Aslı Tunç yazdı – Çok katmanlı absürt bir anlatı: 52 Hertz

52 hertz

Ne zaman görülmez olur insan? Bulutların arasına girdiği zaman mı ay? Yoksa kimliğini yüksek sesle haykırmak değil de fısıldamak zorunda kaldığında mı? Ne zaman duyulmaz olur peki? Tıpkı okyanusun ortasındaki yalnız bir balina gibi, 52 hertz frekansındaki sesini diğer balinalar işitmediğinde mi? Mutlu zamanların tek kanıtı Polaroid kameradan çıkan minik bir fotoğraf olabilir mi mesela? Ortak hafızamızı kim sürekli kılacak? Kime teslim edeceğiz geçmişin izlerini, o izleri taşıyan nesneleri? Peki ya travmalar, yaşanan acıların sessiz kabulü mü kurtaracak azınlıkta olanı yoksa “inkâr habitus”unun nesilden nesile aktarılmasına razı olacak mıyız?

Ermeni kültür-sanat geleneğini sahnede yaşatan Hangardz Bağımsız Tiyatro Topluluğu yeni oyunu 52 Hertz ile bu soruların peşinden gidiyor. Oyun kolay yanıtlar dayatmak yerine düşünmek için izleyiciye düşünsel bir alan açıyor. Absürt öğeler taşıyan bir performans bu. 52 Hertz arkada uğuldayan derin sorulara adeta nanik yapan ama mücadelenin de ağırlığını hafife almayan bir duruş içeriyor. Bu oyunu özel kılan yan da bu bence. 

52 hertz

Oyunun görünen dış katmanı Kınalıada olarak kafamızda canlandırdığımız bir adada Ermeni dört kadının hayatla baş etme hikayesi. Son tahliye vapuruna saatler kaldığını duyuyoruz megafondaki sesten. Batacak, yok olacak bir ada bu. Distopik bir sona doğru ilerlerken dört kadın kişisel hikâyeleri eşliğinde Ermeni kimliklerini ve kolektif hafızayı oluşturmak için geride ne bırakacaklarını sorgularlar. Yok oluş bir felaket mi yoksa kendini sıfırdan yaratma anlamına mı gelecektir?

“Devised” tekniği ile ortak yaratım

52 Hertz sahnede görünenin ötesinde yoğun hazırlık aşamasıyla ve geride bu çok katmanlı anlatıya emek verenlerle öne çıkıyor. Ortaklaşa yaratım tiyatrosunda kullanılan “devised” tekniğinin temelleri 1960’lı yılların Amerika’sındaki avangart deneysel tiyatrosuna dayanıyor. Oyuncular alışılmış olan klasik yaratıcılık sürecine kıyasla çok daha üretken bir noktada duruyor. Bu yatay yaratıcı ilişki hiyerarşik yapıyı yıkarak daha kolektif bir süreci beraberinde getiriyor. Bu teknikle oyun, önceden yazılmış bir metne bağlı kalmak yerine oyuncuların, yönetmenin ve dramaturgun doğaçlama, araştırma, anılar ve yaratıcı buluşlarla süreci kolektif olarak oluşturduğu bir tiyatro deneyimine dönüşüyor. 52 Hertz’in metni de bu şekilde ortak bir çalışmanın ürünü. Bu yöntem her performansla birlikte nefes alıp veren bir organizma gibi doğaçlamaya olanak tanıyor; metin içselleşiyor, akışkan ve dinamik hale geliyor. Bu noktada bu vizyonu cesurca ve zarafetle sahneye taşıyan yönetmen Zinnure Türe’yi, yönetmen yardımcısı Öykü Gökduman’ı ve kavramsal çerçeveyle estetik bağlamı başarıyla iç içe geçiren dramaturg Miran Bulut’u anmak gerekiyor. Ve elbette oyuncular Diana Chilingaryan, Garine Maral Çizmeciyan, Lara Narin ve Tara Demircioğlu’nun performansları son derece etkileyici. Kostüm tasarımı Hilal Polat’a, ışık tasarımı Utku Kara’ya ve görsel tasarım ise Anet Sandra Açıkgöz’e ait. Sahne gerisindeki ortak emek bu farklı dünyanın yaratılmasını mümkün kılıyor.

Ermeni kültürünü yaşatan bağımsız bir oluşum: Hangardz

Hangardz Tiyatro Topluluğu 2018 yılında İstanbul’da bir grup Ermeni sanatçının bir araya gelmesiyle kurulan bağımsız bir tiyatro kolektifi. Çok dilli ve çok kültürlü bir tiyatro anlayışını temel alan sanatsal yolculukları aniden başlamış; o yüzden kendilerine Ermenice’de “aniden” anlamına gelen “Hangardz” adını koymuşlar. Topluluk, kültürel hafızayı canlı tutmak adına Ermenicenin kaybolmasına karşı sahneyi bir direnç alanı olarak da konumlandırıyor. Görülmez olmaya karşı verilen bu mücadeleye saygı duymamak elde değil. Şaibeli ihalelerle zenginleşen holdinglerin sponsor olduğu şatafatlı oyunları ve fahiş bilet fiyatlarıyla ulaşılmaz olan tiyatro anlayışını düşündüğümüzde, bağımsız tiyatronun verdiği mücadelenin yanında durmak her geçen gün daha kaçınılmaz hale geliyor. 52 Hertz her anlamda görülmez ve duyulmaz olmaya karşı inatla karşı durmanın en yeni örneği. Yolu açık olsun… 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.