Cevat Düşün yazdı | Sonu gelmez romanlar ve unutulmaz filmlerin kahramanı: Kadir İnanır

Son yıllarda Türkiye sineması ve tiyatrosu, arka arkaya büyük değerlerini yitirdi. Fatma Girik, Filiz Akın, Tuncel Kurtiz, Tarık Akan, Gazanfer Özcan, Ferhan Şensoy, Rasim Öztekin, Sırrı Süreyya Önder ve en son olarak Kadir İnanır gibi ustalar aramızdan ayrıldı. Her biri kendi alanında derin izler bırakan bu kıymetli sanatçılar, sadece oyunculuklarıyla değil; mizah anlayışları, toplumsal eleştirileri, insan hâllerine dair derinlikli, tevazulu yaklaşımları ve dirençli duruşlarıyla da hafızalarımızda ve kalplerimizde yer edinmeyi başardılar. Kadir İnanır şahsında onları bir kez daha saygıyla ve özlemle anıyorum.

Helal olsun Kadir abi…

Bir röportajında şöyle demişti: “Hiçbir şeye elini ayağını sokmayan pısırık biri olarak mı yaşamalıyım? Tam tersi. ‘Helal olsun Kadir Abi,’ diyecekler; öyle öleceğim.” Gerçekten de dediği gibi yaşadı. Yaklaşık 2 milyar 430 milyon saniyelik ömrünün her saniyesini onurla, cesaretle ve unutulmaz anlarla doldurdu. Ardında ise yalnızca filmler değil; karakteri, vicdanı ve dimdik duruşuyla nesiller boyu yaşayacak görkemli bir miras bıraktı. Geçen ay yine burada, “Fatsa’dan Yeşilçam’a uzanan bir yaşam” başlıklı yazıyla Kadir İnanır’ı anmıştım. Bütün kötülüklere karşı oyunları bozan Kadir abi, bu hastalığı da yenecek diye inanıyordum. Maalesef bir kendisini yitirdik…

Cevat Düşün yazdı | Sonu gelmez romanlar ve unutulmaz filmlerin kahramanı: Kadir İnanır
Cevat Düşün yazdı | Sonu gelmez romanlar ve unutulmaz filmlerin kahramanı: Kadir İnanır

Karadeniz’in azgın dalgaları Fatsa’nın kayalıklarına vurdukça, toprağın derin yarıklarına sızan tuz gibi işlerdi her şey. 15 Nisan 1949’un bereketli ama yoksul baharında doğan çocuk, işte bu dalgaların, bu toprağın, bu rüzgârın ve bu acının çocuğuydu. Adı Kadir’di. İnanır soyadı sanki kaderin kendisiydi; inanmak, direnmek, dimdik ayakta kalmak… Bir bakıma kaderini kendi çizdi ve inandığı gibi yaşadı. On dört kardeşin en küçüğü olarak annesinin kucağında, babasının nasırlı ellerinde büyürken Karadeniz’in kükreyen dalgalarını, ormanların derin uğultusunu, denizin tuzlu kokusunu iliklerine kadar hissetmişti.

Köy yollarında koşarken ayakları toprağa, gözleri ufka, yüreği ise daha o günden büyük bir hikâyeye açılmıştı. Bu, sonu gelmeyen bir romandı; sayfaları yıllara, kelimeleri filmlerdeki repliklere, kahramanı ise Kadir İnanır’a uzanan epik bir destan gibi… Romanın ilk bölümleri, Fatsa’nın yeşil yamaçlarında, denizin kükreyen sesiyle yazılmıştı. Okul sıralarında tiyatro oyunlarıyla tanışan küçük Kadir, sanki daha o zamandan perdenin arkasındaki büyük sahneyi seziyordu. İstanbul’un yolunu tuttuğunda, 1968’de başlayan yol bir anda efsaneye dönüştü. Uzun boyu, kara kaşları, keskin bakışları ve bıyığının altındaki o kararlı tebessümüyle Karadeniz’in yiğit evladı, Yeşilçam’da bir fırtına gibi esti. O, sadece bir oyuncu değildi; Anadolu’nun binlerce yıllık acısının, sevgisinin ve isyanının ete kemiğe bürünmüş hâliydi.

Selvi Boylum Al Yazmalım’ın İlyas’ı olarak çıktığında, Türkan Şoray ile yan yana o efsane çift; aşkı, ayrılığı, onuru ve yoksulluğu Anadolu’nun her köşesinde yaşattı. Kara Gözlüm’de, Dönüş’te, Dila Hanım’da… Her sahnede aynı ateş yanıyordu: Zulme boyun eğmeyen, ezileni koruyan, yüreği dağ gibi geniş bir delikanlı. “Kadirizm” dediler bu duruşa… Milyonlarca insanın yüreğinde ayrı bir yer açmıştı. 1980’lerin karanlık sayfalarında İsyan’da, 1990’larda Tatar Ramazan’da… Zulmün karşısında dimdik duran, halkın sesi olan bir isyankâr olarak yaşadı… Barış süreçlerinde, Akil İnsanlar Heyeti’nde ve telif hakları için verdiği mücadelede o yiğit duruşunu hiç bozmadı. Kısacası, zulme karşı hep ön saflarda yer aldı; öncülük etti ve mücadele verdi. Hayat arkadaşı Jülide Kural ile uzun yolda aşkı ve dayanışmayı yaşadı.

Hastalıklara, zorlu zamanlara ve yıllara rağmen hep ayakta kaldı. Ve romanın sonu yoktu. Mayıs ayında hastalığa karşı verdiği mücadeleyi kaybedip ne yazık ki bir ay direnebildi ve aramızdan ayrıldı. Ancak roman sayfaları son bulmadı ve bulmayacak… Bugün her Anadolu insanının kalbinde matem var. Bugün her Anadolu evinde matem var. Doğruluğu savunan ve barış için mücadele veren Kadir İnanır’a inananların matemi… Sonu olmayan romanların ve unutulmaz filmlerin kahramanı Kadir İnanır, her perdede, her sayfada, her hatırada hep yaşayacak. Helal olsun diyoruz Kadir abi. Düşündüğün ve inandığın gibi yaşadın. Işıklar içinde uyu, Kadir abi…

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş