2026 Boğaziçi protestoları: “Bu üniversitenin parça parça talan edildiğini görüyoruz”

Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarının boşaltılması kararıyla başlayan gerilim, öğrencilerin nöbeti ve polis müdahalesiyle büyüdü; öğrenciler süreci üniversitenin kimliğine yönelik sistematik bir dönüşüm olarak değerlendiriyor.

Haber: Emir Berke Yaşar

Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarının boşaltılması kararıyla başlayan süreç, Cuma günü ve hafta sonunun ardından pazartesi günü öğrencilere yönelik polis müdahalesi ile sürdü.

Olaylar, geçtiğimiz hafta kulüplere gönderilen bir bilgilendirme e-postasıyla başladı. Üniversite yönetimi, Güney Kampüs’te Hamlin Hall’un alt katında bulunan kulüp odalarının cuma gününe kadar boşaltılmasını istedi. Kulüpler ise bu karara itiraz etti.

Bunun üzerine öğrenciler, kulüp odalarının boşaltılmaması için cuma sabahı nöbet başlattı.

Cuma’yı cumartesiye bağlayan gece yarısı, kampüsün giriş ve çıkışları aniden kapatıldı. O sırada bazı öğrenciler kulüp odalarında nöbet tutuyordu. Sabahın erken saatlerinde kampüs çevresine çok sayıda polis aracı, bariyer ve güvenlik ekipmanı getirildi.

Boğaziçi'nin parça parça
“Boğaziçi’nin parça parça talan edildiğini görüyoruz”

Ertesi sabah kampüse gelen öğrenciler, okulun tamamen kapatıldığını ve taşınma işlemlerinin başladığını gördü. Yönetim tarafından sanat malzemelerinin taşınması için ilan verildiği de ortaya çıktı. İçeride bulunan öğrenciler, eşyaların zarar görmemesi için taşınma sürecine eşlik etmek istedi. Kulüplere ait malzemeler daha sonra Hisar Kampüsü’ne taşındı. Öğrenciler, taşınılan alanın yetersiz ve donanımsız olduğunu, birçok eşyanın yeni mekâna sığmadığını belirtti.

Öğrenciler bunun üzerine Dodge Hall’daki spor salonuna geçerek forum düzenledi. Bu sırada CHP İstanbul milletvekilleri Yunus Emre ve Yüksel Taşkın okula gelerek öğrencilere destek oldu.

“Boğaziçi’nin parça parça talan edildiğini görüyoruz”

Boğaziçi Üniversitesi’nde kulüp odalarının taşınmasıyla başlayan gerilim, öğrencilerin tepkileri ve güvenlik müdahaleleriyle devam ederken, sürecin önümüzdeki günlerde nasıl ilerleyeceği belirsizliğini koruyor

“Boğaziçi’nin parça parça yok edildiğini görüyoruz”

Medyascope’a konuşan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Emir, son gelişmeleri kişisel tanıklıkları üzerinden anlattı. 2019’dan bu yana üniversitede okuduğunu belirten öğrenci, son yıllarda kampüste yaşanan dönüşümü şu sözlerle özetledi:

2019’da Boğaziçi’ne geldim. O günden beri gayet hareketli bir öğrenci hayatımız var. Bir pandemi gördük, deprem gördük. Ama en önemlisi, üniversitemize tam da pandemi sürecinde kayyum atandı. Buraya geldiğimizden beri 4–5 yıldır bu Boğaziçi’nin parça parça yok edildiğini, talan edildiğini görüyoruz.

İlk geldiğim zamanki üniversiteyi kesinlikle şu an tanıyamıyorum. Bu üniversite çok değişti. Öncelikle bir öğrenci düşmanlığı var. Kütüphanelerimiz, yurtlarımız, kulüplerimizin serbestliği parça parça elimizden alındı. Hocalarımıza yönelik yalanlar, iftiralar atıldı. Bazı hocalarımız uzaklaştırıldı, sürekli karalama kampanyalarına maruz bırakıldı.

“Burayı dershaneye çevirmeye çalışıyorlar”

Emir’e göre yaşananlar yalnızca münferit idari kararlar değil, üniversitenin kimliğini dönüştürmeye yönelik daha geniş bir politikanın parçası:

“Kampüsün arsaları parça parça peşkeş çekildi. Binlerce öğrencinin kullandığı yurtlar ellerinden alındı. Kulüplerimiz bugün tek tek kapatılıyor ya da işlevsizleştiriliyor. Kampüslerimiz elimizden alınmaya çalışılıyor. Burayı bir dershaneye çevirmek istiyorlar: Sabah gelsin öğrenci, dersine girsin, çıksın gitsin; sosyalleşmesin, bir araya gelmesin istiyorlar.”

Türkiye’deki genel siyasi atmosferin üniversitelere doğrudan yansıdığını ifade eden öğrenci, Boğaziçi’ne yönelik yaklaşımı ideolojik bir mesele olarak gördüğünü söyledi:

“Türkiye’de üniversiteler tek bir yerden yönetiliyor. Merkezi kararlarla her şey belirleniyor. Üniversiteler tarih boyunca toplumsal dinamiklerin ittirici gücü oldu. Şimdi bu güç susturulmak isteniyor. Boğaziçi ve ODTÜ gibi ayakta kalabilen üniversiteler, kuşatılması gereken kaleler gibi görülüyor.”

Boğaziçi'nin parça parça
“Boğaziçi’nin parça parça talan edildiğini görüyoruz”

“Gece yarısı kapıları kilitleyerek aldılar”

Kulüp odalarının taşınma sürecinin olağan yollarla değil, olağanüstü yöntemlerle yürütüldüğünü savunan Emir, yaşananları şu ifadelerle aktardı:

“Yazılı bir karar yoktu. Her şey sözlü talimatlarla ilerledi. Gece yarısı kapıları kilitlediler, kampüse polisleri yığdılar. Adeta bir OHAL varmış gibi davrandılar. Eşyalarımız bu şekilde, apar topar taşındı. Bu yüzden büyük bir öfke ve hayal kırıklığı var.

Kulüpler öğrencilerin sosyalleştiği, kültürel olarak geliştiği, kendini ifade ettiği alanlardı. Bunlardan rahatsızlar. Uzun erimli olarak bu alanları tamamen ortadan kaldırmak istiyorlar. Bahar şenliklerinin engellenmesi de bunun bir parçası.”

“Kampüsümüze sahip çıkıyoruz”

Öğrenci, yapılan eylemlerin amacını ise net bir şekilde dile getirdi:

“Bugün burada toplanmamızın sebebi kampüsümüze sahip çıkmak. Bu üniversiteyi sadece ders girip çıkılan bir yere dönüştürmek istiyorlar. Biz buna izin vermek istemiyoruz. Burada olmamızın nedeni memnuniyetsizlikten çok daha fazlası; bu üniversiteye duyduğumuz sorumluluk.”

“Kayyum öğrencilere savaş açmış durumda”

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi ve Güzel Sanatlar Kulübü üyesi Ilgaz, son bir haftada yaşananları Medyascope’a anlattı:

“Geçen hafta salı günü bize ‘kulüp odalarınızdan çıkın’ dendi. Bu talimat, rektörlükten gelen bir karar. Güzel Sanatlar Kulübü, Müzik Kulübü, Spor Komitesi, Sualtı Sporları Kulübü kullandığı bina olmak üzere beş kulübü etkileyen bir durumdu. Ama aslında sadece beş kulüp değil; bütün Boğaziçi öğrencilerinin kamusal ve sosyal alanlarının saldırı altında olduğu bir süreç.

Biz tabii ki buna ‘hayır, buradan çıkmıyoruz’ dedik. Özellikle cuma günü kulüp odalarımızda kitlesel şekilde bulunabildiğimiz bir gündü. O gün bize pazartesiye kadar toparlanma vaktimiz olduğu söylendi. ‘Şunu yaparsanız böyle olur, bunu yaparsanız şöyle olur’ şeklinde üstü kapalı tehditler yapıldı.”

Bu sözlü güvencelerin kısa süre içinde boşa çıktığını belirten Ilgaz, yaşananları şöyle anlattı:

“Bize verilen vaatlerin aslında birer yalan olduğu çok çabuk ortaya çıktı. Çünkü konuşmaların yapıldığı günün ertesi gecesi, yani cuma’yı cumartesiye bağlayan gece kapılar kilitlendi. Hisarüstü’ne iki TOMA geldi. Okula çevik kuvvet girdi, nakliyat araçları girdi. O esnada odalarda bulunan az sayıdaki öğrencinin eşyaları apar topar alındı ve kulüpler Hisar Kampüsü’ne sürgün edildi.”

“Üniversitenin kimyası değiştiriliyor”

Ilgaz, kayyum atamalarının başladığı dönemden bu yana üniversitedeki dönüşümü ise geniş bir çerçevede değerlendirdi:

“Ben Melih Bulu döneminin son zamanlarını gördüm, asıl Naci İnci dönemini deneyimledim. Kayyumun tahribatını ifade etmenin daha hafif bir yolu yok: Kayyum, öğrencilere resmen savaş açmış durumda. Sosyal alanlarımızdan, kampüslerimizden, kulüplerimizden, odalarımızdan çıkarılıyoruz.”

Bu sürecin akademik alana da yansıdığını vurgulayan Ilgaz sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim mahvoldu. Ben psikoloji bölümündeyim; pek çok hocamız gitti, hakları verilmedi. Yerlerine paraşütle atanan hocalar geldi. Öğrencilerin söz üretebildiği alanlar tamamen kısıtlandı. Zaten üniversite yönetiminde öğrencilerin etkisi sınırlıydı, ama elimizde olan en küçük alanlar bile tek tek elimizden alınıyor.”

Ilgaz, tüm bu gelişmelerin Boğaziçi’nin kimliğine yönelik sistematik bir müdahale olduğunu düşünüyor:

“Kayyum yönetimi Boğaziçi’nin kimyasını, genetiğini değiştirmeye çalışıyor. İktidarın amaçlarına göre yeni bir Boğaziçi inşa etmek istiyorlar. Şu an yaşadığımız kulüp odaları meselesi de bunun çok somut bir örneği.

Pazartesi günü ise kulüp öğrencileri Hamlin Hall’de pankart atölyesi yaparak yaşanan gelişmelere karşı tepkilerini gösterdiler.”

Boğaziçi'nin parça parça
“Boğaziçi’nin parça parça talan edildiğini görüyoruz”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.