Ağır Ekonomi’de bu hafta Haluk Levent ve Öner Günçavdı Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeleri, seçim ekonomisi tartışmalarını ve küresel ölçekte yaşanan paradigma değişimini değerlendirdi. Programda, açıklanan dış ticaret verileri ve hanehalkı bütçe anketleri üzerinden dikkat çekici tespitler paylaşıldı.
Ağır Ekonomi’de bu hafta Öner Günçavdı ve Haluk Levent, küresel düzeyde olup bitenlerin Türkiye’ye yansımasını değerlendirdi. Haluk Levent, TÜİK verilerinde gelir ve harcama dağılımına ilişkin çarpıcı bir tabloyla karşılaştıklarını söyleyerek, en zengin yüzde 10’luk kesimin harcamalarının gelirinin 1,12 katına ulaştığını, buna karşılık düşük gelir gruplarında harcama/gelir oranının yüzde 70’lerde kaldığını söyledi. “Normal bir ekonomide alt gelir gruplarının harcama ile gelirinin birbirine yakın olması, üst gelir gruplarının ise tasarruf edebilmesi beklenir. Son iki yılda tablo tersine dönmüş görünüyor” diyen Levent, bu durumun teknik bir hesap hatası olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi. Levent, “Yanlış hesaplamış olabilirim, TÜİK bir açıklama getirirse memnun olurum. Ama ortada açıklanması zor bir durum var” dedi.

“Emeklilik sistemimiz iflas etti”
Öner Günçavdı kamuoyunda artan “seçim ekonomisi” tartışmalarına değinerek, bu tür politikaların uzun vadede ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. “Seçim ekonomisi iyi bir şey değildir, vazgeçin” diyen Günçavdı, geçmişte emeklilere yönelik desteklerin seçim sonuçlarını garanti etmediğini hatırlattı.
Sosyal güvenlik sisteminin yapısal sorunlarına dikkat çeken Günçavdı, “Bizim sorunumuz EYT meselesi değil, Bizim emeklilik sistemimiz, sosyal güvenlik sistemimiz iflas etmiş durumda. Bu konuda ne yapacağız? Biz bunu konuşmamız lazım. Şimdi tarıma ve hayvancılığa destek veriyorlarmış herhalde. Bunlar güzel şeyler. Keşke daha önce, daha planlı yapılsaydı” dedi.
Özel sektörün dış borcu arttı
Programda özel sektörün artan dış borcu da gündeme geldi. Günçavdı, 2018 krizi öncesinde yaklaşık 200 milyar dolar seviyesinde olan özel sektör dış borcunun yeniden 200–250 milyar dolar bandına yükseldiğini belirterek, “İşletmeler önünü göremiyor. Eğer seçim sonrası genişlemeci bir politika izlenirse enflasyon kontrol edilemez hale gelebilir” dedi.
Küresel ölçekte ise yeni bir ekonomik paradigma arayışının hız kazandığı vurgulandı. Haluk Levent, Ocak ayında yayımlanan Dani Rodrik’in “Shared Prosperity in a Fractured World :A New Economics for the Middle Class, the Global Poor, and Our Climate” adlı kitabına atıf yaparak, ihracat odaklı sanayileşme modelinin artık sürdürülebilir olmadığını söyledi. Levent, “İklim krizi ve otomasyon, düşük ücretlere dayalı büyüme modelini imkânsız hale getiriyor. Orta sınıfın çöküşü demokrasiyi de zorluyor” dedi.








