Venezuela, İran ve Suriye’de yaşananlar “Taraflardan birini seçmek zorunda mıyız?” sorusunu gündeme getirdi. Kemal Can, 5 Soru 10 Cevap’ta Venezuela krizi, İran protestoları, Suriye-Halep gerilimi ve Trump’ın iktidar tarzını; barış, adalet ve taraflaşma tartışmalarıyla ele alıyor.
Kemal Can “Taraf olmak zorunda mıyız?” başlıklı yayında şu soruları ele aldı:
- Kimi tutacağımıza nasıl karar vereceğiz?
- Yanlışlardan birini seçmeye mecbur muyuz?
- Venezuela meselesine nereden bakmalı?
- İran’da neler oluyor, anladık mı?
- Suriye ve Halep meselesindeki sertleşme?
Venezuela’da, İran’da ve Suriye’de olanların karşısında medyanın ve kamuoyunun ikiye hatta daha fazla cepheye bölündüğünü belirten Kemal Can, “‘Maduro’ya mı üzüleceğiz?’ ya da ‘Trump’ı mı haklı bulacağız?’ ayrışması çok belirleyici hâlâ geldi. İran hadisesinde de benzer durumdmayız. İran’daki protestolar, rejimin sert müdahalesi ve ‘Trump’ın bombalarız’ tehdidiyle yine ikilem gündemde. Başka bir bağlamda Suriye’de için de aynı durum söz konusu edilebilir. Pozisyon baskısı ve zorluğu mevcut ama durum daha da karışık” dedi.
“Katliamların devam etmemesi daima acil öncelik olmalı”
“Yanlışlardan birini seçmeye mecbur muyuz?” sorusuna yanıt arayan Kemal Can, “Böyle hadiselerde elbette vicdani bir tepkinin acil olduğu, kamuoyunun bu doğru tutum ve tepki için seferber edilmesi çok acil ve önemli olabilir. İnsani, ahlaki ve vicdani açıdan doğru tarafı seçmek aslında o kadar zor değil: Barıştan, insandan ve yaşamdan yana şiddetin karşısında. İnsanlığın bulduğu en yıkıcı ve ahlak dışı şiddet eylemi olan savaş karşısında konum almak, hayatı önceleyen bir bakış için gayet basit. İnsanların öldürüldüğü, şehirlerin bombalandığı, soykırım sınırına ilerleyen katliamların devam etmemesi daima acil öncelik olmalıdır” diye konuştu.
Kemal Can şöyle devam etti:
“Bütün stratejik hesaplar, özel veya milli çıkarlar, bulunabilecek her türlü bahane, bir tek masum insanın bile ölmesine tercih edilmemelidir. Acil olan öncelik, geri döndürülemeyecek sonuçları engellemek, insanların ölmesini ve ağır tahribatı durdurmak acil tutum gerektirir. Ancak “taraf olmayan bertaraf olur” lafının -iki tarafı da gayet kirli olan- bazı meselelerde oldukça geniş ve yanlış yorumlarıyla karşılaşıyoruz.”
“İran’ın zayıflığı süreci tetikledi”
“İran’da neler oluyor, anladık mı?” sorusunu da masaya yatıran Kemal Can, “Bugün İran’da başlayan protestolar karşısında Trump’ın müdahale işareti ve rejim değişikliği tartışmaları aynı yarılmayı gündeme getirdi. Elbette senelerdir devam eden pek çok ideolojik meselede İran’ın Türkiye açısından rolü üzerinden büyük komplolar da tazelenmekte. İran’da sokak eylemleri ve ciddi sonuçları olabileceği söylenen protestolar hep oldu. Bu seferki en güçlüsü diyen de zayıf bulan da var. Trump’ın biraz da Venezuela etkisini yaymak için hızlı biçimde bir müdahale ihtimalinden söz etmesi ve İran’ın zayıflığı süreci tetikledi” dedi.
Kemal Can şöyle devam etti:
“Elbette aralarında emperyal amaçlar ve iktidar kollama arayışlarının ürünü çok sert çatışmalar yaşıyorlar ve bunların ağır maliyetleri de söz konusu. Bunların her birine ayrı ayrı ama aynı anda karşı durmak gayet mümkün. Birini sevmemek veya tehlikeli bulmak, diğerine tam destek zorunluluğu yaratmıyor. Her konuda olduğu gibi bu alanda da: ‘Ne dilediğinize dikkat etmek lazım.'”








