İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile İran arasında askeri çatışma ihtimalinin yükseldiği bir dönemde Türkiye’ye geliyor. Türkiye, olası bir ABD saldırısını önlemek için diplomatik temaslarını yoğunlaştırırken, Arakçi’ye iletilecek mesajlar ve görüşmelerin içeriği yakından izleniyor.
Tahmini okuma süresi: 5 dakika
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD ile İran arasında gerilimin tırmandığı bir dönemde bugün Türkiye’ye geliyor, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşecek. Ziyaret, Washington’un askeri seçeneği açıkça masada tuttuğu, Ankara’nın ise taraflar arasında arabuluculuk rolünü üstlenmeye çalıştığı kritik bir sürece denk geliyor.
Guardian’ın aktardığına göre Arakçi’nin Ankara temasları, olası bir ABD saldırısını önlemeye yönelik yoğun diplomasi trafiğinin parçası.
Türkiye, İran’ın nükleer programı konusunda bazı tavizler vermesinin, yıkıcı sonuçlar doğurabilecek bir çatışmayı önleyebileceği görüşünü Tahran’a aktarmayı hedefliyor.
Hakan Fidan ve Abbas Arakçi, 14 Ocak ve 28 Ocak’ta yaptıkları telefon görüşmelerinde ABD-İran gerilimini ele almıştı. Fidan, Arakçi ile görüşmesinden bir gün önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de Ankara’da temaslarda bulundu.

Türk diplomatik kaynaklara göre bu görüşmelerde bölgesel gelişmelerin yanı sıra ABD-İran hattındaki tırmanmanın da ele alındığı değerlendiriliyor.
Türkiye’nin Arakçi’ye vereceği dört mesaj
Türk diplomatik kaynaklar, Fidan’ın Arakçi’ye dört temel mesaj ileteceğini belirtiyor.
Buna göre Ankara, İran’daki güvenlik ve istikrarın Türkiye için önem taşıdığını vurgulayacak; İran’a yönelik askeri müdahalelere karşı olduğunu ve bunun bölgesel ve küresel riskler yaratacağını ifade edecek.
Türkiye ayrıca ABD ile yaşanan gerilimin diyalog yoluyla çözülmesi için katkı sunmaya hazır olduğunu ve İran’ın nükleer programı konusunda kısa sürede barışçıl bir çözüme ulaşılmasını desteklediğini iletecek.
Ankara, taraflar arasında doğrudan görüşmelerin başlaması için devreye girmeye hazır olduğunu da vurguluyor.
Arabulucu rolündeki tek ülke Türkiye
Kremlin, taraflara hâlâ diplomasi için zaman olduğu çağrısı yaparken, Guardian’a göre arabuluculuk rolünü fiilen üstlenen ülke Türkiye oldu.
Körfez ülkelerinin çoğu, İran’dan gelebilecek misillemelerden çekindikleri için hava sahalarının ya da topraklarının İran’a yönelik bir saldırıda kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 26 Ocak Pazartesi günü Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde İran ile ABD arasında ortak bir zemin bulunması için çaba gösterdi.
Kulislerde konuşulanlara göre Erdoğan, Trump’a gerekirse Türkiye-ABD-İran liderlerinin katılacağı bir görüşmeye aracılık edebileceğini, bunun video konferans yoluyla da yapılabileceğini iletti.
Erdoğan ayrıca 22 Ocak’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüşerek Türkiye’nin İran’a yönelik dış müdahalelere karşı olduğunu ve gerilimin tırmanmasının kimsenin çıkarına olmadığını vurguladı.

ABD’de askeri hazırlık mesajları
Arakçi’nin ziyareti, Washington’dan gelen sert açıklamaların gölgesinde gerçekleşiyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, kabine toplantısında, Trump’ın vereceği herhangi bir askeri talimatı yerine getirmeye hazır olduklarını söyledi. Hegseth, “İran’ın anlaşma yapmak için tüm seçenekleri var. Nükleer kapasite peşinde koşmamalılar” dedi.
ABD Başkanı Donald Trump ise Kennedy Center’da yaptığı konuşmada daha yumuşak bir ton kullansa da, “İran’a doğru ilerleyen çok güçlü gemilerimiz var. Umarım onları kullanmak zorunda kalmayız” diyerek askeri seçeneğin masada olduğunu yineledi. Trump daha önce, olası bir saldırının Venezuela’ya yönelik ABD müdahalesinden çok daha sert olacağını söylemişti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Kongre’de yaptığı açıklamada, yaklaşık 30 bin ABD askerinin İran’a ait binlerce kamikaze İHA ve kısa menzilli balistik füzenin menzili içinde olduğunu vurguladı.
İran: “Askeri çatışmaya hazırlanıyoruz”
Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, Tahran’ın bir yandan diplomatik kanalları kullanırken diğer yandan askeri bir çatışmaya hazırlandığını söyledi.
İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Amir Hatami, Haziran’daki 12 günlük savaşın ardından taktiklerin gözden geçirildiğini ve kara ile deniz konuşlu bin İHA üretildiğini açıkladı. İran’ın en zayıf noktası ise hava savunma kapasitesi olarak değerlendiriliyor.
İran’da iç baskı ve çatlaklar
Guardian’ın aktardığına göre İran içinde, taviz verilmesini savunan sesler giderek zayıflarken toplum daha da kutuplaşıyor. Bir kesim ABD’ye karşı sert duruş isterken, bir başka kesim rejimin çökmesini hedefleyen bir çizgi izliyor.
Pezeşkiyan, protestoların bastırılması sırasında hayatını kaybedenlerin listesinin ailelerle birlikte açıklanacağını duyurdu. Ancak güvenlik kurumlarının gücü ve toplumsal güvensizlik nedeniyle, açıklanacak rakamların on binlerle ifade edilen gerçek ölü sayısını yansıtmayacağı yönünde yaygın kuşkular bulunuyor. Evin Cezaevi’nde tutulan siyasetçi Mostafa Tajzadeh, resmi rakamları “utanç verici bir yalan” olarak nitelendirdi.
Manevra alanı daraldı
ABD yönetimi, İran’dan yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarının üçüncü bir ülkeye devredilmesini, içerde uranyum zenginleştirmenin durdurulmasını, füze programının sınırlandırılmasını ve vekil güçlere desteğin kesilmesini talep ediyor. Bu dört başlığın da Tahran için kabul edilmesi son derece zor görülüyor.
Hakan Fidan, El Cezire’ye verdiği demeçte, “İran’a saldırmak yanlış, savaşı yeniden başlatmak yanlış. İran nükleer dosyada müzakereye hazır” dedi.
Fidan, tavizlerin İran açısından “aşağılayıcı” görülebileceğini kabul ederken, “Bunu sadece halka değil, liderliğe de anlatmak zor olacak. Ama süreci daha katlanılabilir hale getirebilirsek yardımcı olur” ifadelerini kullandı.








