Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, Zintan’daki evinde uğradığı suikast sonucu öldürüldü. Suikast, Libya’daki kırılgan siyasi dengeleri yeniden gündeme taşıdı.
Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, Libya’nın batısındaki Zintan kentinde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Libya Haber Ajansı, 53 yaşındaki Kaddafi’nin evinde düzenlenen suikastın, siyasi ekibi tarafından doğrulandığını bildirdi.
Saldırının kimler tarafından gerçekleştirildiği henüz bilinmezken, Kaddafi’ye yakın siyasi çevreler bağımsız ve uluslararası denetime açık bir soruşturma çağrısı yaptı.
Kaddafi’nin avukatı AFP’ye yaptığı açıklamada, saldırının “dört kişilik silahlı bir komando timi” tarafından gerçekleştirildiğini söyledi.
Fransız avukat Marcel Ceccaldi, Seyfülislam Kaddafi’nin Zintan’daki evine giren silahlı kişilerin kimliğinin henüz tespit edilemediğini belirterek, yaklaşık 10 gün önce Kaddafi’nin güvenliğiyle ilgili endişe verici bilgiler aldığını açıkladı. Ceccaldi, “Şu ana kadar saldırganların kim olduğunu bilmiyoruz” dedi.
Seyfülislam Kaddafi kimdir?
Seyfülislam Kaddafi, babası Muammer Kaddafi’nin NATO destekli bir operasyon ile 2011’de devrilmesi ve öldürülmesinin ardından Libya’daki en etkili ve aynı zamanda en tartışmalı siyasi figürlerden biri olarak görülüyordu. Resmî bir görev üstlenmemesine rağmen, ülke siyasetinde ve kapalı kapılar ardındaki müzakerelerde etkili olmaya devam etmişti.
1972 doğumlu Kaddafi, 2000–2011 yılları arasında Libya’nın Batı ile yakınlaşmasında kilit rol oynadı. Babasının nükleer silah programından vazgeçmesi, Lockerbie saldırısı başta olmak üzere uluslararası terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödenmesi ve Libya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması sürecinde aktif rol aldı.
Guardian’ın diplomasi editörü Patrick Wintour’a göre Seyfülislam Kaddafi’nin öldürülmesi, Libya’da 15 yılı aşkın süredir devam eden şiddetin sona ermediğini ve Kaddafi’nin mevcut siyasi elitler tarafından hâlâ ciddi bir tehdit olarak görüldüğünü gösteriyor.
Libya, fiilen ikiye bölünmüş durumda. Ülkenin doğusunda General Halife Hafter’in ailesinin kontrol ettiği yapı bulunurken, batıda Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Trablus merkezli yönetim yer alıyor. Trablus’taki başbakan Abdülhamid Dibeybe, 2021’de geçici lider olarak atanmasına rağmen, seçimlerin yapılamaması nedeniyle görevini sürdürmeye devam ediyor.
Wintour’a göre Seyfülislam Kaddafi, bu iki kutuplu yapı içinde “üçüncü bir güç” olarak öne çıkıyor ve bu durum hem doğu hem batıdaki aktörler için rahatsız edici bir tablo yaratıyordu. Libya’da 2015’ten bu yana ulusal seçim yapılmamış olması, özellikle genç seçmenler arasında Kaddafi dönemine yönelik “istikrar nostaljisini” güçlendirmişti.
Seyfülislam Kaddafi, 2011’deki protestoların bastırılmasındaki rolü nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından insanlığa karşı suçlardan yargılanmak istenmişti. Libya’da ise 2015’te gıyabında idam cezasına çarptırılmıştı. Uzmanlara göre Kaddafi’nin öldürülmesi, UCM önündeki son büyük dosyanın da kapanması anlamına geliyor.
Libya merkezli insan hakları örgütü Libyan Lawyers for Justice’in direktörü Elham Saudi, Kaddafi’nin ölümünün “2011’deki suçlar için uluslararası adalet ihtimalini ortadan kaldırdığı” uyarısında bulundu. Saudi, bunun özellikle mağdurlar açısından “çok ağır bir kayıp” olduğunu söyledi.
Seyfülislam Kaddafi’nin ölümünün nasıl soruşturulacağı, faillerin bulunup bulunamayacağı ve mirasının nasıl şekilleneceği, Libya’nın siyasi geleceği üzerinde belirleyici olmaya devam edecek. Muammer Kaddafi’nin ölümünden 15 yıl sonra bile, Kaddafi ailesinin gölgesi ülkenin üzerinden kalkmış değil.








