iktidar talebine, en sonunda da başkasına yapılan/yapılacak haksızlığın mazeretine dönüşebilir.

Oysa geçmişte zulme uğramış olmak insana bugün zulmetme hakkı vermez. Tam tersine, geçmişteki acının demokratik anlamı şudur: Bana yapılanın başkasına yapılmasına izin vermeyeceğim. Demokratik hafızanın ahlakî sıçraması tam burada gerçekleşir. İnsan kendi acısından evrensel bir ilke çıkarabiliyorsa hafıza özgürleştirici hale gelir. “Biz acı çektik, onlar da çeksin” dediğinde ise geçmiş, geleceğin hapishanesine dönüşür.

Bu nedenle sağlıklı bir toplumun hafızasında yalnız kendi mağdurları bulunamaz. Müslüman kendi acısını hatırladığı kadar Hristiyan’ın, Yahudi’nin, Alevi’nin, Kürt’ün, Sünni’nin, sekülerin, muhafazakârın uğradığı haksızlığı da görebilmelidir. Demokratik hafıza simetrik acılar icat etmek değil, evrensel bir ahlak ölçüsü kurmaktır. Kim yaparsa yapsın işkence kötüdür. Kime yapılırsa yapılsın ayrımcılık yanlıştır. Hangi iktidar uygularsa uygulasın hukuksuzluk hukuksuzluktur. Mağdurun kimliği değiştiğinde ahlakımız değişiyorsa elimizde ahlak değil, aidiyet vardır.

Bunun için toplumların yalnız hafızaya değil, hafızayı sağlıklı işleyen kurumlara ihtiyacı vardır. Bağımsız mahkemelere, özgür tarihçiliğe, açık arşivlere, müzelere, eğitime, kamusal tartışmaya ve gerektiğinde ‘hakikat komisyonları’na. Çünkü geçmiş, kurumlar tarafından işlenmezse siyasetçiler tarafından kullanılır. Tarih bilgi olmaktan çıkar, siyasal kavgaların cephaneliğine dönüşür. Her siyasal kamp kendi mağdurlarını ve maktullerini gösterir, kendi kahramanlarını icat eder ve öne çıkartır, yaşadığı haksızlıkları kutsallaştırır. Ülke, ortak bir gelecek kurmak yerine birbirine rakip geçmişlerin savaş alanına dönüşür. [Tanıdık geliyor mu?]

Demokratikleşme bu yüzden yalnız geleceğin kurumlarını kurmak değildir. Geçmişle ilişkinin biçimini değiştirmek için gereklidir. Demokratik toplum “Unutalım” demez, ama “İntikam alalım” da demez. Daha zor olan üçüncü yolu seçer: “Hatırlayalım, anlayalım, sorumluları belirleyelim, adaleti sağlayalım ve haksızlıkların tekrarlanmasını imkânsızlaştıracak kurumları yaratalım.”  Bunun için tarafların yüzleşmesi gerekir. Yüzleşmenin amacı, yarayı her sabah yeniden kanatmak değil, yaranın neden açıldığını anlayarak bir daha açılmasını önlemektir.

Belki de toplumların uygarlık düzeyini ölçmenin yollarından biri budur. Geçmişlerini nasıl hatırlıyorlar? Çocuklarına düşmanlarının listesini mi öğretiyorlar, yoksa kendilerinin de taraf olduğu haksızlığın mekanizmalarını mı? “Bize ne yaptılar?” sorusunu mu miras bırakıyorlar, yoksa “Bir daha hiç kimseye yapılmaması için ne yapmalıyız?” sorusunu mu?

Çünkü hafıza iki farklı gelecek yaratabilir.

Kin geçmişi geleceğe taşır.

Adalet geçmişten ders çıkarır.

Kin düşmanı ve nefreti miras bırakır.

Adalet, hakkaniyet ilkesini miras bırakır.

İntikamcı hafıza, çocuklara kimin hesabını soracaklarını öğretir.

Demokratik hafıza ise kimsenin yeniden hesap vermek zorunda kalmayacağı bir düzen kurmaya çalışır.

Daha da önemlisi:

Bir toplum geçmişini unuttuğunda hafızasını kaybeder.

Ama yalnız kendi acısını hatırladığında vicdanını kaybeder.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş