Ortadoğu, tarihinin en kritik ve kaotik dönemlerinden birinden geçerken ABD ve İsrail’in İran’a yönelik operasyonları bölgeyi geri dönülemez bir eşiğe sürüklüyor. Gazeteci İslam Özkan’ın sunduğu “Dünya Alem” programına konuk olan akademisyen ve dış politika analisti Soli Özel, bölgedeki sıcak gelişmeleri, suikastların stratejik anlamını ve küresel sistemde beklenen sarsıntıları derinlemesine analiz etti.
İstihbarat savaşı ve “adem-i merkeziyetçi” direniş
Programın açılışında İran Millî Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani’nin öldürülmesinin ardından İsrail’in İran İstihbarat Bakanı’nı öldürdüğüne dair iddialar ele alındı. Soli Özel, İsrail’in bu tür operasyonlardaki “teyit edilmemiş başarı” geleneğine dikkat çekerek Laricani’nin ardından İstihbarat Bakanı’nın da (eğer haber doğruysa) saf dışı bırakılmasının İran yönetimi için çok ağır bir darbe olduğunu vurguladı. Ancak Özel’e göre bu suikastlar, direniş ekseninin karar alma mekanizmasını tamamen felç etmeye yetmeyebilir.
Özel, özellikle Hizbullah ve İran’ın karar alma süreçlerini “adem-i merkeziyetçileştirdiğini” belirterek “İsraillilerin tek bir yeri ya da iki-üç merkezi vurarak yapıyı tamamen çökertme imkânı ortadan kalkmış durumda. Yerlerini bulmaları giderek zorlaşıyor” dedi. Bu durumun faturasını ise sivil halkın ödediğini, Lübnan’da bir milyondan fazla insanın yerinden yurdundan edildiğini hatırlattı.

Savaşın yeni yüzü: İHA’lar ve “asimetrik” maliyetler
Soli Özel, modern savaş doktrinlerinin bu çatışmayla birlikte kökten değiştiğini ifade etti. Ukrayna Savaşı ile başlayan İHA (İnsansız Hava Aracı) devriminin Ortadoğu’da yeni bir boyuta ulaştığını belirten Özel, ekonomik asimetriye dikkat çekti:
“13,3 milyar dolarlık uçak gemileri ve her biri 6-7 milyon dolar olan füzelerle 30-40 bin dolarlık basit İHA’ları vurmaya çalışıyorsunuz. Bu durum, devasa savunma bütçelerini ve mühimmat stoklarını hızla eritiyor. Bu artık yalnızca bir irade savaşı değil, bir malzeme savaşına dönüştü.”
Savaşın etkilerinin yalnızca askerî alanda kalmadığını, dünya ekonomisinin de ciddi tehdit altında olduğunu belirten Özel, petrol fiyatlarındaki artışın buzdağının görünen kısmı olduğunu söyledi. İran’ın bölgenin en büyük gübre ihracatçılarından biri olduğuna dikkat çeken analist, ekim dönemi yaklaşırken Amerikalı çiftçilerin Trump yönetimine yoğun baskı yaptığını, maliyet artışlarının küresel gıda güvenliğini de sarsabileceğini belirtti.
Türkiye’nin “ince çizgisi” ve yeni kararnameler
Türkiye’nin bölgedeki pozisyonunu da değerlendiren Soli Özel, Ankara’nın bu badirenin dışında kalmak için azami çaba sarf ettiğini söyledi. Dün yayımlanan ve üçüncü ülkelere gidecek malların tetkikini içeren Cumhurbaşkanlığı kararnamesini “İran’a gidebilecek çifte kullanımlı malzemelerin akışını durdurmaya yönelik bir adım” olarak yorumladı.
Özel, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde ilginç bir döneme girildiğini şu sözlerle ifade etti:
- Halkbank dosyası: Yıllardır süren krizin sessizce kapatılması.
- Patriot ve savunma: Uzun süredir çözülemeyen hava savunma sistemlerinin yerleştirilmesi ve NATO sistemleri sayesinde İran’dan gelen füzelerin imha edilebilmesi.
- İş birliği: Türkiye’nin savaşa girmemesi kaydıyla ABD ile kapalı kapılar ardında bir koordinasyon içinde olduğu görülüyor.
Trump’ın şahsiyeti ve “müesses nizam” tartışması
Programın en dikkat çekici kısımlarından biri ABD’deki “müesses nizam” (statüko) tartışmasıydı. İslam Özkan’ın “Trump kirli işleri müesses nizam adına mı yapıyor?” sorusuna yanıt veren Özel, “Hangi müesses nizamdan bahsediyoruz? Trump bütün kurumları kilitledi, kendi adamlarını yerleştirdi. Bu savaş, Amerikan ordusunun veya geleneksel bürokrasinin değil, Trump’ın kendi tercihleridir” dedi.
Özel, 1979’dan beri hiçbir Amerikan başkanının (Oğul Bush dahil) göze alamadığı İran’a doğrudan saldırı kararının Trump’ın “öngörülemez” şahsiyetiyle ilgili olduğunu savundu. “Obama veya Biden’a kafasına silah dayasanız bu savaşı yaptıramazdınız” diyen Özel, Trump’ın sonuçları düşünmeden hareket etme eğiliminin dünyayı ağır bir bedel ödemeye mahkûm ettiğini ekledi.

Sonuç: Kim kazanacak?
Soli Özel’e göre bu savaşın mutlak bir kazananı olması zor; ancak “göreli kazanç” sağlayan tek aktör Rusya:
- Petrol fiyatlarının artması Rus ekonomisine yarıyor.
- Batı’nın silah stokları Ortadoğu’da eridiği için Ukrayna cephesi rahatlıyor.
- ABD’nin küresel prestij ve meşruiyet kırıntıları hızla tükeniyor.
Öte yandan BAE ve Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerinin “huzurlu ve güvenli ticaret bölgesi” imajının ağır yara aldığını belirten Özel, İsrail’in ise askerî başarılarına rağmen diplomatik olarak derin bir yalnızlığa sürüklendiğini, normalleşme süreçlerinin uzun süre rafa kalktığını ifade etti.
Program, bölgedeki “savaş sisinin” henüz dağılmadığı ve nihai tablonun ancak rejimlerin akıbeti belli olduktan sonra netleşeceği tespitiyle sona erdi.








