Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç’un “fıkrası”, kadın onuru ve toplumsal ahlak

Geçtiğimiz günlerde İzmir’de gerçekleşen bir hastane açılışında, Türkiye’nin en çok tanınan tüccarlarından Rahmi Koç’un, eski Başbakan Binali Yıldırım ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın da bulunduğu bir grup önünde anlattığı “fıkra”, kadın bedenini, mahremiyetini ve etnik kimliğini ucuz bir mizah malzemesi hâline getirdi. Doktorun Kürt kadına “Perdenin arkasına geçip soyun” demesi üzerine kadının “Önce sen soyun” diye cevap verdiği sözde bu hikâye, ortamda kahkahalara yol açtı. Ancak bu kahkahalar, aslında utanç verici ve köhnemiş bir zihniyetin onaylanmasıydı. Hastane gibi şifa beklenen, insan hayatının en hassas anlarının konuşulduğu bir ortamda kadınların mahremiyeti ve kimliği üzerinden alay etmek, mizah değil, kadın kimliği ve onuruna açık bir hakaret eylemidir. Bu olay, basit bir gaf değil, bir tür cinsiyetçi, ayrımcı, köhne zihniyetin ve sınıf temelli küçümsemenin dışa vurumudur.

Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç'un "fıkrası", kadın onuru ve toplumsal ahlak
Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç’un “fıkrası”, kadın onuru ve toplumsal ahlak

Rahmi Koç gibi toplumda ekonomik ve sosyal gücü oldukça yüksek bir figürün böyle bir “espri” yapması, bu tür söylemlerin normalleşmesine zemin hazırlar ne yazık ki… Ayrıca bu köhnemiş zihniyet ürünü sözde “fıkra ve espriler” kabul edilemez olduğu gibi, kadınların bedenini, utangaçlığını veya kültürel hassasiyetini etnik kökeniyle alay ederek hicvetmek, onu nesneleştirmek demektir. Kadın, ne sermayenin, ne iktidarın, ne de “fıkra” kılıfı altında saklanan kirli eril dilin ve zihniyetin cinsiyetçi nesnesi olabilir. Bu iğrenç eylem, sadece Kürt kadınlarını değil, tüm kadınları hedef alan bir saldırıdır aynı zamanda…

Anadolu kadınları iffetine düşkündür. Kürt kadınları, analarımız, bacılarımız, teyzelerimiz, halalarımız iffeti için tereddütsüz ölmeyi ve öldürmeyi göze alacak kadar net ve serttir. Kadın mahremiyeti, evrensel bir hak ve hassasiyettir. Sağlık ortamında bile bu mahremiyetin hiçe sayılması, sadece bireysel bir onur meselesi değil, aynı zamanda sistematik bir şiddetin meşruluğunun yansımasıdır…

Feodal zihniyetten kapitalist moderniteye, militarist yaklaşımlardan gündelik cinsiyetçiliğe kadar birçok yapı, kadınların bedenini ve kimliğini hedef almıştır. Rahmi Koç’un anlattığı “fıkra”, tam da bu zihniyetin dilsel ve psikolojik şiddet dışavurumudur. Mizahın sınırları vardır. Başkalarının acısını, kimliğini ve mahremiyetini çiğnemek mizah değildir; psikolojik ve kültürel şiddettir. Kürt kadınları, özellikle son yıllarda “Jin Jiyan Azadî” felsefesiyle İran’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Latin Amerika ülkelerine ve dünya çapında ilham kaynağı olmuş, kadın özgürlük mücadelesinin ön saflarında yer almıştır. Rahmi Koç, Kürt kadınlarının hassasiyetini öğrenmek istiyorsa kendi gibi köhne zihniyete sahip IŞİD’e sorsun… Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi, sadece etnik hakların mücadelesi değil, kadınların evrensel eşitlik ve özgürlük mücadelesidir aynı zamanda… Kürt kadınlarını hedef alan ve rencide eden her türlü söylem, aynı zamanda evrensel kadın özgürlük mücadelesi ve hareketlerine yönelik bir hakarettir. Kadınlar, onurlarının mizah adı altında ayaklar altına alınmasına sessiz kalmayacaktır. Ki son derece tepkilerinde haklılar. Sadece bir cümlelik samimiyetsiz özür kabul edilemez. Özür pratikte olur, sözde değil… Samimi özrünü ortaya koymak istiyorsa, en az 1 milyon Kürt kadınını istihdam edecek projelerle samimiyetini ortaya koysun…

Ne yazık ki bu olay, Türkiye’de kadın haklarının geldiği noktayı da gözler önüne seriyor. Sermaye çevrelerinin, siyasi elitlerin ve medyanın bu tür olayları “hafif” görmesi veya geçiştirmesi tehlikelidir. Çünkü bu ve benzeri kirli ve köhnemiş eril zihniyetin söylemleri, genç nesillere “güçlü olanın her şeyi söyleme hakkı vardır” mesajı verir. Unutmayalım ki ahlak, güçten bağımsızdır. Hiçbir servet, hiçbir unvan, bir kadının onurunu hiçe sayma hakkını kimseye vermez… Kadınlar tepkilerinde şu mesajı veriyorlar: Bedenimiz sizin espri malzemeniz değildir. Kimliğimiz alay konunuz olamaz. Mahremiyetimiz şaka konusu yapılamaz. Bu ülkede kadınlar, tarih boyunca çeşitli baskılara rağmen direnmiş, örgütlenmiş ve sesini yükseltmiştir. Bugün de aynı kararlılıkla karşı duruyoruz. Rahmi Koç gibi isimlerden beklediğimiz, sadece bir özür değil, aynı zamanda bu dilin değişmesine katkı sunmalarıdır. Toplum olarak daha saygılı, daha eşitlikçi bir dil geliştirmek zorundayız.

Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç'un "fıkrası", kadın onuru ve toplumsal ahlak
Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç’un “fıkrası”, kadın onuru ve toplumsal ahlak

Cinsiyetçilik ve sınıf ayrımı

Olayın bir diğer boyutu, sınıf dinamikleridir. Rahmi Koç, Türkiye’nin en büyük marka ve holdinglerini temsil ediyor. Ekonomik elitin bir temsilcisi olarak onun sözleri sadece bireysel bir gaf değil, aynı zamanda egemen sınıfın bakış açısını ve düşüncesini ortaya koymaktadır. Bu bakış açısında “alt” olarak görülen gruplar — etnik azınlıklar, kadınlar, yoksullar — kolayca alay konusu yapılabilir. Kadın bedeni üzerinden kurulan sözde bu mizah, aynı zamanda kapitalist modernitenin kadınları metalaştırma eğiliminin de bir parçasıdır. Reklamlardan filmlere, gündelik sohbetlerden protokol konuşmalarına kadar kadınlar sıklıkla nesneleştirilir. Bu olay, o zincirin bir halkasıdır. Kadın hakları savunucuları uzun yıllardır “Bedenim benim kararım” diyor. Bu slogan, sadece kürtaj veya giyim özgürlüğü değil, aynı zamanda mahremiyetin, kimliğin ve onurun korunması anlamına gelir. Bir hastane açılışında Kürt kadınların mahremiyeti üzerinden fıkra anlatmak, bu sloganı ve talepleri hiçe saymaktır.

TJA’nın da vurguladığı gibi: Bu söylemler “militarist, ırkçı ve feodal-kapitalist zihniyetin” devamıdır. Bu tür olayların toplumsal etkisi büyüktür. Özellikle sosyal medyada hızla yayılan bu “fıkra”, birçok kadında öfke ve kırgınlık yaratmıştır. Genç kızlar, kadınlar, anneler kendilerini hedef alınmış hissetmiştir. “Acaba bir dahaki sefere ben mi olacağım?” düşüncesi, kadınların günlük hayatına kaygı katar. Ayrıca medya ve kamuoyunun bu olaya yaklaşımı da önemlidir. Bazı kesimler “abartılıyor” veya “latife yapmış” diyebilir. Oysa abartılan bir şey yoktur. Kadın onuru, abartılamayacak kadar değerli ve latife konusu edilemeyecek kadar hassastır. Tarih boyunca kadınlar, küçük “şakalarla” başlayan aşağılamaların büyük bedeller ödettirdiğini göstermiştir. Bu yüzden erken ve sert tepki vermek bir zorunluluktur. Kadınlar da bu ve benzeri olayların yaşanmaması için haklı olarak en üst seviyede tepki göstermektedirler. Münferit bir olay değil, eril bir zihniyet sorunudur. Birkaç ay önce bu kirli ve köhnemiş zihniyetin ortaklarının Leyla Zana’ya da tribünlerden en aşağılık şekilde hakaret ettiğini unutmayalım… Rahmi Koç’un bu olaydan ders çıkarmasını umuyorum. Güçlü bir iş insanı olarak topluma örnek olma sorumluluğu vardır. Bu sorumluluğu yerine getirmek için atacağı ilk adım, samimi ve pratik bir özür olmalıdır. “Kötü niyetli değildim” demek yetmez. Zarar verilen onurun tamir edilmesi gerekir…

Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç'un "fıkrası", kadın onuru ve toplumsal ahlak
Cevat Düşün yazdı: Rahmi Koç’un “fıkrası”, kadın onuru ve toplumsal ahlak

Not: Bu olaydan dolayı bazı kriminal çeteler, varlıklarını meşru hâle getirmek ve Kürt toplumundan sempati kazanmak için Koç ailesinin şirketlerine saldırılar gerçekleştiriyorlar. Rahmi Koç’un eylemi ve söylemi ne kadar yanlışsa, aynı şekilde Kürt kadınlarına yönelik sözleri bahane ederek kendi kriminal suçları için meşruiyet arayan sokak çetelerinin de yaptıkları yanlıştır… Sadece Rahmi Koç değil, Binali Yıldırım ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da bu eyleme kahkahalarla ortak oldukları için özür dilemelidirler…

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş