Madımak Katliamı’nı yazmak ve konuşmak bile insanın canını yakıyor. Ama konuşmazsak, katliamı ve insanlığa yaşatılan acıyı duyurmazsak, unutursak; biz de hafızamızı yitirmiş oluruz. Bu yüzden Sivas’ta yaşanan vahşeti konuşmaya ve yazmaya devam etmeliyiz. Sivas katliamını unutmadığımızı ve unutturmayacağımızı ısrarla hatırlatacağız. Nesilden nesle bu vahşeti ibret olsun diye aktarmak için yazacağız ve konuşacağız. Sivas, hafızamızdır. Madımak’ta yaşananlar, aydınlara ve sanatçılara yönelik gerçekleştirilen bir soykırımdır. Anadolu’nun en yakışıklı delikanlılarına, en güzel ve en cesur kadınlarına yönelik gerçekleştirilen bir soykırım… Kalabalık, sadist ve sapkın örgütlü yobazların ve fanatik cahillerin insanlığa karşı işledikleri ağır bir suç… Bu ve benzeri vahşet suçları zaman aşımına uğramamalıdır. 2023’te dosya resmen kapansa da vicdanımızda ve hafızamızda zaman aşımı yoktur, bu da böyle bilinsin… Metin Altıok’un şiirlerini her 2 Temmuz’da hep birlikte yüksek sesle okuyacağız. Nesimi Çimen ve Muhlis Akarsu gibi yiğit ozanlarımızın türkülerini birlikte söyleyeceğiz. Hasret Gültekin gibi yüreği yanık sanatçıları ve nice aydınımızı unutulmaya terk etmeyeceğiz, asla unutmayacağız ve unutturmayacağız.
- 33 yıldır süren adalet arayışı: Madımak Katliamı’nda neler yaşandı?
- Sivas’ta on binlerce yurttaş, Madımak’ta katledilen 33 aydını andı: “Güçbirliği içinde olmazsak, yeni Sivaslar yaşatacaklar”
- Madımak tanıkları anlatıyor

Unutmak ihanettir!
Madımak’ta 33 yıl önce yaşanan örgütlü katliam, yüreğimizde hâlâ kanayan derin bir yaradır. O alevlerin arasında yitirdiğimiz canları, o masum gülüşleri, o umut dolu dizeleri, o tertemiz vicdanları… Unutmayacağız ve bir daha asla insanlık düşmanlarına fırsat vermeyeceğiz!
Bu topraklar, bir daha yobazlığın, cehaletin ve fanatizmin karanlığına boyun eğmeyecek. Gericiliğin karanlığına teslim olmayacağız; laikliği, özgürlüğü ve insanlığı sonuna kadar savunacağız. Hafızamız ve öfkemiz diri kalacak. Bir daha asla başaramayacaklar…
Madımak soykırımı, herkesin şahit olduğu ve bildiği gibi, salt bir “yangın” ya da sıradan bir olay değildir. Örgütlü yobazların, planlı bir şekilde aydınları ve sanatçıları hedef aldığı, düşünceleri, Anadolu türkülerini ve şiirleri susturmaya çalışan azgın bir güruhun son derece planlı biçimde gerçekleştirdiği bir soykırımdır. Şiiri, türküyü ve eleştirel aklı cehaletin ateşiyle yok etmeye çalıştılar… Bu vahşet, Pir Sultan Abdal dönemindeki zulmün acı bir tekrarıdır. Yüzlerce yıl önce Pir Sultan Abdal’ı haksız yere yargılayan, darağacına asan cellatlar, onu sadece öldürmekle yetinmemiş; halkın gözü önünde uzun süre işkence ederek, aşağılayarak infaz etmişlerdi. Sadist bir zevkle bedenini teşhir etmiş, direnişini kırmak için her türlü zulmü uygulamışlardı. Yüzlerce yıl sonra Madımak’ta da aynı sadist ruhlu, sapkın kalabalık kendini gösterdi; yer yine Sivas… Otelin kapılarını dışarıdan kilitleyip içeridekileri diri diri yakmak, alevler yükseldikçe çığlıkları dinlemek, kaçış yollarını tıkamak… Bunlar tesadüfi değil; planlı, soğukkanlı ve zalimce gerçekleştirilen bir toplu infazdı. Cellatlar, Pir Sultan’a yaptıkları gibi burada da kurbanlarını önce çaresiz bıraktılar, sonra en ağır acıyla infaz ettiler. Aynı kin, aynı tahammülsüzlük, aynı sadist haz…

Pir Sultan’ın duruşuna, mertliğine, barış, adalet ve sevgi felsefesine yönelik bir katliamdı. Yüzlerce yıl önce Pir Sultan’a zulmedenler, yüzyıllar sonra onun ahlakını, felsefesini ve asaletini yaşatanlara ağır bedeller ödettiler. Onları hedef alan vahşet, insanlığa karşı işlenmiş açık bir suç olarak tarihe geçti. Zaman, acısını hafifletmeye de onu unutturmaya da yetmez.
Bir daha asla!
Türkiye, yobazlığın karanlığına, cehaletin kinine, fanatizmin karanlığına gömülmeyecek.
Unutmak yok, unutturmak yok… Katliamlara karşı hafızamız ve öfkemiz her daim diri kalacak. Bir daha asla başaramayacaklar!
Her ne kadar Alevi olmasam da Alevi sorunu benim de sorunumdur. Alevi sorunu, insanlığın ortak sorunudur. Alevilerin acıları benim acım, sevinçleri benim sevincimdir. Alevilerin yanında durmak ve onlarla ortak mücadele etmek için Alevi olmak gerekmiyor.














