Cevat Düşün yazdı – Amedspor Süper Lig’de: Serkeftin (Başarılar) Amedspor!

Başka şehirlerde bir sportif kulüp kurmak, forma giymek, istenilen renkleri seçmek ve sahaya çıkmak belki normal bir sportif eylemdir. Bir hobi, bir tutku, belki bir kariyer… Ama Diyarbakır’da – Amed’de bu sportif eylem, isim ve renk tercihleri hiçbir zaman normal kabul görülmedi. Bu yüzden Amed adında bir kulübün var olması başlı başına bir irade beyanıydı.

Sahaya çıkmak bazen bir dili konuşmaktı. Bazen bir ismi yüksek sesle söylemekti. Bazen  fiziki linçlerden kurtulmak için sadece hayatta kalmaktı ve bunun için bile bedel ödemek gerekiyordu. Bugün o yüksek tempolu mücadele ve bedeller karşılığını buldu. Amed Sportif Faaliyetler Türkiye Süper Ligi’ne yükseldi. Cümleyi bir daha okuyun. Türkiye Süper Ligi’ne. İlk kez. Tarihinde ilk kez. Onlarca yıl boyunca alt liglerde savunulan, defalarca yıkılıp yeniden kurulan, adına bile tahammül edilemeyen bu kulüp dün o kapıyı sakatlanmadan, eğilmeden, özünden tek bir milim taviz vermeden açtı ve fazlasıyla hak ettiği menzile  azimli mücadele sonucu sonunda ulaştı.

Bu hikâyenin nereden başladığını anlamak için futbolun çok dışına çıkmak gerekiyor… Diyarbakır’ın futbolla ilişkisi bu şehrin Türkiye ile ilişkisinin bir aynasıdır. Uzlaşma arandığında saha açılmış, gerilim tırmandığında saha kapatılmış; siyasi sükûnet olduğunda tribünler dolmuş, çatışma olduğu dönemler ise tribünler boşaltılmıştır. Futbol Amed`te hiçbir zaman sadece futbol olmadı, her maç bir siyasi termometre, her gol bir sembol, her taraftar bir aktör oldu. Ve bu yük sadece oyuncuların sırtında değil, kulübün omurgasında da taşındı.

Amedspor Süper Lig'de
Cevat Düşün yazdı: Amedspor Süper Lig’de: Serkeftin (Başarılar) Amedspor!

Yıllar boyunca… Amedspor’un öncülü Diyarbakırspor Türkiye futbolunun en acı hikâyelerinden birini yaşadı. Dönem dönem üst liglere çıktı. Ancak sonraki safhalarda  hem siyasi hem de ekonomik  baskı altında ezildi. 2013’te kulüp fiilen çöktü, borçlar, yönetim boşlukları ve siyasi iklimin ağırlığı ve baskısı altında… Ama Diyarbakır futbolsuz kalmadı. Amed Sportif Faaliyetler bir tür o külden doğdu. Mütevazı, yoksul ama asil… Ve o asaletin  bedeli çok ağır oldu. Kulübün adı bile başlı başına bir hedef haline getirildi. “Amed” Diyarbakır’ın Kürtçe adı bazı çevrelerde bir provokasyon olarak okundu ve linç kampanyalarına dönüştürüldü. Maçlar öncesinde sosyal medyada linç kampanyaları başlatıldı. “Bu takım sahaya çıkmamalı”, “Bu isim futbolda yok sayılmalı” diyen sesler ve tepkiler tribünlerde yankısını buldu. Deplasman maçlarında Amedspor taraftarları stadyumlara alınmadı, resmî gerekçeler öne sürüldü ama herkes mutlak gerçeği biliyordu. Amedspor taraftarı sadece o takımın nereli olduğu için maça giremiyordu… Zaman zaman rakip tribünlerden “terörist” tezahüratları yükseliyordu… Hakaretler ve saldırılar da cabası… Oyuncular sahaya çıkarken yuhalandı. Maçlar boyunca durmayan hakaretler futbolun kendisini gölgede bıraktı. Bazı oyuncular bu psikolojik baskıya dayanamadı, ayrıldı. Kalanlar ise bir şeyi fark etmişti, burada sadece rakibe karşı oynamıyorlardı. Federasyon kararları da kulübü defalarca sarstı. Tribün kapatma cezaları art arda geldi. Kimi zaman tek bir tezahürat gerekçesiyle, kimi zaman bir pankart yüzünden Amedspor kendi evinde taraftarsız maçlara çıkmak zorunda kaldı. O boş tribünleri düşünün, on binlerce kişilik Atatürk Stadı’nın sessizliğinde sadece oyuncuların sesi ve hakemin düdüğü… Dışarıda ise binlerce taraftar stadın kapıları önünde bekliyor, içeri alamadıkları seslerini dışarıdan yükseltmeye çalışıyordu. Bu görüntü Türkiye’de o dönemlerden kalan unutulmaz izlerden  biri haline geldi. Ama Amedspor oynamaya devam etti. Her seferinde. Sahada oynanan futbol da kolay değildi. Küçük bütçelerle, yetersiz altyapıyla, sürekli değişen teknik kadroyla ayakta kalmak zorunda kalan bir kulüp; buna rağmen yıldan yıla yükseldi. 2023-2024 sezonunda 2. Lig Kırmızı Grup’u şampiyon tamamladı ve 1. Lig’e çıktı. Geçen sezon tutundu, sendeledi ama düşmedi. Bu sezon ise koşmakla yetinmedi, uçmaya çalıştı. Son haftaya kadar süren ikincilik yarışına Esenler Erokspor ile eşit puanda girdi. İkili averaj avantajı vardı ama bu yeterli değildi, kazanmak gerekiyordu. Yalnızca kazanmak. Sezon boyunca teknik direktör değişiklikleri yaşandı, puan kayıpları oldu, son dakika golleriyle puanlar elden gitti. Her düşüşten sonra şu soru soruldu: “Başarabilecekler mi?” Ve her seferinde cevap aynı oldu: Evet.

Ve dünkü final…

Iğdır deplasmanında dün sahaya çıkan 11 oyuncu bunların hepsini biliyordu. Soyunma odasında ne konuşulduğunu bilmiyoruz belki, ama şehrin ağırlığını, milyonlarca insanın beklentilerini, tarihin yükünü, zaman zaman yasaklı boş tribünlerin sessizliğini ve o linç kampanyalarının gürültüsünü, anılarını sırtlarında taşıyarak sahaya çıktıklarını biliyoruz.

Son düdük çaldığında Diyarbakır’da ne olduğunu görememek içimde ukde kalacak…  Dün gözyaşları aktı ama bu sefer farklı bir yaştı. Utanç gözyaşları değil, zafer gözyaşları. Hüzün gözyaşları değil, mutluluk  gözyaşları… Bu şehir çok kötü şeyler gördü. Çok şey yaşadı. Yıkımlar, kayıplar, sokağa çıkma yasakları, yüklü suçlamalar… Ve tüm bunların ortasında küçük bir futbol kulübü var olmaya devam etti. Sahaya çıkmaya devam etti. Sesi kısılmaya çalışıldı, susmadı. Tribünleri boşaltıldı, oynamaya devam etti. İsmi hedef gösterildi, değiştirmedi…

Bugün büyük direniş kupaya değil, Süper Lig vizesine dönüştü. Ama bu vize yalnızca bir lig belgesi değil; onlarca yıllık bir tutumun, onca baskıya rağmen korunan bir özün, ayakta kalmayı seçen binlerce insanın ortak imzasıdır. Bu şehirde futbol oynamak her zaman sadece futbol oynamak değildi, dedik. Doğru. Ama bugünden itibaren Diyarbakırlı bir çocuk şunu bilecek: en büyük sahneye (Süper lig) çıkmak mümkün. Baskıya rağmen. Linçlere rağmen. Boş tribünlere rağmen. Her şeye rağmen.

Amed Süper Lig’de

Bu cümle artık gelecek zaman kipiyle değil, şimdiki zamanla kuruluyor. Türkiye futbolunun en büyük sahnesinde bu şehrin renkleri dalgalanacak. Ve o renklerin her dalgalanışında o uzun ve ağır yolun sesi duyulacak. Kapatılan tribünlerin yankısı, boşaltılan sahaların sessizliği, linç günlerinin gürültüsü hepsi o renklerin içinde unutulmaz zorluklara karşı başarı motivasyonu olarak saklı kalacak…

Zaferin tadı herkese aynı hissi vermez. Diyarbakır’ın bu zaferi sadece bir lig yükselmesi değil. Bu, var olmanın zaferidir. Tarihten silinmemenin zaferidir. Her defasında ayağa kalkmanın zaferidir.

Diyarbakır bekledi. 

Çok bekledi.

Sonunda geldi.

Tebrikler Amedspor…


Bu yazıyı, geçen sene bugün aramızdan ayrılan; sözleriyle iz bırakan, duruşuyla sınırları aşan, hiçbir kimliğe sığmayacak kadar büyük bir insan olan Sırrı Süreyya Önder’e ithaf ediyorum. 

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.