Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı

Instagram algoritması bu konuyla ilgileneceğimi tahmin etmiş olmalı ki, Başakşehir’de düzenlenen protestoları önüme düşürmeye başladı. Başakşehir Direniş isimli bir grup, İsrail’e destek verdiği iddia edilen Burger King önünde boykot nöbeti tutuyor, bölgelerindeki şubenin kapatılmasını talep ediyor.

Benzer protestoların Üsküdar başta olmak üzere çeşitli bölgelere yayıldığı görülüyor. Oldukça konforlu ve uslu bir aktivizm tarzının ortaya çıktığı anlaşılıyor. İran’ın doğrudan İsrail ve ABD’yi bombaladığı şu günlerde, bizim yerli ve millî İslâmcıların payına hamburgerci protesto etmek düştü. Bu durumdan utananlar da var.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı
Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı

Konforlu aktivizmin doğuşu

Protestocular, “Mahallemizde işbirlikçi istemiyoruz!” sloganını kullanıyor. Boykot ettikleri hamburgercilerin önünde nöbet tutuyorlar. Slogan atıyorlar, Kur’an okuyorlar, ezgi söylüyorlar. Çeşitli kanaat önderlerini konuşturuyorlar. Özellikle çocukların ve kadınların öne çıktığı görülüyor. Erkekler ise daha utangaç.

Bekir Develi utanmıyor ama. Kendini göstereceği hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Mikrofonu kaptığı gibi ağlıyor, tekbir getiriyor, dua ediyor. Büyük ihtimalle oraya da “Fani But Funny” isimli İslâmi stand-up gösterisinden çıkıp gelmiştir. Çabuk unutuldu ama, Starbucks’ı protesto etmek için de fantastik bir eyleme imza atmıştı.

Eylem alanından girişimciliğe

Utanmayanlara diğer örnek, Burger Evim’in kurucusu Ahmet Taha İpek. Hidayete eren Ahmet Taha (fenomen vaizler nedense hep sonradan Müslüman oluyor) Nurcu içerikler üretmiş. Eylem alanlarında hamburger satmayı cihad gibi pazarlıyor. Kişisel başarı hikâyesini büyük bir lobiye rağmen sürdürdüğünü söylüyor. Ve ekliyor, Müslüman zengin olmaktan korkmamalı!

Ahmet Taha, mekânında yeni nesil kanaat önderlerini ağırlamayı ihmal etmiyor. Pop-İslâmcı Altay Cem Meriç ve Küçük Kadir Mısıroğlu (Küçük İbo tadında) Abdullah Kalınsazlıoğlu; yerli ve millî hamburgerlerini yiyip kolalarını içerken, İslâmi goygoy yapmayı ihmal etmiyorlar. Ortaya izleyenleri şişirecek bir tablo çıkıyor. Yerli, dinî, millî de olsa kola adamı şişirir.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı
Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı

İslâmcı erkek utangaçlığı

Yaklaşık 150 gündür protesto ediyorlar. İşletme sahibine sesleniyorlar. Kazançlarının haram olduğunu belirtiyorlar. Çocuklarının boğazından helâl lokma geçmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu tarz eylemleri aslında bir çeşit anne refleksi olarak görebiliriz. Nitekim kadınlar ve çocuklar önde görünüyor. Peki İslâmcı erkeklerde durum nedir?

İslâmcı erkeklerin utangaçlığı dikkat çekiyor. Kendi kuşağından İran’da İslâmcılar devrim yapmış, Afganistan’daki İslâmcılar ise Sovyetler Birliği’ni süpürmüşken, Başakşehir’de hamburgerci protesto etmek erkeklik onurlarına dokunmuş gibi. 30 sene önce en azından bayrak yakıp, konsolosluk basıyorlardı, şimdi o da yok.

Boykotla tanışma heyecanı

Yeni aktivizm içerisinde destansı bir mücadele hikâyesi oluşturuluyor. Sanki her şey 7 Ekim 2023 Saldırısı’yla başlamış gibi bir hava estiriyorlar. Halbuki Filistin-İsrail bağlantılı boykot pratiği oldukça eskidir. Örneğin 25 sene önce de ciddi boykotlar vardı. Cips markalarından toz deterjanlara kadar uzanan listeler olurdu.

Fotokopi makinesinde çoğaltıldığı açık, A4 kâğıdına basılan marka logoları vardı. Ne zaman Filistin gündeme gelse bu kâğıtlar dolaşıma sokulurdu. Bu kâğıtları kim basıyor, kim dağıtıyordu? Bir kermes, protesto ya da dernekten gelmiş olma ihtimali yüksekti. Aslında bu listeler, eve alışveriş yapan kadınlar için hazırlanırdı.

Kadınlar ve çocukların yapabildiği

Sürekli üstenci bir dil kullanılıyor. Bazen mikrofonlarla hamburgercidekilere hakarete varan ifadeler kullanıyorlar. İnsanları videoya çekerek teşhir ediyorlar. Onlara sesleniyorlar, parasını biz verelim, başka bir yerde yemek yiyin diyorlar. İçeride yemek yiyenlere âciz deyip, onların Müslümanlığını sorguluyorlar. Katillerle yemek yediklerini ifade ediyorlar.

İlk boykotu Hz. Muhammed’in Medine döneminde düzenlediğini ve Yahudilerin pazarını boykot ettiğini anlatıyorlar. Protestocular, Hz. Muhammed’in yolunda olduklarını ima ederken, içeride hamburger yiyenleri Yahudilere hizmet eden, kandırılmış kişiler gibi gösteriyor. Kendileri bilinçli Müslüman, toplum ise aşağılanması gereken mahlûklar.

Boykottan geriye kalan

Bu protestolarda tüketim kültürü eleştirilmiyor. Sadece marka problemleştiriliyor. Hamburger yemeyi ve kola içmeyi sanki bir zorunlulukmuş gibi sunuyorlar. Fast food kültürünü kabullenmişler. Amerikan yemekleriyle problemleri yok. Sadece bunun İslâmi sosa batırılmış versiyonunu talep ediyorlar. Bunu da insanlara alternatif olarak pazarlıyorlar.

Halbuki bütün bu alternatif girişimler, boykot edilen ürünlerin tüketimini artırır. Yeni girişimler zamanla ortadan kalkarken, hamburger, kola ve kahveye alışan insanlar gelecekte bunları global markalar üzerinden tüketmeye devam eder. Nitekim Cola Turka örneğinde de benzer bir süreç yaşandı. Kola girmeyen evlere kola girdi ve bu içecek bağımlılığa dönüştü.

Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı
Yusuf Tunçbilek yazdı: Hamburger protesto eden İslamcı erkek utangaçlığı

Beyaz İslâmcılar halkı aşağılıyor

Aslında hamburger, kola ve kahveyi global markalardan tüketmekte büyük bir problem yok. Ciddi bir sosyolojik gözlem yapılsa, buraya giden insanların dar gelirli vatandaşlar olduğu anlaşılır. İnsanlar uygun fiyata bir şeyler yiyip içmek ve biraz da sosyalleşmek derdinde. Bu mağazalara giren insanları düşmanlaştırmak yanlış bir tutum.

Başakşehir ve Üsküdar gibi yerlerde yükselen yeni İslâmcı aktivizm ise konforlu bir getto işi görünümü taşıyor. Hamburger protestocularına Beyaz İslâmcılar denebilir. Bu insanlar Türkiye’deki yeni rejimin gözde vatandaşları. Düzenin bütün imkânlarından yararlanıp, Filistin konusunda konforları bozmayarak vicdan rahatlatıyorlar.

İslâmcı cesaretin sınırı

Özetlemek gerekirse, Başakşehir ve Üsküdar gibi yerlerden çıkan Beyaz İslâmcılar, Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız tavrı sergiliyor. Güçleri olduğunu düşünüyorlar ki, hamburgercideki, kahvecideki insanlara sataşıyorlar. Biz size ısmarlayalım, başka yerde yiyin, bu nasıl Müslümanlık diye racon kesiyorlar. Cesaretleri anca garibana yetiyor.

Sonuç olarak, Türkiye’den İsrail’e ticaret yapıldığına dair iddialar güncelliğini koruyor. Peki bu Başakşehir Direniş, Üsküdar Direniş gibi oluşumlar neden bunu protesto etmez? Neden bulundukları ilçelerden limanlara kadar yürümezler? İslâmcı erkeklerin utangaçlığı bundan kaynaklanıyor. Utanmak insani bir erdemdir. Her şeye rağmen hâlâ utanabilmek değerlidir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.