Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Hürmüz Boğazı’ndaki baskıyı kırmak için Avrupa’dan askeri destek isterken, Avrupa başkentleri bu çağrıya mesafeli. Liderler, hem askeri etkinliğe hem de siyasi sonuçlara dair ciddi soru işaretleri taşıyor. Peki Avrupa neden Trump’a İran konusunda yardım etmiyor?
Haber özeti
- ABD, Hürmüz Boğazı için Avrupa’dan askeri destek talep ediyor ancak Avrupa ülkeleri mesafeli.
- Avrupa, savaşın başlatılma şekli ve müttefiklerle danışılmaması nedeniyle askeri katkı sağlamayı reddediyor.
- NATO’nun doğası gereği böyle bir operasyona dahil olamayacağına dair Avrupa’da yaygın bir görüş var.
- Öte yandan savaşın uzaması, ekonomik ve siyasi sonuçları nedeniyle Avrupa için ciddi bir risk.
ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında Avrupa’dan daha fazla askeri destek talep ederken, Avrupa ülkeleri bu çağrıya açık bir mesafe koyuyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda İran’ın yarattığı baskıyı kırmak için Avrupa donanmalarının devreye girmesini isteyen Washington’a karşı, Avrupa başkentlerinde ortak bir çekince oluşmuş durumda: Bu savaş ne onların savaşı ne de sonuçları kontrol edilebilir görünüyor.
Avrupa neden Trump’a yardım etmiyor? Birkaç başlıkta anlatalım:
“Bu savaşı biz başlatmadık”
Avrupa’nın en temel itirazı, savaşın başlatılma şekli.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ilk saldırıları müttefiklerle istişare edilmeden gerçekleştirildi. Irak savaşında olduğu gibi bir uluslararası bir zemin hazırlama çabası olmadı, herhangi bir “gönüllüler koalisyonu” kurulmadı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz bu durumu açık ifadelerle dile getirenlerden: “ABD ve İsrail bu savaştan önce bize danışmadı. İran konusunda hiçbir zaman ortak bir karar alınmadı. Dolayısıyla Almanya’nın askeri olarak katkı sağlaması söz konusu değil.”
Savaşın ilk aşamasında Avrupa’dan yalnızca üslerin kullanımı talep edilirken, petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte daha geniş bir askeri katkı istenmesi de Avrupa’da rahatsızlık yarattı. Özellikle Washington’un operasyonun kapsamına, süresine ya da hukuki çerçevesine dair net bir çerçeve sunmaması bu mesafeyi derinleştirdi.
NATO tartışması: “İttifakın görevi değil”
Trump’ın NATO’yu devreye sokma çağrısı da Avrupa’da karşılık bulmadı.
ABD Başkanı, ittifakın yükümlülüklerini hatırlatarak Avrupa ülkelerini eleştirirken, Avrupalı liderler NATO’nun doğası gereği böyle bir operasyona dahil olmayacağını vurguluyor.
NATO’nun 5. maddesi yalnızca bir üye ülkeye doğrudan saldırı durumunda işletiliyor ve ittifakın tarihsel rolü savunma üzerine kurulu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de “NATO doğrudan bu işin içinde değil” diyerek sınır çizmişti.
Bu nedenle Avrupa açısından mesele yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kurumsal bir çerçeve sorunu olarak görülüyor.
İşe yarar mı?
Avrupalı liderlerin bir diğer temel çekincesi, operasyonun askeri açıdan ne kadar etkili olacağı.
Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik sorunu, büyük donanmalardan çok asimetrik tehditlerle şekilleniyor. Silahlı küçük İran botlarının bile petrol tankerlerine ciddi zarar verebildiği bir ortamda, Avrupa donanmalarının dengeyi değiştirip değiştiremeyeceği belirsiz.
ABD Donanması’nın dahi bu tehdidi tamamen ortadan kaldıramadığı düşünüldüğünde, Avrupa’nın katkısının neyi değiştireceği sorusu yanıtsız kalıyor.
Asıl hesap şu: Savaşın uzaması istenmiyor
Avrupa’nın en kritik hesaplarından biri ise ekonomik ve siyasi sonuçlar.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim petrol fiyatlarını yükseltiyor ve bu durum hem Avrupa hem de ABD ekonomilerini doğrudan etkiliyor.
Avrupalı yetkililer, Trump’ın bu tür baskılara özellikle finansal piyasalar ve kamuoyu üzerinden tepki verdiğini düşünüyor. Bu nedenle bazı başkentlerde, Hürmüz’deki tıkanmanın aslında Trump’ı savaşı daha hızlı bitirmeye zorlayabilecek nadir kaldıraçlardan biri olduğu görüşü hakim.
Başka bir deyişle Avrupa, askeri katkı sağlayarak bu baskıyı azaltmak yerine, mevcut durumun Washington üzerinde bir baskı unsuru olarak kalmasını tercih ediyor.
Avrupa’nın asıl kabusu: Savaşın yan etkileri
Avrupa açısından asıl risk, savaşın doğrudan askeri boyutundan çok sonuçları.
Ekonomik olarak çökmüş, siyasi olarak istikrarsız bir İran, yeni bir göç dalgasını tetikleyebilir. Bu da Avrupa’nın zaten kırılgan olan iç dengelerini zorlayabilir.
Bu nedenle Avrupa başkentlerinde temel yaklaşım şu: Savaşı büyütmek değil, mümkün olan en kısa sürede sınırlamak.
Kaynak: New York Times







