Tuğçe Tatari ile “Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde” kitabı üzerine söyleşi: “Gençler görülmek ve duyulmak istiyor”

Gazeteci ve yazar Tuğçe Tatari, Literatür Yayınları’ndan çıkan “Gençler Nereye: Bir Kuşağın Peşinde” adlı kitabını Özge Elvan’a değerlendirdi. Türkiye’deki gençlerin yaşadığı çok katmanlı sorunların ele alındığı bu yayında Tatari, kitabın çıkış noktasını “gençlerin sürekli konuşulması ama nadiren gerçekten dinlenmesi” olarak tanımladı ve “Gençler görülmek ve duyulmak istiyor” dedi.

Kitabının çıkış hikâyesini anlatan Tuğçe Tatari, kitabı yazma sürecinin kendi annelik deneyimiyle bağlantılı olduğunu belirterek, hem kendi çocuğunun hem de Türkiye’deki çocukların ve gençlerin geleceğine dair hissettiği endişelerin bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturduğunu söyledi. Tatari, çocukların ve gençlerin karşı karşıya kaldığı yapısal sorunlar olduğunu, aynı zamanda toplumsal gündemin yarattığı baskı ikliminin de bu ihtiyacı derinleştirdiğini ifade etti.

Tuğçe Tatari ile söyleşi: "Gençler duyulmak istiyor" (Video)
Tuğçe Tatari ile söyleşi: “Gençler duyulmak istiyor” (Video)

“Ortak his: Sıkışmışlık”

Tatari, farklı şehirlerden, sınıflardan ve kimliklerden gençlerle yaptığı görüşmelerin ortak bir noktada buluştuğunu belirterek, en temel sorunun ekonomik sıkıntılar olduğunu söyledi:

“Belki geçen sene bu çalışmayı yapmış olsaydık adalet, ifade özgürlüğü vesaire diyebilirdik ama şu anda ekonomik kriz gençlerin de boğazını çok sıkıyor. Hem ekonomik imkânsızlıklar hem de ülkenin sunmadığı imkânlar bir araya gelmiş ve gençleri çok eziyor. Tabii ki bunun hemen arkasından fırsat eşitsizliği geliyor; o da zaten aslında ekonominin bir başka kolu. Kendilerini duyan ve dinleyen bir yetişkine hasret kalmışlar.”

X, Y, Z kuşağı tanımlamalarına da eleştirel yaklaşan Tuğçe Tatari, birkaç soruyla bir kuşağı tanımanın mümkün olmadığını söyledi. Medyada bize sunulan gençlerle hayatın içindeki gençlerin aynı yerde olmadığını vurgulayan Tatari, şunları dile getirdi:

“Aynı düşünce yapısında değiller. Sanki bir kimya laboratuvarında araştırma yapılmış ve her şey anlaşılmış gibi bir dille bahsediliyor onlardan çoğu zaman. Ama aslında öyle değil.”

OECD raporu: Türkiye üniversite mezunu işsizliğinde zirvede
Tuğçe Tatari ile söyleşi: “Gençler duyulmak istiyor” (Video)

Kimlik temelli eşitsizlikler ve yaşam mücadelesi

Ekonomik kriz kadar kimlik temelli eşitsizliklerin de gençlerin hayatını zorlaştırdığını vurgulayan Tatari, LGBTİ+ ve mülteci gençler için hayatın bir özgürlük arayışından çok bir hayatta kalma mücadelesine dönüştüğünü söyledi. LGBTİ+ gençlerin şiddet ve ölüm riskiyle yaşadığını, mülteci gençlerin ise hem fiziksel saldırılara hem de sürekli ayrımcılığa maruz kaldığını belirten Tatari, bu nedenle özellikle LGBTİ+ gençler arasında yurt dışına çıkma isteğinin öne çıktığını ifade etti. Tatari’ye göre mülteci gençler ise ağır koşullar altında yaşamaya çalışırken, seyahat hakkı dâhil olmak üzere neredeyse hiçbir çıkış seçeneğine sahip değil.

Tuğçe Tatari, gençler için göç meselesinin yalnızca bir gitme isteği değil, umut ile hayal kırıklığı arasında sıkışmış bir ruh hâlini yansıttığını söyledi. Görüştüğü gençlerin büyük bölümünün umutsuzluk duygusuyla hareket ettiğini belirten Tatari, şunları dile getirdi:

“Çok umutlu olduklarını düşünmüyorum. Bir kısmı ‘yırtma planları’ yapıyor, bir kısmı ise hayatta kalabilmek için yurt dışına gitmeyi düşünüyor.”

“Siyaset sahnesinde onları temsil eden bir lider yok”

Gençlerin politizasyonunu da ele alan yayında Tuğçe Tatari, şu anda gençlerin bir şeylerin değişebileceğine dair güçlü bir inanç taşımadığını ve kendilerine yakın hissettikleri bir siyasi lider ya da parti bulunmadığını söyledi:

“Siyasete atılmak isteyen gençle de karşılaşmadım. Hani ‘ülkenin dertleri var, ben politikaya atılacağım’ diyen biriyle karşılaşmadım. Ama çoğunda beni şaşırtan bir şey var: Türkiye’deki gençlikte yurtseverlik var mı diye bu kitaptan önce sorsaydınız, yoktur derdim. Herkesin gitmeye çalıştığını ve hatta dönmek istemeyeceğini düşünürdüm ama öyle değil; beni şaşırttılar.”

Gitmek mi, kalmak mı?

Yurt dışına gitme eğilimi yüksek olsa da birçok gencin aslında ülkesine dönmek ve edindiği deneyimleri burada kullanmak istediğini, bunun kendisini şaşırttığını anlatan Tuğçe Tatari, göç hayalinin sosyoekonomik koşullara göre ayrıştığını da ekledi. Ekonomik durumu çok kötü olan gençler için yurt dışının neredeyse ulaşılmaz bir hayal olduğunu söyledi:

“Onlar diyorlar ki: ‘Ben burada sokakta kâğıt topluyorsam ve burada çok kötü bir muamele görüyorsam, gelişmiş bir medeniyette sokakta çöp toplamayı ve insan muamelesi görmeyi istiyorum.’ Ama sosyoekonomik seviye yükseldikçe göç, kalıcı bir kaçıştan ziyade eğitim ve deneyim aracı olarak görülüyor.”

Gençlerin umut ile hayal kırıklığı arasında gidip geldiğini belirten Tuğçe Tatari, temelde devlet anlayışının değişmesi gerektiğini; gençleri yalnızca bir oy toplama vesilesi olarak görmek yerine, onların hayatını daha iyi hâle getirebilmek için gerçek politikalar üretilmesi gerektiğini söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.