Yazar Ayşe Burçak “Aşklar ve Hayaletler” isimli ilk öykü kitabını Müge İplikçi’ye anlattı. Burçak; aşkın farklı hallerini, yarım kalmış hikâyelerin “hayaletlerini” kendini keşfetmeye çalışan queer kimlikleri ve kadın karakterlerin gri alanlardaki kırılma anlarını kitabı üzerinden anlattı.
Queer kimlik hikayesi
Yazar Ayşe Burçak ilk kitabı Aşklar ve Hayaletler üzerine konuştu. Kitabında queer bir kendini keşif hikâyesine yer veren Burçak, Beyza’nın bir kadın arkadaşına ilgi duymaya başlaması ile yaşadığı iç çatışmayı şöyle anlattı:
“Kendi zihninde sadece o arkadaşın değil; annesini, babasını, memleketinde ona baskı kurabileceğini düşündüğü herkesin hayaletini görüyor.”
Burçak, karakterin inkâr cümlesi ile ilgili: “Ben öyle biri değilim diyor sadece. Ne olduğunu bile söylemiyor” dedi. Yazar, öyküyü “kendini keşfetmeye çalışan bir queer hikâye” olarak tanımladı.
Yarım kaldığı için insana musallat olan hikayeler
Kitaptaki öykülerin ortak temasının aşk olduğunu söyleyen Burçak, aşkın sadece sevgiliye duyulan aşk olmadığını insanın kendisine de, arkadaşına da duyabileceği aşk olduğunu söyledi. Ayşe Burçak:
“ Her öyküde aşk teması var. Tabii bu sevgiliye duyulan aşk olmak zorunda değil. Ebeveyne duyulan sevgi, kedimize duyulan aşk, arkadaşa duyulan aşk da olabilir. Hep bir hayalet teması da var. Bildiğimiz anlamda hayalet değil. Hayaletten kastım da kitabımın son cümlesi; Yarım kaldığı için insana musallat olan hikayeler” dedi.
Kitaptaki gri bölgeler için insanların genelde de gri olduklarını düşündüğünü söyleyen Burçak gri bölgeler hakkında şunları söyledi:
“Ben insanların iç dünyasında ne olup bittiğini, dile getiremedikleri şeyleri merak ediyorum. Çok standart, sıradan hayatlar süren, en sıradan görünen insanların bile bir derdi var. Kalem beni buraya götürüyor. O griliği yazabiliyorum. Kimsenin iyi ya da kötü olduğunu düşünemiyorum.”
Burçak, karakterlerinin hep bir eşikte olmasının sebebiyle ilgili; insanın sürekli seçimlerin eşiğinde olduğunu, çok standart hayatlar sürseler bile tek bir karar vererek hayatlarını şekillendirebilecek olduklarını ve o eşikte olma halini sevdiğini söyledi.

Kitap tanıtım bülteni
“Birkaç yıl önce yaşadığım ve pek de kimsenin umrunda olmayan trajedinin benden çok daha güzel, zengin ve çok daha şanslı birinin daha başına geldiğini ve onu böylesine darmadağın ettiğini dışarıdan izlemek ilginç, hatta neredeyse keyifliydi. Ona acımıyor, içinde bulunduğu kederden tuhaf bir haz alıyordum. Dünyanın adaleti bir nebze olsun sağlanmıştı sanki.”
Saplantılı âşıklar, hayaletlerinden kurtulamayanlar… terk edip gidenler, aptal ve yalnız hissedenler… hayatın son demlerindeki Cemil Beyler, yaşamı güzelleştiren kedi bireyler…
Ayşe Burçak Aşklar ve Hayaletler’de, alışılmadık öykü karakterleri yaratıyor, onların iç dünyalarına sızıp iyi ve kötü arasındaki geçişkenlikleri, gri alanları keşfetmemizi sağlıyor. Örneğin, bir caninin dahi zihnine sızıp bakış açısını ortaya seriyor. Ya da “masum” görünenin bile ne denli acımasızlaşabileceğini gösteriyor… Hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını usulca hatırlatıyor bizlere.








