Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı

Yasadışı bahis çoğu zaman büyük para trafiği, kapatılan siteler ve soruşturma dosyalarındaki rakamlarla gündeme geliyor. Ancak bu yapı sadece sanal ortamdaki oyunculardan ibaret değil. Sistemin arka planında, farklı görevlerde çalışan ve büyük bölümü gençlerden oluşan geniş bir ağ ve emek sömürüsü var. Canlı destek hattında mesajlara yanıt verenler, banka hesaplarını kullandıranlar, başkalarının hesaplarını toplayanlar… Birbirlerini tanımayan bu kişiler, aynı organizasyonun farklı halkalarında yer alıyor.

Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı
Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı

Canlı destekte bir gece

Önünde açık bir bilgisayar var. Bir yandan harıl harıl yazıyor, diğer yandan masadaki sohbeti kaçırmamaya çalışıyor. Yüzündeki memnuniyetsizlik dikkat çekiyor. Uzun süre izledikten sonra ne yaptığını soruyorum. Kısa bir duraksama oluyor. “Neden sordunuz?” diyor, çekinerek. Masadakiler araya giriyor, “yabancı değil” diyorlar.

Bunun üzerine anlatmaya başlıyor, adının kullanılmaması şartıyla… Bir yasadışı bahis sitesinde canlı destek biriminde çalıştığını söylüyor. Ekran başında, gece boyu siteye bağlanan oyuncuların mesajlarına yanıt verdiğini, teknik sorunlardan bonus taleplerine kadar her konunun önüne düştüğünü anlatıyor. Ayaz, bir yandan otomatik mesajları yönlendiriyor, bir yandan konuşmayı sürdürüyor.

Anadolu’nun küçük bir kentindeki üniversiteden 2019 yılında mezun oldu. Aylarca iş aramasına rağmen bulamadı. Covid-19 pandemisinin patlak vermesiyle de herkes gibi eve kapandı.

Evden çıkamazken, internette geçirdiği süre giderek arttı. Derken yakın bir arkadaşı, bir iş imkânından bahsetti: “Asgari ücretin üç katını kazanıyorum. Sen de yapmak ister misin?” Ayaz, “Açıkçası para cazip geldi. Zaten başka seçeneğim de o dönemde yoktu” diyor.

İsim yok, yüz yok, talimatlar yukarıdan

Önce bir aylık bir eğitim aldı. Kimseyle yüz yüze gelmedi, her şey uzaktan yürütülüyordu. Eğitimden sonra ‘canlı destek’ olarak işe başladı. Herhangi bir kullanıcı adı ile bir panel açılıyor, oyuncular ile buradan iletişim kuruyordu. Üst kademedekileri hiç görmedi. İsim yok, yüz yok. Talimatlar yukarıdan geliyor ama yukarının neresi olduğunu bilmiyor.

Oyuncular için yasadışı bahis sitelerine ulaşım kolay olsa da çalışanlar için bu ağın kapalı bir yapı olduğuna dikkat çeken Ayaz, “Dâhil olmak için referans gerekiyor. Aksi takdirde girilemiyor. Bana o sitede çalışan bir başka arkadaşım referans oldu. Sitedeki kimse birbirini tanımaz. Herkesin bir kullanıcı adı var. Zaten sistem de bu bilinmezlik sayesinde kendini var ediyor ve koruyor,” diyor.

Zamanının büyük kısmını ekran başında geçiren Ayaz, görüşmelerin çoğu teknik destekle sınırlı kalsa da zaman zaman bambaşka hikâyelerle karşılaşıyor:

“Kaybedip ağlayanlar oluyor. ‘Son paramı verdim, her şeyimi kaybettim’ diyerek bonus isteyenler, maaşını yatırdığını, kredi çektiğini, ailesinden para aldığını anlatanlar var.”

Bu mesajların psikolojisini nasıl etkilediğini, suçluluk hissedip hissetmediğini sorduğumda uzun bir sessizlik oluyor. Sonra “Bize ‘oyuncunun parasını düşünmeyin. Sistem onu zaten filtreler’ derlerdi. Filtre dedikleri şey, oyuncunun ne kadar dayanabileceğini ölçen bir algoritmaydı. Ama yine de ilk zamanlar etkiliyordu, üzülüyordum. Ama sonra alışıyorsun” diyor.

Ayaz, aklında kalan bir görüşmeyi, bu alışma sürecinin kırılma noktası olarak tarif ediyor ve kendi tabiriyle “robotlaşmaya” da o zaman başlıyor:

“Bir gece orta yaşlarda bir adam bağlandı. Oyunda kaybetmiş. Tüm parasının tükendiğini, bu alışkanlıktan bir türlü kurtulamadığını yazıyordu. Başlarda otomatik mesajları yönlendirdim. Sistem kuralı gereği canlı desteğe bağlanan bir oyuncuyu sistemden çok gerekçeli bir sebebin olmadığı sürece atamıyorsun. Adam yazdıkça yazıyordu. En sonunda hâline üzüldüm ve yazışmaya başladım. Adamın eşi bu alışkanlığı yüzünden evi terk etmiş, işini gücünü kaybetmiş. Bir sürü de borcu varmış. Tam üç saat yazıştık. Normalde yasak olmasına rağmen en azından borçlarını ödeyene kadar oynamamasını önerdim. Haklısın dedi, sistemden çıktı. Bir gün sonra aynı adamı tekrar oyunda gördüğümde içimde bir şeyler değişti. O saatten sonra suçluluk hissetmemeye başladım. İnsanların kendi tercihi diye düşündüm. Bir anlamda robotlaştım.”

Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı
Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı

VIP oyuncular, milyonluk kayıplar

Ayaz, canlı destek biriminde herkesin aynı muameleyi görmediğini de söylüyor. Yüksek meblağlarla oynayanlar, “VIP” olarak tanımlanan oyuncular var. Bu oyuncuların kim olduğu, isimleri önceden kendilerine bildiriliyor ve işlemlerinin hızlandırılması talimatı veriliyor.

Onlar büyük oynuyor, büyük kaybediyor. Ayaz, anlatmaya devam ediyor:

“Bir iş adamı vardı. Oyuna girdiğinde bize mesaj gelirdi. Bir gecede 10 milyon kaybettiğini gördüm. Ve kılı kıpırdamaz, her gün oyuna girerdi. Bir yandan 200-300 bin kaybedip ağlayanlar, diğer yandan 10 milyon kaybedip sanki hiç kaybetmemiş gibi oynamaya devam edenler… Sadece futbol maçlarına bahis yapanlar yok bu sistemde. Rulet, slot ve anlık geri dönüş alan oyun oynayanlar ağırlıkta. Mesela bir gün biri, o anda oturduğu kafede hesabı ödeyecek parayı kazanmak için oyuna girdi.”

“Ben ne masumum ne de suçlu”

Bu sistemin yasadışı olmasından dolayı kendini tehlikede hissedip hissetmediğini soruyorum. Ayaz, soruyu bekliyormuş gibi hemen yanıtlıyor:

“Elbette hissediyorum. Ama başka bir seçeneğin var mı diye de sormak lazım. Bugün buradan çıkıp bir işe girsem, maaşım otomatik olarak asgari ücret seviyesine düşecek. Kaldı ki denedim de. Daha fazla dayanamadığım bir dönem işten çıktım ve düzenli bir işe girdim. Verdikleri ücret asgari ücretin bir tık üstüydü ve 12 saat çalışıyordum. Ona rağmen küçülmeye gidiyoruz diyerek işten çıkardılar. Başka da bir iş bulmayınca yeniden bu işe döndüm. Kimse hayalindeki işi bırakıp buraya gelmiyor. Mecbur kaldığı için geliyor. Ama yine de yapılacak iş değil.”

Görüşmenin sonuna geldiğimizde Ayaz’ın da mesaisi bitmiş, bilgisayarı kapatmıştı. Kan çanağına dönen gözlerini bana çevirip, “Ben ne masumum ne de suçlu. Hiç kimseyi zorla oynatmıyorum. Herkesin içinde bulunduğu bir çarkın ufacık bir dişlisiyim. Ben olmasam da bu çark dönmeye devam edecek” dedi.

Önce hesabını kiraladı, sonra başka hesapları topladı

Ayaz gibi Ömer de ekonomik sıkışmışlık içinde bu ağlarla ilişki kurdu. Daha 19 yaşında bir üniversite öğrencisi. Yasadışı bahisle ilk teması, liseden yeni mezun olduğu dönemde, arkadaş ortamında oldu. Üniversiteyi kazanamamıştı ama özel bir üniversiteye gitmek istiyordu. “Hesabını kiralayacaksın, paranı alacaksın” dediler. Ailesine yük olmadan parasını toparlayabileceğini düşünerek teklifi kabul etti.

İlk temas, Telegram ve WhatsApp üzerindendi. Kendi adına bir hat ve e-posta açtırıldı. Banka hesap bilgilerini verdi. O noktadan sonra tüm kontrol çetenin eline geçti. Bahis sitelerindeki oyuncular tarafından para yatırılan hesap yaklaşık bir ay kullanıldı ve bu süreçte Ömer’den hiçbir bankacılık işlemi yapmaması istendi. Karşılığında 8 bin TL aldı.

Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı
Yasadışı bahisin görünmeyen yüzü: Canlı destek hattı

Bir haftada 15 hesap

Tanımadığı bir kişi aracılığıyla, yeni hesaplar bulması karşılığında hesap başına 40 bin lira önerildi. Bir haftada 15 hesap topladı. Teklifi neden kabul ettiğini ve hesapları nasıl topladığını anlattı:

“18 yaşındasın, kanın kaynıyor. Üniversite parasını daha hızlı toplarım diye tamam dedim. Başlarda da bu işin bu kadar büyük bir suç olduğunu fark edemedim. Hesapları tamamen arkadaş çevremden buldum. Zaten herkes yapmak istiyordu. Kolay para gibi geliyordu. Ben yaptım, bir şey olmadı; sen de yap şeklinde konuşuyorduk. İnsanları kandırarak hesapları toplayanlar da vardı. Ama ben kimseye yalan söylemedim.”

Toplanan hesaplar, yüz yüze buluşmalarla bir aracıya teslim ediliyor. Ömer, sistemin hiyerarşisini ilk kez bu noktada fark ettiğini söylüyor. “Bu işte aracı çok” diyen Ömer, “Ben sadece alt tabakayı gördüm. Hesapları verdiğim kişi başkasına, o da bir başkasına ulaştırıyordu. İşin başındaki insanları biz hiç görmedik. En yetkili gördüğüm kişi, site yöneticisi olarak bildiğimiz bir galericiydi. Onun görüştüğü kişinin de Kıbrıs’ta olduğunu duymuştum” diyor.

“Üniversitelerde adamları var”

Ömer, bu kısa sürede toplamda 700-800 bin lira civarında para aldı. Üniversitelerde bu ağlar adına çalışan kişiler bulunduğunu, öğrencilerin bire bir ikna edilmeye çalışıldığını anlatıyor:

“Türkiye’de nereye elini atsan bir yasadışı bahis sitesi var. Üniversiteye gidip de bu teklifi almayan neredeyse yoktur. Hatta daha geçen gün üniversitede birisi önümüzü kesip bizi ikna etmeye çalıştı.”

İşi bırakmasına yol açan şey, bir dolandırıcılık vakası oldu. Şebeke adına hesabını topladığı gençlerden biri, sahte bir aramayla kandırıldı:

“Arkadaşı biri arıyor, siteden olduğunu söylüyor, hesabının şifresini istiyor. Arkadaş da inanıyor, veriyor. Tabii hesaba oyunculardan yatan 100 bin lira buhar oluyor. Sonra bizi aradılar, parayı sordular. Dolandırıldığımız ortaya çıkınca, o borca karşılık iki hesap getirmemiz istendi. İlk hafta bulamadık. Zor duruma düştük. İkinci hafta bulup verdik. O an ilk kez bu işin tehlikeli olduğunu anladım.”

“Bırakmak istediğimde tehdit edildim”

“Toplasanız iki ay bile çalışmadım” diyen Ömer, bırakmak istediğini söylediğinde tehdit ettiklerini, korkutmaya çalıştıklarını ancak Telegram’dan ve WhatsApp’tan iletişimde olduğu numarayı engellediğini söyledi. Ardından İstanbul’a gitti ve özel bir üniversitede okumaya başladı. Bugün geçimini bir kafede çalışarak sağlamaya çalışıyor. Ancak geçmişi hâlâ peşini bırakmış değil. Yakın zamanda hesap hareketliliği nedeniyle ifadeye çağrıldı:

“Çok korkuyorum. Ceza alır da üniversiteden atılırsam diye. Benim dışımda hesabını aldığım bir arkadaş da soruşturma geçiriyor. Şimdi bakıyorum da çok büyük bir hata yapmışım. Kolay para dedik ama hiç kolay değil. Kaldı ki çoğumuz bu işin bu kadar büyük bir suç olduğunu da bilmiyorduk. Aklı olan bu işe girmez.”

Haber: Müzeyyen Yüce


Müzeyyen Yüce kimdir?

Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü mezunu. Mesleğe 2013 yılında DHA’da stajyer olarak başladı. Antalya Körfez Gazetesi, Gazete Duvar ve Artı Gerçek’te muhabir olarak çalıştı. Meslek hayatına, serbest muhabir olarak devam ediyor.

Proje hakkında

Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.