Ruşen Çakır, Münih’te ABD’li ve Suriyeli Kürt temsilcilerin aynı karede yer almasını hatırlatarak, Ankara’nın da benzer bir diyalog kurmasının hem bölgesel gerçeklere uyum hem de “terörsüz Türkiye” sürecine katkı sağlayacağını söyledi.
Gazeteci Ruşen Çakır, Münih Güvenlik Zirvesi’nde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Suriyeli Kürt temsilcilerle fotoğrafının ardından, Türkiye’nin Suriye Kürtleriyle diyalog kurmaktan kaçınmasını eleştirdi. Çakır, benzer bir fotoğrafın Ankara’da da çekilebilmesi gerektiğini söyledi.
Çakır, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın Münih’teki fotoğrafa atıfla “Keşke bu masa Ankara’da da kurulsa” sözlerini hatırlatarak, kendisinin de daha önce benzer bir temennide bulunduğunu belirtti. Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da Suriyeli Kürt temsilcilerle görüşmesi gerektiğini savundu.
Münih’te ABD, Fransa ve Suudi Arabistan başta olmak üzere birçok ülke yetkilisinin Suriye’deki Kürt temsilcilerle temas kurduğunu aktaran Çakır, buna karşın Ankara’nın aynı yönde adım atmamasını eleştirdi. İlham Ahmed’in, Türkiye’nin kendileriyle görünmek istemediğini ancak Münih’teki faaliyetlerine de engel olmadığını söylediğini hatırlattı.

“Suriye’deki Kürtler ile diyalog ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine de katkı sağlar”
Çakır, Suriye’deki Kürtlerin son dönemde güç kaybetmiş olsalar bile azınlıklar arasında hâlâ en örgütlü siyasi aktörlerden biri olduğunu belirterek, bu kesimle kurulacak diyaloğun Türkiye’deki Kürtler açısından da olumlu bir etkisi olacağını ifade etti. Böyle bir adımın “terörsüz Türkiye” söylemiyle yürütülen sürece katkı sunabileceğini dile getirdi.
İktidar yanlısı medyanın Münih’teki fotoğrafları “teröristler” ifadesiyle vermesini de eleştiren Çakır, Türkiye’nin daha önce “terörist” olarak nitelendirdiği Esad yönetimiyle temas kurabildiğini, ancak Suriye Kürtleriyle görüşmekten kaçınmasını çelişkili bulduğunu söyledi.
Türkiye’nin bölgede ve ülke içinde etkili bir Kürt siyasi varlığını kabullenmekte zorlandığını savunan Çakır, bu yaklaşımın ne Türkiye’ye ne de bölgeye fayda sağlayacağını belirtti. Kürtlere karşı “yukarıdan bakan” bir dil yerine diyalog ve saygı temelinde bir politika geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kendisine zaman zaman “Kürtçü” denildiğini ancak Kürt kökenli olmadığını söyleyen Çakır, kendisini “Kürt dostu” olarak tanımladığını belirtti. “Kürt dostu olmak, Kürt düşmanı olmaktan kat kat iyidir” diyen Çakır, Ankara’nın da benzer bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini vurguladı.






