İran’da rejim karşıtı protestoları bastırmak için başlatılan operasyonlarında binlerce kişi öldürüldü. BBC Farsça’ya konuşan görgü tanıkları ve aileler, sokaklarda yaşanan ölümleri ve kayıpları anlatıyor.
İran’da 29 Aralık’ta başlayan ve kısa sürede ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolar, son yılların en kanlı baskılarından biriyle karşı karşıya. BBC Farsça’ya konuşan görgü tanıkları ve hayatını kaybedenlerin yakınları, güvenlik güçlerinin protestoculara ateş açtığını, çok sayıda kişinin sokaklarda vurularak öldürüldüğünü aktarıyor.
8 Ocak’ta Tahran’daki bir protestodan eve dönerken eşi Maryam’ı korumak için kollarını etrafına dolayan Reza, birkaç saniye sonra yalnızca eşinin ceketini tuttuğunu fark etti. Maryam vurulmuştu. Kurşunun nereden geldiğini kimse bilmiyordu.
Reza, eşinin cansız bedenini yaklaşık bir buçuk saat boyunca taşıdı. Gücü tükendiğinde bir ara sokağa oturdu. Yakındaki bir evin kapısı açıldı; içeridekiler Maryam’ın bedenini beyaz bir çarşafa sararak garajlarına aldılar.
“Bazen anne babalar protestoya gider ve geri dönmez”
Maryam, protestolara katılmadan birkaç gün önce yedi ve 14 yaşındaki çocuklarına ülkede yaşananları anlatmıştı. “Bazen anne babalar protestoya gider ve geri dönmez” demiş ve eklemişti: “Benim kanım da sizinki de başkalarınınkinden daha değerli değil.”
Maryam, evine dönemeyen binlerce protestocudan yalnızca biri. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son üç haftada en az 2 bin 400 protestocunun öldürüldüğünü, bunlar arasında 12 çocuğun da bulunduğunu açıkladı. Gerçek sayının daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
İran’da internetin büyük ölçüde kesilmesi, bilgi akışını neredeyse imkânsız hale getiriyor. İnsan hakları örgütlerinin ülke içinde doğrudan erişimi bulunmuyor.
Yetkililer hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, İran medyası yaklaşık 100 güvenlik görevlisinin öldüğünü bildirdi. Devlet yetkilileri, protestocuları “terörist” ve “vandallar” olarak tanımlıyor; bazı şehirlerde cami ve bankaların ateşe verildiğini öne sürüyor.
Ancak tanıklıklar, protestolara karşı kullanılan şiddetin boyutuna işaret ediyor. BBC Farsça’ya konuşan bir görgü tanığı, “Mahallemiz kan kokuyordu, o kadar çok insan öldürüldü ki” dedi. Bir başka tanık ise güvenlik güçlerinin “çoğunlukla baş ve yüz hedef alarak ateş ettiğini” anlattı.
Protestolar İran’ın 31 eyaletine yayıldı.
Hayatını kaybedenlerin tamamı protestocu değil. Kirmanşah’ta görev yapan 24 yaşındaki hemşire Navid Salehi, işten çıkıp evine dönerken defalarca vurularak öldürüldü.
BBC Farsça’ya konuşan genç bir kadın, geçen haftayı “savaş” olarak tanımladı. Protestocuların hâlâ “birlik içinde” olduğunu söyleyen kadın, idamlar ve yeni tutuklama dalgaları korkusuyla bu hafta ülkeyi terk ettiğini anlattı, “İran’da kalanların başına ne geleceğinden çok korkuyorum” dedi.
*Reza ve Maryam’ın isimleri güvenlik gerekçesiyle değiştirildi.
Kaynak: BBC








