İSTANBUL (Medyascope, Ajanslar) – İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı seçildiği 2019’dan bu yana birçok soruşturmaya muhatap olan, hakkında çok sayıda dava açılan, siyasi yasak istenen ve diploması iptal edilen Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı ve CHP’lilerin “19 Mart darbesi” olarak nitelendirdikleri operasyonların üzerinden bir yıl geçti. CHP, 19 Mart’ın 1. yılında İBB Başkanlığı’nın bulunduğu Saraçhane’de miting düzenledi. Şef Editör Gamze Elvan, tüm gelişmeleri canlı anlatım sayfamızdan sizlere aktardı. Medyascope Haber Müdürü Göksel Göksu ve Medyascope Ankara Muhabiri Özgecan Özgenç de Saraçhane’den izlenimlerini paylaştı.
Canlı aktarım sayfamızı kapatıyoruz. Gelişmeleri buradaki linkten okuyabilirsiniz.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon haberlerimizin tamamını okuyun.
- İmamoğlu’na düzenlenen operasyon videolarımızın tamamını izleyin.
Gözaltılar var
Medyascope Ankara Muhabiri Özgecan Özgenç'in aktardığına göre Saraçhane'de kalabalık dağılmaya başladı fakat bir grup genç gözaltına alındı. Kaç kişinin gözaltına alındığı bilinmiyor.
Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitingi öncesinde ANKA Haber Ajansı'na konuştu.
Karayalçın, şunları kaydetti:
"Geçen yıl Altan Öymen, Hikmet Çetin ve ben bir aradaydık. Altan Bey'i kaybettik. Hikmet Bey'in sağlığı iyi değil. Ben buradayım ama asıl önemlisi on binler burada. Bu süreçte Cumhuriyet Halk Partisi’ni ve hapishanedeki arkadaşlarımızı yalnız bırakmayan İstanbullular, Türkiye'nin değişik yerlerinden gelen yurttaşlarımız burada. Önemli olan onların varlığıdır. Direniş bir yıl içinde çok güçlü bir biçimde ortaya çıktı. Arkadaşlarımız çıkana kadar da Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı adayımız olana kadar da bu devam edecektir inancını taşıyorum. Buradan hapishanedeki tüm arkadaşlarıma, kardeşlerime, başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Bayramlarını kutluyorum."
Sizlere mitingden fotoğrafları aktarmak istiyorum:
Özel, Akın Gürlek'e yüklendi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in iddia ettiği malvarlığına ilişkin konuştu:
Turpun büyüğü belli küçüğü 1:50. Onu da biliyor musunuz? İşte o her darbede, her kumpasta aparat olanlar kısa süreli de olsa bazen menfaat elde edebilirler. Makam ve mevki elde edebilirler. Ama milletin vicdanını bunları unutmaz. Gerçekler teker teker ortaya çıkar. 19 yıl devlet memurluğu yapmış, en yüksek maaştan ömür boyunca bir kibrit kutusu bile almamış, bir bardak su bile içmemiş olsa bütün maaşlarına biriktirse 45 milyon TL edecek birisinin üzerinden 452 milyon liralık taşınmazlar, daireler, arsalar çıktı. Belgelerin altında ezildi. Hiçbirisine yanıt veremedi. Bugün bir ekran görüntüsüyle tapu kayıtlarının bazı illerine filtre diyerek, dört evim var diye gösterdi. 4 tane evin üçünü yeni alındığında ilişkin ikonlar yanında duruyordu. Bunları yanıtlamak yerine dün 12 taşınmaz söyledim. Yedisinin ID numaralarını verdim. Bu yayın bitince bütün basını 12'nin de ID numaralarını geçeceğiz. Diğer beş tanesi de geldi. Bu ID numarası sisteme girince o taşınmazdaki o işlemi gösteriyor. ID numarası doğru değil diyemiyor. Ben bunu satın almadım, sonra satmadım diyemiyor. Sadece, 'Bende dört tane var' diyor. Bakın, şimdi buradan kendisine sesleniyorum: Bugün ekranda görünmeyen, dün açıkladı Avcılar Ispartakule Bizimevler Projesi'nde 2024’ün yedinci ayında evrak bildirimi yapmışsın. Bizzat evrak emlak vergisini yatırmışsın. Ayrıca yine ablasına geçiyorum dün söylediğimiz mesai İstanbul evlerinde bugün bende yok diyorsun. İyi ki 3 milyon her ay 2 milyon taksit ödediğin ödeme çizelgesini, belgesini, masanın resmi evrakı olarak basınla paylaşıyorum. Buradan açıkça Erdoğan’a sesleniyorum: Kirli aparatın malvarlığı açıklansın. Açıkladığım ID numaralarını sisteme girin ve ona ait olmadığını gösterin. e-devlet elinizde, yapamıyorsunuz. İki e-devlette bütün taşınmazları dökün. Mal beyanını Türk Lirası, döviz, altın cinsinden verdiği mal beyanını açıklayın. İki aydır elindeki taşınmazları satanın karşılığında aldığı paraları bu milletin bilmeye hakkı var. Bir darbeye kalkışacaksınız, alıp bu insanları iftiraya zorlayacaksınız, iftira atarsan çıkar çocuğa kavuşursun diyeceksiniz. Malına çöktüğünde şu kadar vereceksin diye avukat yollayacaksınız, ondan sonra da hiç çekinmeden pişkin pişkin oturup orada duracaksınız. Bu millet tüy bitmemiş yetimin hakkını size yedirmez. Yedirmeyeceğiz. Peşini bırakmayacağız.
Sevingül Bahadır kürsüye çıktı, Zülfü Livane'nin "Yiğidim Aslanım" türküsünü söyledi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel‘in Mesa Evleri'nde bir dairenin ödeme çizelgesine ilişkin açıkladığı belge paylaşıldı:
İlkay Akkaya Saraçhane mitinginde konuştu:
"Yaşama hakkı elinden alınan çocukların, kadınların, sokak hayvanlarının yanındayız. İnancından, etnik kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ötekileştirilenlerin yanındayız. İşçi sınıfının, gençlerin, yoksulların, tüm mazlumların yanındayız"
Akkaya, Adnan Yücel'in "Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek" şiirini okudu:
"Ey her şey bitti diyenler, korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler. Ne kırlarda direnen çiçekler, ne kentlerde devleşen öfkeler henüz elveda demediler. Bitmedi, daha sürüyor o kavga ve sürecek, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!"
İlkay Akkaya Saraçhane mitinginde konuştu:
"Yaşama hakkı elinden alınan çocukların, kadınların, sokak hayvanlarının yanındayız. İnancından, etnik kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ötekileştirilenlerin yanındayız. İşçi sınıfının, gençlerin, yoksulların, tüm mazlumların… pic.twitter.com/LYTIHes04n
— Medyascope (@medyascope) March 18, 2026
İlkay Akkaya sahnede:
Sanatçı İlkay Akkaya, Saraçhane mitinginde türkü söyledi
➡️ https://t.co/5zPowAngRG pic.twitter.com/TQeGjLlhas
— Medyascope (@medyascope) March 18, 2026
Özgür Özel kürsüye çıkarken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasında Ekrem İmamoğlu'nun pankartı asıldı.
Özgür Özel kürsüye çıkarken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı binasında Ekrem İmamoğlu'nun pankartı asıldı@goksugoksel
➡️ https://t.co/5zPowAngRG pic.twitter.com/s3kraIxhEX
— Medyascope (@medyascope) March 18, 2026
Özgür Özel, CHP'nin 100. mitinginin Çanakkale'de yapılacağını duyurdu.
Özgür Özel kürsüde
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kürsüye çıkarak 19 Mart'ta yaşanan süreci anlattı, "Bir yıl önce, bir iftar vaktiydi. Ekrem Başkan'ın 31 yıllık diplomasını iptal ettiler. Hem de diplomayı veren fakülte direndiği halde, dekan 'olmaz' dediği halde, her sorulduğunda 'diploma geçerli' dedikleri halde... Zorlayarak, bastırarak, dekanı istifa ettirerek, en nihayetinde İşletme Fakültesi'nden değil; işi diploma vermek, denklik vermek değil, boya yapmak, ring seferlerini düzene koymak olan İstanbul Üniversitesi'nin Yönetim Kurulu'ndan diploma iptaline gittiler. İşte o gün artık hiç kimsenin, hiçbirimizin elindeki devletin verdiği hiçbir kağıdın bir önemi, bir kıymeti kalmadı. Ne tapu tapuydu artık, ne evlendirme cüzdanının bir anlamı vardı. Bankada parası olan da güvenemezdi, hisse senedi alan da. İşte o gün birileri bu devleti devlet yapan toplum sözleşmesinin, anayasanın altına dinamiti koydular. O gün devlete olan güveni boşa çıkarıp milleti birilerinin elinde oyuncak etmeye çalıştılar" dedi.
Bu süreçte CHP'ye destek olan herkese teşekkür eden Özel, "Biz gücümüzü okyanusun ötesinden almıyoruz. Biz gücümüzü Trump'tan almıyoruz. Biz gücümüzü bu meydandan, bu meydanın mücadele azminden, Atatürk'ün emaneti Cumhuriyet'ten, onun en önemli kazanımı sandığa inananlardan, seçme hakkına sarılanlardan, seçtiğine sahip çıkanlardan alıyoruz. Biz gücümüzü sizden alıyoruz! Ve gücümüzü sonuna kadar koruyacağız ve asla ve asla hiç kimseyi geride bırakmayacağız" diye konuştu.
Özgür Özel'in konuşmasının arasında Onur Akın kürsüye çıkarak "Bekle Bizi İstanbul" türküsünü söyledi.
Sanatçı Onur Akın, Saraçhane'deki mitingde "Bekle Bizi İstanbul" türküsünü söyledi@ozgecanozgenc
➡️ https://t.co/5zPowAngRG pic.twitter.com/ePLploslTD
— Medyascope (@medyascope) March 18, 2026
Özgür Çelik, Saraçhane'deki kalabalığın fotoğrafını paylaştı:
"Silivri’de boş tarlalarda drone uçurarak algı yapmaya çalışanlar, buraya bakın. Millet evinde, Saraçhane’de!"
Medyascope’un WhatsApp kanalına katılın!
Gündemi yakından takip etmek isteyenler için bir seçeneğimiz var: WhatsApp kanalı.
WhatsApp kanalımıza katılarak günün öne çıkan haberlerine, önemli gelişmelere ve Medyascope içeriklerine doğrudan ulaşabilirsiniz.
Özgür Özel mitinge eşi Didem Özel ile geldi, otobüse geçerken İmamoğlu’nun kızı Beren İmamoğlu ile sarıldı
https://twitter.com/medyascope/status/2034340309425926449?s=20
İmamoğlu'nun sesi meydanda
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Çanakkale Zaferi'ne dair kaleme aldığı yazı, yapay zekâ aracılığıyla seslendirildi.
İmamoğlu'nun sesi, Saraçhane Meydanı'nda yankılandı.
Ekrem İmamoğlu'nun mesajı şöyle:
Aziz milletim. Bugün bu toprakların hafızasına cesaretle, sabırla ve imanla kazınmış büyük bir destanın yıl dönümünde sizlere sesleniyorum. Çanakkale Zaferi, sadece bir savaşın kazanılması değil; tarihi, nice şanlı zaferlerle dolu olan Türk ordusunun ve iradesi sarsılmaz milletimizin boyun eğmeyeceğinin, pes etmeyeceğinin ve kanının son damlasına kadar bu vatanı müdafaa edeceğinin bütün dünyaya ilanıdır.
Çanakkale'yi anlamak, yalnızca geçmişi anmak değildir. Çanakkale'yi anlamak; atalarımızın bize bıraktığı mirası, bugün kim olduğumuzu ve yarın nasıl ayakta kalacağımızı da anlamaktır. Çünkü Çanakkale'de savunulan sadece bir boğaz değildi. Savunulan, bir milletin şerefi, haysiyeti, iradesi ve istikbalidir. Yedi düvelin karşısında yoklukla, yoksullukla, acıyla ama sarsılmaz bir kararlılıkla duran atalarımız bize şunu öğretti: Bu milletin asıl gücü silahında değil inancında, servetinde değil vicdanında, makamında değil yüksek şahsiyetindedir.
Anafartalar'da, Conkbayırı'nda, siperlerin içinde ölümle burun buruna gelen o kahramanlar, bu ülkeyi kendileri için değil; kendilerinden sonra gelecek milyonlar için savundular. Biz bugün bağımsız yaşayabilelim diye toprağa düştüler. Biz bugün başı dik bir millet olabilelim diye şehit oldular. Gözünü bile kırpmadan toprağa düşenler; yalnız düştükleri toprağı değil, aynı zamanda umudu, imanı ve geleceğe olan inancı savundular.
O büyük mücadelenin bağrından bir irade doğdu. Darmadağın olmuş, işgal edilmiş, yoksul bırakılmış bir memlekette bu yüce millet ayağa kalktı. Yılmadı, teslim olmadı, korkmadı. Önce Çanakkale'de dur dedi, sonra Kurtuluş Savaşı'nda kaderini kendi elleriyle yazarak tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu, küllerinden doğdu.
Bu yüzden Çanakkale'yi anarken, Cumhuriyeti, Cumhuriyeti anarken de onun kurucu kararlılığını unutmamak gerekir. Bu memleket masa başında kurulmamıştır. Bu devlet başkalarının lütfuyla doğmamıştır. Bu Cumhuriyet, boyun eğmeyenlerin, imkansızlığa teslim olmayanların, 'Ya istiklal ya ölüm' diyenlerin eseridir.
Bugün bize düşen, bu mirası aynı ciddiyet, hassasiyet ve inançla yüreklerimizde taşımaktır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum' sözü, yalnızca savaş meydanında verilmiş bir emir değildir. Bu söz milletimizin karakterini özetleyen bir kararlılıktır. Vatanı müdafaanın ilk ve son adımıdır. Bu söz makamı değil sorumluluğu, konforu değil fedakarlığı ve bu millet için gerektiğinde yaşamı değil şahadeti kucaklamanın adıdır.
Millet birdir, bayrak birdir, vatan birdir, devlet milletin evidir. O eve göz diken kim olursa olsun, hangi unvanı taşırsa taşısın, hangi makamda oturursa otursun, karşısında bu milletin iradesini bulacaktır. Millet olarak en yüce görevimiz Çanakkale'den Sakarya'ya, savaş meydanlarından Cumhuriyete; atalarımızın verdiği büyük mücadelenin hedefini yerine getirmektir. Bu hedef, nice şehidin uğruna canını verdiği bu toprakları savunmak, tam bağımsız olmak, güçlü bir devlet olmak ve millet olarak adalete, refaha, muasır medeniyetler seviyesine kavuşmaktır.
"Bu topraklardaki asıl güç..."
Birbirimizden başka kimsemiz yok. Bu millet içinde barındırdığı her ferdiyle yekvücut olmak ve her mücadeleye hazır olmak zorundadır. Bu ülkenin muhafazakarı da bizimdir, seküleri de bizimdir. Milliyetçisi de bizimdir, sosyal demokratı da bizimdir. Anadolu'nun sessiz insanı da bizimdir, büyük şehirlerin yorgun gençleri de bizimdir. Çünkü Çanakkale'de omuz omuza yatanlar, birbirlerine benzedikleri için değil, aynı milletin evladı oldukları için yan yana düştüler. Biz, birbirimizle kavga edelim diye değil; tarihin sonuna dek bu cennet vatanda el ele, kol kola yaşayalım diye gözlerini kırpmadan şehit oldular. O yüzden bu milletin yaşam tarzına, inancına, kimliğine, şerefine göz diken bir bölücülüğün her daim karşısında duracağız. Bu milletin birlikteliğini, korkular üzerinden değil, ortak kader üzerinden büyüteceğiz. İnsanlarımızı tehdit ederek değil, birbirine emanet ederek yürüyeceğiz. Çünkü bu topraklardaki asıl güç, birbirine üstün gelmeye çalışanların değil, bütün farklılıklarına rağmen bir arada kalmayı başaranların gücüdür.
Ama birlik demek, haksızlık karşısında susmak da değildir. Çanakkale, nasıl ki vahşi emperyalizme karşı bir direnişse, bugün de millet iradesini içeride baskıyla, dışarıda onay arayışıyla kuşatmak isteyen anlayışa karşı dimdik durmak, bizlere şehitlerimizin mirasıdır. Bu ülkenin kaderi, ne yabancı başkentlerde yazılır ne de milletin iradesini hiçe sayan kapalı odalarda belirlenir. Türkiye Cumhuriyeti icazetle kurulmadı, icazetle yönetilmeye de razı olmaz.
Bizim pusulamız Washington, Londra, Moskova, Pekin, Dubai değildir. Başka başkentler değildir, başka güç odakları değildir. Bizim pusulamız Ankara'dır, Sivas'tır, Erzurum'dur, Çanakkale'dir. Bu milletin yüksek şahsiyeti ve haysiyetidir. Kim bu milletin başını öne eğmeye kalkarsa, kim bu memleketin iradesini dışarıya bağımlı hale getirmeye çalışırsa karşısında Çanakkale ruhunu bulacaktır.
"Biz bu memleketi seviyoruz"
Bazıları sanıyor ki bir insanı susturunca bir fikri susturmuş olurlar. Bazıları sanıyor ki bir bedeni duvarların ardına koyunca milleti de çaresiz bırakırlar. Oysa bu toprakların tarihi bunun tam tersini defalarca göstermiştir. Bu millet, zoru gördüğünde dağılmayı değil, toparlanmayı mecburiyet addetmiş bir millettir. Baskı arttığında korkuya teslim olan değil, Hakk'ın ve vicdanın etrafında yeniden kenetlenen bir millettir.
Bugün bu ülkenin en büyük ihtiyacı öfkesi olan ama aklını kaybetmemiş, yarası olan ama umudunu yitirmemiş kararlı ama adil bir iradedir. İntikam değil, adalet gerekir. Ayrışma değil, birlik gerekir. Korku değil, güven gerekir. Ve en çok da milletin parasını, emeğini, geleceğini, gençliğini hoyratça harcayan bu düzene karşı temiz bir vicdan gerekir. Biz bu memleketi seviyoruz. Bedel ödemeyi göze alacak kadar seviyoruz. Bu ülkenin çiftçisini, işçisini, emeklisini, esnafını, atanamayan gencini, geleceğinden kaygı duyan annesini, borcun yükü altında ezilen babasını, umudunu yitirmek istemeyen her ferdini seviyoruz. Senelerimizi hapislerde geçirecek, çocuğumuzun ilk kez baba deyişini duymamayı göze alacak, sağlığımızdan vazgeçecek, gerekirse ölecek kadar çok seviyoruz. Onun için konuşuyoruz. Onun için direniyoruz. Onun için susmuyoruz.
Çanakkale bize şunu da öğretir: Bir milletin en büyük yenilgisi düşmanın ateşi altında verdiği kayıp değil, kendi kaderine yabancılaşmasıdır. Buna izin vermeyeceğiz. Bu milletin çocuklarına yeniden onurlu, güvenli, müreffeh ve güçlü bir ülke bırakmak boynumuzun borcudur. Biz korkunun siyasetine teslim olmayacağız. Biz milleti birbirine düşürerek ayakta kalmaya çalışan anlayışa teslim olmayacağız. Biz Cumhuriyeti sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda milletin kula kul olmama iradesi olarak görmeye devam edeceğiz. Evet, aynı kararlılıkla söylemeye devam edeceğiz. Bu memleketin bağımsızlığına, birliğine, hukukuna ve geleceğine göz diken hiçbir güç karşısında geri adım atmayacağız. Çünkü biz, Çanakkale'de toprağa düşenlerin, Sakarya'da direnenlerin, büyük taarruzda yürüyenlerin, Cumhuriyeti kuranların mirasçısıyız. Çünkü biz, bu ülkenin sahipsiz olmadığını bilenlerdeniz. Çünkü biz, milletin iradesinin zindana sığmayacağını bilenlerdeniz. Ve çünkü biz, Türkiye'nin yeniden ayağa kalkacağına, bu karanlığı aşacağına, devlet ile millet arasına örülen bütün duvarların yıkılacağına yürekten inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere Çanakkale'de destan yazan bütün kahramanlarımızı rahmetle, minnetle ve sonsuz saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun. Ne mutlu bu vatan için yaşayanlara! Ne mutlu bağımsızlığı namus bilenlere! Ne mutlu bu cennet vatan için şehit olanlara!
İşte İmamoğlu'nun mektubu
Ekrem İmamoğlu’nun Silivri’den gönderdiği mektup:
Merhaba Saraçhane, merhaba dünyanın en güzel şehri, canım İstanbul. Silivri Zindanı’ndan milletin evi Saraçhane’ye yürek dolusu bir merhaba… Kıymetli İstanbullular; benim onurlu, yiğit, güzel yürekli hemşerilerim, sizleri saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hasretle kucaklıyorum. Bu mübarek ayın sonuna gelirken, Ramazan Bayramınızı kutluyor, ülkemize adalet, bereket ve huzur getirmesini diliyorum. Sevgili kardeşlerim; 1 yıldır büyük bir adalet ve demokrasi mücadelesi veriyorsunuz. Cumhuriyet’in vatandaşa sağladığı tüm hak ve hürriyetlere göz dikmiş, millet iradesini hiçe sayan bir avuç insana karşı hukuku ve demokrasiyi, milli iradenin onurunu savunuyorsunuz. Yüz yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ne dediyse, bugün siz de aynısını söylüyorsunuz: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Sizlerle gurur duyuyorum. Her birinize yürekten teşekkür ediyorum, sağ olun, var olun.
"Ateş gibi gençlerimiz var"
Her türlü zulme rağmen, bizim içimiz umut ve iyilik dolu, sevgi ve hoşgörü dolu; ülkeyi yoksulluğa, adaletsizliğe, umutsuzluğa sürükleyenlerin ise akıllarını kötülük, yüreklerini korku sarmış. Serbest ve adil şartlarda bir daha asla seçim kazanamayacaklarını biliyorlar. Çeyrek asırdır kendilerine verilen bütün kredileri tüketenler tükettiler. Bir daha asla milletin gönlüne giremeyeceklerini biliyorlar. O yüzden, siyasi rakiplerini yargı eliyle saf dışı etmek, milli iradeyi baskı altına almak için zalimleştikçe zalimleşiyorlar. Zalimin zulmü varsa, bizim de aslan gibi yüreğimiz, dağ gibi dimdik, eğilmez başımız, seçimlerde bükemedikleri bileğimiz var. Demokrasinin ve aydınlık geleceğimizin önüne dikilmek istenen tüm barikatları yıkıp geçen, ateş gibi gençlerimiz var. Zalimin zulmü varsa, bizim de darbeye karşı, milletin evi Saraçhane’ye, aziz bir emaneti korur gibi sahip çıkan milyonlarca hemşerimiz var. Zalimin zulmü varsa, adalete susamış milletimizin de engin vicdanı, haysiyeti ve feraseti var.
Bu ülkede her iktidar, milletten aldığı yetkiyi millete teslim etmeye mecburdur. Hükümetler gelir geçer, milletin hükmü baki kalır. Silivri Zindanı’nda kurulmuş, özel maksatlı bir mahkeme ile tarihin akışını tersine çeviremezsiniz. Gözlerden uzak tutulmaya, milletten gizlenmeye çalışılan bir yargılamayla, milletin egemenlik hakkını tutsak edemezsiniz. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, millet adına karar verme sorumluluğuyla kurulmuş, adaletin tecelli edeceği bir yer değildir. ‘Silivri Zindan Mahkemesi’, serbest ve adil seçimlerden ölesiye korkan, siyasi rakibini yok etmek için yargının arkasına sığınmış bir kötü aklın eseridir. Orada yürümekte olan dava, ülkemize zarar veren, geleceğimizi riske atan bir büyük siyasi hırsı gizlemek için dikilmiş bir kılıftır. Her tarafı dökülen, dikiş tutmayan, bu sözde hukuki kılıfla hiçbir kötülüğü örtemezsiniz.
Bu davanın amacı; gerçeği aramak, adaleti sağlamak değil, seçim yenilgisinden kaçma telaşıdır. Ancak, böyle davalarda hükmü millet verir. Böyle davalarda son sözü millet sandıkta söyler. 19 Mart 2025 günü bir zafer kazandıklarını, koltuklarını nihayet sağlama aldıklarını zannedenler, bugün daha da büyük bir korku ve çaresizlik içindeler. Çünkü hesapları milletten döndü. Millet bu kötülüğü, bu adaletsizliği kabullenmedi. Şimdi aziz milletimiz, son sözü söylemek için gününü bekliyor. O gün gelecek ve millet ne derse o olacak. Bu ülkeyi her türlü kötülükten, her nevi badireden yine milletin azim ve kararı kurtaracak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik kürsüye çıkarak İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu.
Çelik, "Seçilmiş İl Başkanı" olarak çağrıldı.
Hatırlatalım, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, 38. İstanbul Kongresi soruşturması kapsamında görevinden alındı, Gürsel Çelik Başkanlığa kayyum olarak atandı.
Çelik bu süreçte yapılan olağanüstü kongrelerde güven oyu alarak yeniden CHP İstanbul İl Başkanı seçildi, mazbatasını aldı ama mahkeme bu kararı tanımadı.
Yargı süreci devam ediyor.
DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, demokrasi çağrısı yaptı, "Ülkemizi şiddet mağduru kadınlar, okula aç giden çocuklar, geleceğinden umudu kesen gençlerin ülkesi haline getirmelerine izin verecek miyiz? Hayır! Anlayın artık, hayır diyoruz! Seçilmiş belediye başkanlarımızı, siyasetçileri, sendikacıları ve gazetecileri serbest bırakın. Demokrasi işçinin ekmeğidir! Demokrasi yoksa ekmek de yoktur. Baskıyı ve zulmü kendi iktidarlarının güvencesi olarak görenler bilsinler ki; bu ülkenin tüm değerlerini üreten halktan daha büyük bir güç yoktur. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi, 19 Mart'ın yıldönümünde Saraçhane'de miting düzenliyor. Şimdiye kadar neler oldu?
- Yeryüzü sofrası kuruldu.
- Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi öğrencileri konuştu.
- Dilek Kaya İmamoğlu kürsüye çıkarak adalet çağrısı yaptı.
- Mansur Yavaş kürsüden operasyonlara tepki gösterdi.
- Özgür Çelik, Ekrem İmamoğlu'nun mesajını okudu.
- İmamoğlu'nun sesi meydanda yankılandı.
- Özgür Özel kürsüye çıktı.
- Onur Akın ve İlkay Akkaya türkü söyledi.
Mansur Yavaş: "Nerede adalet?"
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş kürsüye çıktı. En yakın seçimde iktidarı değiştirmek ve ülkeye daha iyi hizmet etmek istediklerini vurgulayan Yavaş, şunları söyledi:
En yakın seçimde iktidarı değiştirmek ve ülkeye daha iyi hizmet etmek istiyoruz. Bu yapılan operasyonlar maalesef bizi engellemek için yapılan işler. Halktan yana politikaları gördüler. Halktaki memnuniyeti gördüler. Kendileri yıllar önce bir yasa çıkardılar, dediler 'Artık kimse gece vakti evinden alınmayacak. Karakoldan yazılı tebliğat gidecek, neden çağrıldığı bildirilecek' denildi. Şimdi sabaha karşı evler basılarak, davet edilmek yerine belediye başkanları yaka paça gözaltına alınıyor. Hazırlık soruşturmaları gizlidir ancak verilen ifade daha avukatların eline gelmeden bakıyorsunuz yandaş basınlarında yayımlanıyor. Bu suçtur. Bunlar hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Nerede adalet?
Mansur Yavaş sözlerine şöyle devam etti:
Ben mübarek günlerdeyiz. Hiç dinleyeceklerine inanmıyorum ama Maide suresinde şöyle diyor: 'Bir topluluğa olan kininiz asla sizi adaletsizliğe sevk etmesin' diyor. Belki bundan anlarsınız. Yaptığınız iş, duyduğunuz kin sonucu insanları suçsuz yere hapse atmak, adaletsiz davranmaktır. Bunun hesabını elbette öbür dünyada vereceksiniz. Evet, her cuma cumaya gidenler bilir, hutbede imam sözlerini tamamlar: 'Hükmettiğiniz zaman Cenabı Allah adaletle hükmetmenizi emreder' der. Nerede adaletle hükmetmek, nerede?
Dolayısıyla sevgili İstanbullular, bizler belediye başkanları olarak bu hukuksuz uygulamaları gördükçe daha fazla çalışıyoruz. Daha fazla halkın memnuniyetini artırmak istiyoruz ki inşallah yapılacak en erken seçimde Türkiye'deki iktidar değişecek ve bundan sonra gerçek hukukun üstünlüğü olan, herkese adil olan, hiç kimsenin yargılanmaktan korkmadığı, yargılanırken de emin olduğu sistemi mutlaka getireceğiz. Rövanş hukukunu ortadan mutlaka kaldıracağız. Kapınız sabaha karşı çalındığı zaman zannetmeyin ki polis geldi, acaba ihtiyacı olan birisi mi geldi diye hiç endişe etmeden kapıyı açacağımız günler gelecek. Türkiye bunları vaat ediyoruz. İnşallah anayasaya bağlı hukukun üstünlüğüne ve herkese uyan bir hukuk sistemini hep birlikte gerçekleştireceğiz. Diyorum ki delilleri topladınız. Delilleri topladınız ki davayı açtınız, iddianame ortada. Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Hala niye tutuklu tutuyorsunuz? Serbest bırakın, adli tedbirleri uygulayın. Bu insanların ömründen çalmayın. Kaldı ki hasta olan belediye başkanlarımız var. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor onları içeride tutuyorsunuz hala?
Evet sevgili İstanbullular, biz dayanışma duygularımızı ifade etmek için bugün buraya geldik. Her zaman Ekrem Başkanımızın ve diğer başkanlarımızın arkasındayız. Onlara güveniyoruz. Onların adil yargılanmalarını, tutuksuz yargılanmalarını istiyoruz ve inşallah yapılacak en erken seçimde de dilediğimiz özgür, bağımsız, herkesin huzur içerisinde yaşadığı bir Türkiye'yi vaat ediyoruz.












